GÖRÜNTÜLÜ

Britanya Alevi Festivali’nde onurlu barış ve demokratik toplum çağrısı

Londra’da “Barış güvercini uçsun dünyada” şiarıyla düzenlenen Britanya Alevi Festivali, on binlerce kişinin katılımıyla barış, özgürlük ve demokrasi çağrılarının yükseldiği bir buluşmaya dönüştü.

Avrupa’nın en büyük Alevi festivallerinden biri olma özelliği taşıyan Britanya Alevi Festivali, bu yıl 14’üncüsünü “Barış güvercini uçsun dünyada” şiarıyla Britanya Alevi Federasyonu'nun (BAF) Londra'daki merkez yerleşkesinde gerçekleştirdi. Ana teması “barış” olan ve on bini aşkın kişinin katıldığı festival alanı hınca hınç doldu. Festivalin açılışı, pirler, dedeler ve anaların “barış, adalet ve özgürlük” dilekleri eşliğinde çıraların yakılmasıyla başladı. Yadigar Ana’nın gulbangları ve çıraların yakılmasının ardından deyişler eşliğinde Cemevi’ne bağlı semah toplulukları meydanda semaha durdu. Aşıkların deyişleri, sazı ve sözü on binlerce cana ulaştı.

Ardından İAKM ve Enfield Alevi Kültür Merkezi’ne bağlı 200’ü aşkın çocuk, bağlamalarıyla meydanda yerini alarak sevgiyi, eşitliği, adaleti, hoşgörüyü, paylaşımı ve toplumsal dayanışmayı temalarıyla dillendirdi. Alevi çocuklar deyişlerini seslendirirken kadınlar semaha durdu.

Kırkısraklılar ve Alevi örgütlerine bağlı halk oyunları ekipleri de meydanda sahne alırken, Kürt coğrafyasının farklı folklorik performansları sergilendi.

Alanda demokratik kitle örgütlerinin stantları kurulurken, birçok yazar kitaplarını imzaladı. Kürt Toplum Merkezi ile devrimci sol örgütlerin stantlarına yoğun ilgi gösterildi. Kürt Kızılayı TOV standında satışa sunulan Amedspor formaları da büyük ilgi gördü.

Festival bir panayır havasına dönüşürken, yapılan konuşmalarda güncel siyasal sürece vurgu yapıldı ve barış ile demokratik toplum sürecinin önemi dile getirildi. Alanda deyişler eşliğinde semaha duran kitle, davul zurna eşliğinde halay çekti; kimi zaman da stranlara ve deyişlere eşlik etti.

Sahneden barış, özgürlük ve demokrasi mesajları yankılanırken, özellikle Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik ırkçı ve cinsiyetçi ifadelerine sert tepki gösterildi ve bu sözler faşizan olarak nitelendirildi. Aleviler, Koç’u Kürt kadınlarından özür dilemeye çağırdı.

Açılış konuşmaları kapsamında BAF Eşbaşkanları Eda Özdemir ve Maksut Demir, Enfield Cemevi Eşbaşkanı Birgül Timur, İAKM Cemevi Eşbaşkanları Hasret Bozdoğan ve Kazım Kılıç ile diğer eşbaşkanlar sahneye çıkarak mesaj verdi.

BAF Eşbaşkanı Eda Özdemir, Alevi felsefesinin barış, hoşgörü, eşitlik ve insan sevgisi temelinde şekillenmiş bir yaşam ve inanç yolu olduğunu vurguladı. Alevilerin mazlumdan yana tutumlarının inançlarından geldiğini belirten Özdemir, halkların yıllardır dile getirdiği barış talebinin hâlâ karşılık beklediğini ifade etti. Özdemir, barışın yalnızca silahların susmasıyla değil, adaletin ve eşit yurttaşlığın sağlanmasıyla mümkün olacağını söyledi.

“Demokratik bir yaşam barışın özüdür” diyen Özdemir, “Barış güvercini uçsun dünyada” sözleriyle barışın yalnızca bir temenni değil, insanlığın ortak geleceği olduğunu vurguladıklarını kaydetti.

‘SEYİD RIZA’NIN TORUNLARIYIZ’

İAKM Eşbaşkanı Hasret Bozdoğan da “barış” temasının Aleviliğin özüne yakışan bir çağrı olduğunu belirterek, “Biz Aleviler tarih boyunca acıyı da göçü de yok sayılmayı da gördük. Ama buna rağmen insandan, sevgiden, adaletten ve barıştan yana durmaktan vazgeçmedik. Savaşın değil yaşamın kazandığı bir dünya istiyoruz” dedi.

Enfield Alevi Kültür Merkezi Eşbaşkanı Birgül Timur ise Seyid Rıza’nın zulme karşı duruşuna atıfta bulunarak, Alevilerin hakikat ve özgürlük mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Birgül Timur,  “‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim. Bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim’ diyerek adaletin ve özgürlüğün sesi olan Seyid Rıza’nın torunlarıyız biz. Bizler hakikatini sesini yüzyıllardır taşıyan Pir Sultan Abdal’ın çocuklarıyız. Barış bir hayal değildir. Biz daha fazla savaş ve gözyaşı istemiyoruz. Biz yaşatmak ve yaşamak istiyoruz. Çerağımız barış için adalet için özgürlük için yansın” dedi. 

