ANALİZ

Tüm Haberler

  • Türk devleti için tarih tekerrür ediyor 

    AKP-MHP iktidarının Ortadoğu’da kendisine yönelik gördüğü tehlikeyi dışarda ittifaklar yaparak atlatmayı istediği anlaşılıyor. Bir taraftan  muhalif güçler üzerinde baskı kuruyor; diğer taraftan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni bir tarafa itiyor. 
  • Demokratikleşme şart koşmak değildir 

    Kürt Halk Önderi için özgürlük istenemez; böyle bir şey düşünülemez, gerçekleşmez demek bu sürecin bittiğini ilan etmek anlamına gelmez mi? Bu sürecin en temel muhatabı Kürt Halk Önderi’dir.
  • Barışın bedelini kim ödüyor?  

    Kürtlerin sabrı, Türkiye’nin bir asırdır ertelenmiş demokrasisinin teminatı olamaz. Barış, Kürtlerin devletin çizdiği sınırlara sığdırılması değil; o sınırları bir asırdır dayatan inkâr ve tahakküm düzeninin sona ermesidir.
  • Özgürlük bahşedilmez, alınır* 

    Demokrasi, özgürlük, hukuksal güvence hegemon olanların toplumlara vereceği veya bahşedeceği değerler değildir. Toplumsal güçlerin bizzat kendini örgütlemesi ve inşa etmesi sonucu iktidarların zorunlu olarak alan açtığı ve yetki paylaştığı hususlardır.
  • Demokratikleşme fırsatı kaçırılmamalı 

    Demokratikleşme konusunda tarihi fırsat kaçırılmamalı. Herkes, vicdanlı yaklaşıp görev ve sorumluluğuna sahip çıkmalıdır. Tarih, geç kalanları ve görevlerini yapmayanları affetmez!
  • Hesekê’de yaşananlar ve öz savunmanın önemi 

    Hesekê’deki provokasyona katılmaları için Şam’ın kontrolündeki bölgelerden onlarca kişi getirildi. Halkların provokasyonlara karşı öz savunma temelinde bir direniş hattı örmesi hayati önem taşıyor.
  • Hükümetin adım atması bekleniyor 

     AKP iktidarı şimdiye kadarki tutumunu sürdürürse bu, süreci ilerletme kararlılığının olmadığını gösterir. Çünkü aylar, yıllar geçiyor Kürt sorununu ve çatışmayı ortaya çıkaran koşullarda bir değişiklik olmuyor.
  • Geleceğin hafızası  

    Geleceğin hafızası tam da budur: geçmişi unutmamak kadar, geleceği de başkalarının tarifine, çıkarlarına ve yönlendirmesine bırakmamak.
  • Bir kez daha Kürt demokratik birliği üzerine 

    Tek çare, demokratik birliktir. Başûr dahil her alanda tüm Kürtleri içine alan demokratik birlikle hem imkân ve fırsatlar değerlendirilebilir hem de tehlikeler bertaraf edilebilir.
  • Temel ideolojik bilinç 

    İnsanlığın ilk temel bilinci doğaya yaklaşımıdır. Kürt Halk Önderi buna ilk ideolojik bilinç demiştir. İnsan, kendisini var eden ve yaşatan doğaya saygısını göstermiştir. İlk insan doğaya saygılıdır. Doğayı da kendisi gibi canlı görür.
  • Erkek şiddetine ve egemenliğine karşı 

    Egemen erkek zihniyetini ve sistemini aşan, dönüştüren, egemen erkeklikten özgür ve eşit yaşama ulaşan erkeği yaratan çok yönlü bir mücadelenin her alanda geliştirilmesi gerekir.
  • Sorun doğru teşhis edilsin 

    Kürt Halk Önderi, örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bu açıdan acil durum, bu önderliğin derhal Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak çalışmalarını yürütmesidir.
  • Dün erken, yarın geç, şimdi zamanıdır! 

