ANALİZ
Barış, bir teslimiyet protokolü değil; karşılıklı güvenceler, özgür iletişim ve demokratik entegrasyonla kurulan toplumsal bir sözleşmedir. Silahsızlanma ise sürecin ön şartı değil, güven ortamının doğal sonucu olmalıdır.
Her şeyden önce yasanın kapsayıcı olması ve başta Önder Abdullah Öcalan olmak üzere tüm PKK’lileri ve bağlılarını kapsaması lazım. Önder Abdullah Öcalan, özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulmadan yasanın uygulanması mümkün değildir.
Rêber Apo’nun geliştirdiği özgür iradeli Kürt Çizgisi ve ‘Aktif Dinamiği’ bir özne olarak oluşturmuştur. Rêber Apo’nun politikasının odağında şu vardır: Karşı gücün ne yaptığının farkındadır. Buna karşı bir özne olarak kendi stratejisini geliştiriyor.
Rêber Apo geliştirdiği hamleyle meseleyi masa denklemindeki mücadeleye çekti. Bu tarihi bir hamledir. Anlaşılmayan bu masa denklemi mücadelesidir. Oysa masa denkleminde çelişkiler en üst düzeyde yoğunlaşıyor. Tek rauntluk değildir.
Soykırımın kıskacında olan, paryadan beter bir durumu yaşayan bir toplumsal gerçeklik normal zemin olamaz; uçurumun kenarı olur. Uçurumun kenarında olduğunu bilen insan ancak kanatlanabilir.
Tüm Haberler
-
Halep sonrası: Müteveffa* Türk devlet aklının yeni planı
Kürtler, dayatılan birçok zorluğu tarih boyunca yaşamış ve taşımıştır. Ancak Kürt siyasal ve toplumsal hafızasında kabul edilmeyen tek bir eşik vardır o da teslimiyettir. Bu durum yalnızca siyasal bir tutum değil, tarihsel ve kültürel bir sınırdır.
-
Söylemeye devam edelim, detaylarıyla
Sınırlar aşıldı, duvarlar yıkıldı, zihinlerdeki kalıplar kırıldı ve tüm Kürtler belki de tarihlerinde ilk defa bu düzeyde bir birlik yaratarak bu tehlikeli komployu durdurmayı başardı.
-
Rojava’da yaşanan gerçeklik ve olası bölgesel gelişmeler
Olası bölgesel gelişmelere bakıldığında, her şeye karşı hazırlıklı olmak, ulusal birlik çerçevesinde Kürtlerin önünde duran temel görevlerden biridir. Bu nedenle Rojava’da birlik ruhunu geliştirmek ve gelişmelere hazırlıklı olmak ertelenemez bir görevdir.
-
-
Rojava Günü’nün gösterdikleri
1 Şubat Rojava’yı sahiplenme günü ruhuyla ayakta olunduğunda sadece Rojava değil, tüm Kürtler kazanacaktır. Ancak Rojava’da gerçekleşen mutabakat doğru uygulanacak mı, hala belli değildir. Bu açıdan Rojava’da statü oturana sahiplenme sürmelidir.
-
Rojava: Kürtlerin tarihsel direnişi olmaya devam edecek
7'den 70'e tüm Kürtlerin yüzyıllık hayalini somutlaştıran Rojava devrimi, bugün kazanımlarıyla daha görünür ve anlamlı bir hal alıyor. Rojava deneyimi, halkın kendi örgütlülüğü ve direnciyle ayakta kalabileceğini gösteren önemli bir örnek haline geldi.
-
Tarihsel momentum: Halep’ten sonra
Bugün ortaya çıkan tablo, Kürtlerin artık sadece direnmekle yetinemeyeceğini, aynı zamanda hızlı düşünen, hızlı organize olan ve hızlı tepki veren bir siyasal refleks geliştirmek zorunda olduğunu göstermektedir.
-
-
-
Fabien Gay: Kobanê bize bakıyor, ilkelerimizi sorgulatıyor
Komünist Fransız senatör ve Humanité gazetesinin müdürü Fabien Gay, Rojava’ya ilişkin yazdığı makalede, Kürtlerle nasıl bir dayanışma gösterilmesi gerektiğine ışık tutarken, “Kobanê bize bakıyor, ilkelerimizin gerçek değerini sorgulatıyor” dedi.
