Çözümün yalnızca silahsızlanma ve yasal düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Keskin Bayındır, kalıcı barışın ancak eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, anadil hakkı ve demokratik katılımın güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını söyledi.
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Çewlîg’deki bir buluşmada Meclis’ten geçen çerçeve yasayı değerlendirdi. Eş Genel Başkan, çerçeve yasayı “başlangıç” olarak gördüklerini ve hem destekleyip hem denetleyerek tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.
Önder Apo’nun özgürlüğü talebiyle Fransa’nın Strasbourg kentinde 14 yılı aşkın bir süredir devam eden nöbet eylemini Paris’ten gelen bir grup devraldı.
Çerçeve Yasa’yı değerlendiren Kürt siyasetçi İdris Baluken, “Sayın Öcalan'ın müzakere ve çalışma koşulları, çözümün teknik değil, stratejik başlıklarından biridir. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından oldukça hayatidir” diye vurguladı.
Kürt halkının, Humeyni’nin Kürtlere karşı 1979 yılında ilan ettiği cihat fetvasına direnişle karşı durduğunu belirten PJAK, “Ezilen halklar için özgürlük ve demokrasinin garanti altına alınması dışında hiçbir yol bulunmamaktadır” dedi.
Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları Avukatları Derneği (ELDH), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yürürlüğe giren yeni yasayı “önemli ancak kırılgan bir ilk adım” olarak değerlendirdi.
Erdal ve Atakan; Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Mazlum Doğanların takipçileri olarak kendilerini bireysellikten uzaklaştıran, egosunu tümüyle aşan, kolektifleşen, komünal-ortak yaşamı kişiliklerine yediren yoldaşlardı.
Kamuran Tanhan, Çerçeve Yasa’nın çözüm içini önemli bir başlangıç olduğunu ancak eksikliklerinin bulunduğunu belirterek, kalıcı bir çözüm için Önder Apo’nun süreçteki rolü, hukuki statüsü ve çalışma koşullarının netleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Erdal ve Atakan arkadaşlar uçurumun kenarına gelmiş bir halkın yeniden dirilme mücadelesinde, adeta birer şahin gibi kanatlanarak kendilerini tekrardan yaratmış, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne önemli katkılar sunmuşlardır.