‘BU ÇAĞRI HAKİKATİ VE VİCDANI İÇİNDE TAŞIYAN HERKESEDİR’

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise konuşmasında, farklı kimliklerin özgürce yaşaması gerektiğini vurgulayarak, “Hepimiz birbirimize Hızır olmalıyız” dedi. Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na değinen Fırat, şöyle konuştu: “27 Şubat’ta İmralı’dan Demokratik Toplum Çağrısı geldi. Bu çağrıyla birlikte yeni bir süreç yaşanıyor. Hepimiz bu sürecin zorluklar içerdiğinin farkındayız. Ancak İmralı’dan gelen çağrılarla Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun sorunlarının üstesinden gelebilecek bir gücümüz olduğuna inanıyoruz. BBu çağrı yalnızca Kürtlere değil; demokrasiye inananlara, Alevilere, sol ve sosyalistlere, emekten ve kardeşlikten yana olan herkese yöneliktir. Bu çağrı, hakikati ve vicdanı içinde taşıyan bütün dostlaradır. Barış sürecini birlikte, el ele büyütmeliyiz. Demokratik siyasetin zeminini güçlendirerek, otoriter anlayışlara karşı barışı daha da büyütmek zorundayız.”

Fırat, barışın 86 milyon için olması gerektiğini belirterek, konuşmasını “Biz barışı; cezaevlerinde tutulan arkadaşlarımız, görevden alınan belediye başkanlarımız, eş genel başkanlarımız ve Sayın Öcalan dahil tüm dostlarımız için istiyoruz.Demokratik bir cumhuriyetin oluşması için, tüm halkların ve kimliklerin kendi varlıklarını özgürce ifade edebildiği bir yapı için çalışmalıyız. Bunun için birbirimizin Hızır’ı olmamız gerekiyor” ifadeleriyle tamamladı.

RAHMİ KOÇ’UN İFADELERİNE SERT TEPKİ

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik ifadelerine sert tepki gösterdi.  Sözde bir fıkra anlattıklarını ve bunu kadın ve Kürt kimliği üzerinden yaptıklarına dikkat çeken Hüseyin Mat, “Allah belanızı versin. Eğer bir şey söylüyorsanız, nasıl bu kimliklere alçakça dil uzatırsınız? Kadına ve Kürt halkının iradesine nasıl bu kadar alçakça bakabilirsiniz? Bunu biz asla kabul etmiyoruz. Eğer bugün IŞİD’e karşı, Irak’ta, Suriye’de Alevilere, Kürtlere, Ezidilere, Süryanilere, Dürzilere o barbarca katliamı yapanlara karşı Kürt kadınları mücadele vermemiş olsaydı daha ağır bedeller öderdik. Daha ağır bedeller öderdik.Onlara inat biz burada bir kez daha o mücadeleyi veren Kürt kadınlara bin defa daha selam gönderiyoruz” dedi. 

‘ONURLU BARIŞIN YANINDAYIZ’

Alandakileri selamlayan Mat, “Direnenler gülmeyi sürdürecek her koşulda. Bayramlarımızda, festivallerimizde, Hıdırellez’de, Newroz’da biz mücadele eden Kürtler, Aleviler, devrimciler faşizme karşı birlik olmanın resmini vereceğiz. Biz kelamlarımızla, halaylarımızla, deyişlerimizle sizin rejiminize karşı direnmeye ve başkaldırmaya devam ediyoruz. O yüzden festivalleri yapıyoruz. Bizim de gülen yüzümüz var. Çökmeyeceğiz. Biz ayaktayız. Biz kırgınlıklarımızla, halaylarımızla sizin rejiminize karşı başkaldırmaya, gülmeye devam ediyoruz diyoruz” diye kaydetti. 

Alevilerin demokrasiye, özgürlüğe, halkların hukukundan yana olan herkesle yürümeye devam edeceklerini kaydeden Mat, barış sürecinin Aleviler açısından önemine vurgu yaptı. Onurlu bir barış istediklerini kaydeden Mat, “Bizim açımızdan da son derece önemli. Biz de diyoruz ki Türkiye’de bir barış olsun. Ama nasıl bir barış biliyor musunuz? Onurlu bir barış. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Türkiye’de yaşayan bütün kimliklerin, devletçilerin özgürce kendilerini ifade edebildiği demokratik bir cumhuriyet istiyoruz. Demokratik cumhuriyette herkesin özgürce kimliğini yaşayabilmesini istiyoruz. O nedenle de diyoruz ki biz onurlu barışın yanındayız” dedi.

Konuşmaların ardından EAKM Kadın Korosu, Cemevi Dostlar Korosu ve Zagros DAF Ensemble sahne aldı. Özellikle Zagros Ensemble’ın def ritimleri ve Kürtçe ezgileri büyük beğeni topladı.

Festivalde ayrıca Gülseven Medar, Lale Koçgün ve Mustafa Özarslan sahne alarak deyişler, klamlar, şarkılar ve türküler seslendirdi.

Londra’da on bini aşkın kişinin katıldığı Alevi festivali; çerağlar, gulbanglar, semahlar, konuşmalar, deyişler, türküler, halaylar ve performanslarla barış çağrısına dönüştü.