İRAN'DA İDAM POLİTİKALARI
İran rejimi, İsrail ve ABD ile girdiği savaşı, bölgesel gerilimleri ve tüm siyasal krizleri içeride halka karşı baskı aracı olarak kullandı. Son yıllarda artan idamlar, bu politikanın en çıplak hali olarak öne çıkıyor. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının son yıllarda yayımladığı raporlar, İran’ın dünyada en fazla idam uygulayan ülkelerden biri olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Amnesty International’ın 2025 yılına ilişkin yayımladığı rapora göre İran, tek başına dünyadaki kayıt altına alınabilen infazların büyük bölümünü gerçekleştirdi ve en az 2 bin 159 kişi idam edildi. Bu sayı, bir önceki yıl kaydedilen yaklaşık 972 infazın çok üzerine çıkarak örgütün 1981’den beri tuttuğu kayıtlarda İran için en yüksek seviye oldu.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve ilgili mekanizmalar da İran’daki idam uygulamalarının sistematik biçimde arttığını vurguladı. Amnesty International, bu artışın özellikle muhalefeti sindirmek, korku iklimi yaratmak ve toplumsal muhalefeti bastırmak amacıyla kullanıldığını belirtti. Örgüt, idamların “siyasal baskı aracı” olarak yoğunlaştığını ve savaş koşullarının bu eğilimi daha da güçlendirdiğini raporladı.
HER YIL BİNLERCE KİŞİ İDAM EDİLİYOR
İran İnsan Hakları ve Together Against the Death Penalty (ECPM) ortak raporuna göre, 2025’te en az bin 639 idam doğrulandı. Bu, 2024’e göre yüzde 68’lik bir artış anlamına geliyor ve 1989’dan beri kaydedilen en yüksek yıllık rakam olarak değerlendiriliyor. HRANA ise 2025’te 2 bin 63 idam kaydetti.
İdam sayılarındaki artış yalnızca istatistiksel bir yükseliş değil; aynı zamanda siyasal ve toplumsal dönüşümle de bağlantılı. Rejim, özellikle 2022’de Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan protestolar sürecinde idamları muhalefeti sindirme aracı haline dönüştürdü. 2025-2026 döneminde ise savaş, Ocak 2026 protestoları ve “ulusal güvenlik” suçlamalarıyla bağlantılı davalar bu dalgayı daha da şiddetlendirdi.
Human Rights Watch, Mart 2026’dan itibaren siyasi gerekçelerle en az 28 kişinin idam edildiğini, bunların bir kısmının Ocak protestolarında gözaltına alınan kişiler olduğunu vurguladı.
HUKUK YOK, YARGI YOK
2026 yılına ilişkin ilk değerlendirmelerde, İran yargı sisteminin özellikle “ulusal güvenlik” ve “devlete karşı faaliyet” başlıkları altında açılan davalarda sertleşmeyi sürdürdüğü görülüyor. Bu davaların önemli bir kısmı, 2022 sonrası Rojhilatê Kurdistan’da faaliyet gösteren siyasi tutsakları ve sınır bölgelerinde yaşayan etnik topluluklara mensup kişileri kapsıyor. Uluslararası gözlem kuruluşlarının İran cezaevi ağlarına ilişkin raporlarında, 2026 yılı içinde de infazların sürdüğüne dair kayıtlar yer alıyor. Ancak şeffaflık eksikliği nedeniyle tüm vakalar kamuoyuna açıklanmıyor.
İdam kararlarının önemli bir bölümü, Devrim Mahkemeleri tarafından kapalı yargı süreçleri içinde verildiği için bağımsız doğrulama mekanizmaları sınırlı kalıyor. Amnesty International, bu süreçlerde işkenceyle alınan itirafların delil olarak kullanıldığını, duruşmaların dakikalarla sınırlı kaldığını ve savunma hakkının sistematik olarak ihlal edildiğini belgeledi.
İNFAZ DALGASI
İran’da 2026 yılının ilk ayları, insan hakları izleme mekanizmalarının “infaz dalgası” olarak tanımladığı bir süreçle başladı. İran İnsan Hakları verilerine göre yılın ilk aylarında idamlar kesintisiz sürdü. HRANA’nın yayımladığı saha verilerine göre 5-14 Ocak tarihleri arasında ülke genelinde en az 42 cezaevinde 52 kişi idam edildi. HRANA ayrıca 12-15 Ocak tarihleri arasında en az 22 kişinin daha farklı eyaletlerde idam edildiğini duyurdu. Ocak 2026’nın devamında yayımlanan raporlarda, İran’da yalnızca bir haftalık periyotta 72 kişinin idam edildiği (Şiraz, Meşhed, Birjand, Ahvaz, Yezd, İlam, Kerman, Gorgan ve diğer kentler dahil) kaydedildi.
Bir başka kaynağa göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde en az 160 kişinin idam edildiği, bunların etnik dağılımında Kürt, Beluç ve Arap toplulukların orantısız biçimde yer aldığı belirtildi. Raporda en az 4 kadının da idam edildiği ifade edildi.
Mart ayında Kum kentinde, Saleh Mohammadi, Saeed Davodi ve Mehdi Ghasemi adlı üç kişinin idam edilmesi, Ocak 2026 protestolarıyla bağlantılı dosyalardan yargılananlara idam cezası verildiğini gösteriyor. Aynı dönemde “casusluk” ve “devlete karşı faaliyet” suçlamasıyla idam edilen kişiler arasında İsrail ve ABD ile ilişkilendirme iddiaları üzerinden yürütülen davalar da arttı. Mart-Nisan ayları arasında bu kapsamda en az onlarca infaz gerçekleştirildi.
HER SALI İDAMA HAYIR
“Salı Günleri İdam Cezasına Hayır” kampanyası, 2026 yılı boyunca cezaevlerinden gelen verilerde eş zamanlı infazların arttığını, bazı günlerde farklı şehirlerde aynı anda idamların gerçekleştirildiğini açıkladı. 9 Ocak 2023 tarihinden bu yana idamların durdurulması için başlatılan “Salı Günleri İdam Cezasına Hayır” kampanyası, şubat ayında 350’yi aşkın tutuklunun idam edildiğini ortaya koydu.
Rojhilatê Kurdistan özelinde ise Urmiye, Sinê, Kirmanşan ve Mahabad hattı, idam vakalarının yoğunlaştığı bölgeler arasında gösteriliyor. Bu bölgelerdeki siyasi dosyaların büyük bölümü Devrim Mahkemeleri tarafından kapalı yürütülüyor; bu da infazların bağımsız biçimde doğrulanmasını zorlaştırıyor. Kürtler ayrıca birçok vakada işkenceye maruz kalıyor.
İran idam rejimi hızla suç işlemeye devam ederken, uluslararası insan hakları örgütleri bu infazların hem bireysel yaşam hakkı ihlali hem de geniş bir sivil nüfusa karşı sistematik baskı aracı olduğunu belirterek acil müdahale çağrısı yapıyor.
BİTTİ