-
Rojava’ya saldırı barış sürecine saldırıdır
Rojava’ya saldırının bir yanı da Rojava’daki devrimin temelini atan Önderliğe yönelik olmasıdır. Bu önderliğin yürütmek istediği barış ve demokratik toplum sürecinedir. Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu gerçekliği de görmelidir.
-
-
-
Kamel Bencheikh yazdı: ‘Güçlerin kör noktasında Rojava’
Fransız-Cezayirli bir yazar ve entelektüel Kamel Bencheikh, La Nouvelle Revue Politique (NRP) dergisinde yayınlanan makalasında, Rojava’ya yönelik saldırıları ve direnişi ele alırken, saldırılar karşısındaki sessizliği eleştirdi.
-
Bu halkı durdurmak mümkün değildir
Kim ne kadar saldırırsa saldırsın böyle bir halkı durdurmak, sindirmek, teslim almak, köleleştirmek ve yok etmek artık mümkün değildir. Kürtler adeta yeni bir ulusal dirilişi, birliği ve gelişmeyi yaşamaktadır.
-
Rojava kararını verdi, gerisini sömürgeciler düşünsün
Şam’daki görüşmelerin sonuna gelindi; oyun bitti. Artık farklı bir evreye geçildi. Rojava halkı, yeni bir tarih yazmaya başladı. İnsanlık, DAİŞ ve destekçilerine karşı Rojava’da sergilenen yeni bir direnişe şahit olacaktır.
-
İsviçre Colani’yi ağırlayacak mı?
Geçici Şam Hükümeti Başkanı Ahmed el-Şaraa’nın (Colani), İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) davet edilmesi, ülkede büyük tepkilere yol açmış durumda. Colani’nin bugün WEF toplantılarında konuşması bekleniyor.
-
Suriye’de tertiplenen çok yönlü komplo
Türkiye’nin ‘Kürtler anasını görmesin’ politikasına Suriye’nin geleceği ve özgürlük umudu kurban ediliyor. SDG’yi ve Özerk Yönetim’i zayıflatanlar, bu komployu tertipleyenler Suriye’yi sancısını daha uzun yıllar çekeceği bir karanlığa itiyor.
-
Soykırım içeren büyük komplo
Türk devleti, Kürtlerin varlığını ve kimlik sahibi olmalarını güvenlik tehlikesi olarak kodladı, bunu kuşaktan kuşağa taşıdı. Bugün de Suriye’de Kürtleri soykırım kıskacına almış durumda.
-
Kürt halkının güvenini tazelemesi zor
Kürt halkının, Bahçeli’ye karşı yavaş yavaş da olsa yeşermeye başlayan inanç ve beklenti tohumları, Halep’te üçüncü kattan aşağıya atılan kadın devrimcinin şahsında katledildi. Kürtler, şu anda ayakta ve oldukça öfkeli.
-
Sürecin bozulması mı isteniyor?
Halep’te yapılan saldırılar süreç konusunda kuşkuları artırmıştır. Bu saldırı mevcut süreci sabırla yürüten Kürtlerin baş müzakerecisi Abdullah Öcalan’ı da İmralı’nın perspektiflerini dikkate alan örgütünü de Kürt halkını da zorlamaktır.
-
Halep’te neler oldu?
Çok açık ki; söz konusu saldırı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nı doğrudan hedeflemiş ve süreci provoke etmek istemiştir.
-
Halep’ten çıkan ders: Yeni dönemin çıplak gerçekliği
Uluslararası hukuk, Batı değerleri ve ittifaklara dayalı düzen Kürtler için hükmünü yitirmiştir. Son çivi; Halep’te hastaneler vurulurken, kadın bedeni aşağılanırken, siviller hedeflenirken sergilenen kolektif sessizliktir. Dünya orada susarak bitmiştir.
-
-
Rojhilat: İran krizinin görmezden gelinen merkezi
İran’da yaşananlar, devlet–toplum uyumsuzluğunun açığa çıkmış halidir. Bu uyumsuzluk yeni biçimlerle kendini dayatacaktır. Rojhilat ise sürecin hem tarihsel hafızasını hem de tamamlanmamış imkânlarını içinde barındıran bir merkez olarak öne çıkmaktadır.