    Demokratik toplumun/ulusun inşa hamlesi risk ve fırsatı iç içe barındırıyor. Bu sefer rolümüzü layıkıyla oynamak için hem riski hem fırsatı dikkate alıp stratejik mücadele dönemine yüklenirsek varlığın özgürlüğü sağlanabilir.
  • Daha çok birlik daha güçlü mücadele 

    Savaş rantçısı tutumlar kırılmak ve oyalayıcı yaklaşımlar aşılmak isteniyorsa tüm muhalefetin “Demokratik Cumhuriyet” ilkesi ve programı çerçevesinde birlik olması gerekir. Sürecin başarısı için daha çok birliğe ve daha güçlü mücadeleye ihtiyaç vardır.
  • İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalıdır 

    Önderlik özgür çalışır hale gelir ve özgür olmasının önü açılırsa bu süreç ilerler. 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde önemli bir adım atılmış olur. Bu adım Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüyle taçlanır.
  • Ateş altında Kürdistan’ı savunmak 

    ABD öncülüğündeki güvenlik şemsiyesinin çekilmesi ve Bağdat’ın merkezileşme adımları Güney Kürdistan’ın statüsünü tehdit ediyor. Önder Apo’nun Demokratik Birlik Hükümeti çağrısı, bu süreçte ortak Kürt aklı ve savunmasına işaret ediyor.
  • 12 Eylül diktatörlüğüne karşı Demokratik Cumhuriyet  

    12 Eylül diktatörlüğünün karşıtı Demokratik Cumhuriyet'tir ve faşist diktatörlüğün ilkeleri belli olduğu gibi, Demokratik Cumhuriyet'in ilkeleri de bellidir. 12 Eylül diktatörlüğü aşılamaz ve sona erdirilemez değildir.
  • Zindan zindandır! 

    Tayyip Erdoğan süreç ilerlesin diyor ama diğer taraftan gerçekçi olmayan dayatmalar yapılıyor. Eğer süreç ilerletilmek ve başarıya götürülmek isteniyorsa devletin ve iktidarın daha gerçekçi olması gerekir.
  • Kürdistan'da siyasal tercihlerin ekonomi politiği 

    Ekonomik yapı, yüz yılı aşkın süredir Kürt halkının siyasal iradesini kırmayı hedefleyen bir devlet aklının uzantısı olarak şekillendi. Yoksulluk ise Kürdistan’ın “geri kalmışlığından” değil, bilinçli bir sömürgeci iş bölümünden kaynaklanıyor.
  • Tarikat-devlet ittifakı: Kürdistan'da dinin siyasi mühendisliği 

    Devlet, Kürt kimliği yerine “Müslüman kardeşlik” söylemini öne çıkararak ulusal talepleri dini bir çerçeveye hapsetmeyi hedefledi. 1980 darbesinin ardından tarikat ve cemaatleri Kürdistan’da çok daha sistemli biçimde teşvik etti.
  • Demokratik cumhuriyet en geniş ittifakla sağlanır 

    Özellikle de Türkiye gibi bir ülkede demokrasi güçleri en geniş yelpazede bir araya getirilmezse sonuç almak çok zordur. Bu açıdan demokratikleşme isteyen herkes demokrasi için ittifakın önemini görmeli, bu yönlü çalışmalıdır.
  • Masa başında kilitlenmek istenen gelecek 

    Barış, bir teslimiyet protokolü değil; karşılıklı güvenceler, özgür iletişim ve demokratik entegrasyonla kurulan toplumsal bir sözleşmedir. Silahsızlanma ise sürecin ön şartı değil, güven ortamının doğal sonucu olmalıdır.
  • ‘Çerçeve yasa’ nasıl uygulanabilir? 

    Her şeyden önce yasanın kapsayıcı olması ve başta Önder Abdullah Öcalan olmak üzere tüm PKK’lileri ve bağlılarını kapsaması lazım. Önder Abdullah Öcalan, özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulmadan yasanın uygulanması mümkün değildir.
  • Kürt karşıtı habitat 

    Barış süreci yeni bir aşamaya girerken devlet eliyle yaratılan Kürt karşıtı ve savaş yanlısı habitat, sürecin önündeki en büyük risklerden biri olarak beliriyor. Bu habitatın aşılması, barışın kalıcılaşmasının temel koşulu.
  • 6-7 Eylül Pogromu: Devletin sustuğu, halkların hesap sorduğu utanç  

    1955'te Rum, Ermeni ve Yahudilere yapılanlar, son 50 yılda Kürt halkına yapıldı. Aradan 70 yıla yakın zaman geçmesine rağmen Türkiye devleti 6-7 Eylül Pogromu için özür dilemedi, failleri açıklamadı...