Rojava’da son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Rojava Özerk Yönetimi Avrupa Meclisi Üyesi Abdulkerîm Omer, bölgesel ve uluslararası düzeyde yürütülen diplomatik temasların Kürtlerin elde ettiği kazanımlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Son aylarda yaşanan gelişmelerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Omer, Paris’te gerçekleştirilen görüşmeler, ABD’nin özel temsilcisinin temasları, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dahil olduğu diplomatik süreçler ve Şam ile İsrail arasında varılan anlaşmalar birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘KÜRTLERİ BÖLGESEL PAZARLIKLARIN KURBANI HALİNE GETİRMEK İSTEDİLER’
Bölgesel güçlerin Kürtlerin elde ettiği siyasi kazanımları geriletmeye dönük ortak bir yaklaşım geliştirdiğini kaydeden Omer, “Halep’ten başlayarak gerçekleşen saldırılar da bu sürecin ve ittifakın bir sonucuydu” dedi.
Yaşananların Kürtlerin tarih boyunca karşılaştığı benzer girişimlerin devamı niteliğinde olduğunu belirten Abdulkerîm Omer, “Tarih bir kez daha kendini tekrarladı. Kürtleri yeniden bölgesel pazarlıkların kurbanı haline getirmek istediler” ifadelerini kullandı.
‘KENDİ EKSİKLİKLERİMİZİ DE TARTIŞMALIYIZ’
Omer, bununla birlikte Kürt siyasetinin de kendi eksiklikleriyle yüzleşmesi gerektiğini vurgulayarak, yaşanan süreçlerden ders çıkarılmasının önemine dikkat çekti. “Biz nerede yanlış yaptık sorusunu da cesaretle sormamız gerekiyor. Eksikliklerimizi ciddi biçimde tartışmalı ve sonuç çıkarmalıyız. Ancak bütün bunlara rağmen mücadele gücümüz var ve mücadelemiz devam ediyor” diye konuştu.
‘MÜCADELE SADECE KÜRTLER İÇİN DEĞİL, SURİYE İÇİNDİR’
Kürt halkının siyasi, kültürel ve toplumsal varlığını güçlendirerek yoluna devam etmesi gerektiğini belirten Omer, Rojava'daki mücadelenin yalnızca Kürtlerin haklarını koruma mücadelesi olmadığını, aynı zamanda tüm Suriye'nin demokratikleşmesi için yürütülen bir mücadele olduğunu kaydetti.
Demokratik bir anayasa ve demokratik yasalar temelinde yeni bir Suriye'nin inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Omer, “Mücadelemiz Kürt halkının kazanımlarını koruma mücadelesi olduğu kadar Suriye'nin demokratikleşme mücadelesidir” dedi.
‘ROJAVA HALKI KAZANIMLARINI KORUMADA KARARLI’
Rojava halkının kazanımlarını koruma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Omer, kadın öncülüğünde gelişen Rojava modelinin dünya çapında tanındığını ve DAİŞ'e karşı verilen mücadelenin uluslararası kamuoyu tarafından takdir edildiğini belirtti.
Omer, “Kadınların öncü rol oynadığı demokratik model bugün tüm dünyada biliniyor. Rojava deneyimi, dört parça Kürdistan'da ve uluslararası alanda tanınan bir model haline geldi. Rojava'ya yönelik saldırılar sırasında Kürtler dört parçada dayanışma gösterdi” diye ekledi.
‘ENTEGRASYON SÜRECİ AĞIR İLERLİYOR’
29 Ocak’ta başlayan entegrasyon sürecine de değinen Omer, askeri, idari ve kurumsal yapıların Suriye devlet sistemine entegrasyonuna ilişkin görüşmelerin halen sürdüğünü söyledi.
Kürt dili ve kimliğine ilişkin bazı olumlu gelişmeler yaşandığını belirten Omer, Newroz’un resmi bayram olarak kabul edilmesi ve Kürt kimliğinin tanınmasının önemli adımlar olduğunu, ancak bunların yeterli olmadığını ifade etti. Omer, “Kürt halkının temel hakları açısından bu adımlar önemli olsa da tamamlayıcı değildir. Kürt halkının tüm haklarının anayasal güvence altına alınması mücadelesi sürüyor” dedi.
Şam’daki geçiş hükümetinin yaklaşımını da eleştiren Abdulkerîm Omer, entegrasyon sürecinin ağır ilerlediğini belirterek, merkezi yönetimin birçok konuda zaman kazanmaya çalıştığını, ancak Kürt halkının siyasi ve diplomatik mücadele kararlılığını sürdürdüğünün altını çizdi.
‘HAFTADA İKİ SAAT KÜRTÇE KABUL EDİLEMEZ’
Özellikle eğitim alanında yaşanan anlaşmazlıklara dikkat çeken Omer, Şam yönetiminin haftada iki saat Kürtçe eğitim önerisinin kabul edilemez olduğunu söyledi. On yılı aşkın süredir bölgede eğitim sisteminin Kürtçe temelinde yürütüldüğünü belirten Omer, binlerce öğrencinin eğitimini bu sistem içerisinde tamamladığını hatırlatarak, “Bugün eğitim sistemimiz Kürtçe temelinde işliyor. Bunun haftada iki saatlik bir ders düzeyine indirgenmesini kabul etmemiz mümkün değil” dedi.
Omer, Özerk Yönetim'in eğitim komisyonu ile Şam yönetiminin eğitim komisyonları arasında görüşmelerin sürdüğünü belirtti.
Taraflar arasında farklı modellerin tartışıldığını ifade eden Omer, isteyen öğrencilerin Arapça, isteyenlerin ise Kürtçe eğitim alabileceği seçeneklerin de gündemde olduğunu, ancak Kürt halkının eğitim hakkından taviz vermeden çözüm aradıklarını söyledi.
‘YPJ KONUSUNDA UZLAŞMA SAĞLANAMADI’
Askeri alanda da tüm sorunların çözülmediğini belirten Omer, dört tugayın entegrasyonuna ilişkin mutabakat bulunmasına rağmen özellikle YPJ konusunda anlaşmazlığın sürdüğünü ifade etti. Şam yönetiminin YPJ’nin mevcut yapısını kabul etmediğini ve bu gücün İçişleri Bakanlığı bünyesinde değerlendirilmesini istediğini belirten Omer, bu konuda henüz bir uzlaşma sağlanamadığını aktardı.
‘MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’
Bazı siyasi ve askeri başlıklarda görüş ayrılıklarının devam ettiğini kaydeden Dr. Abdulkerîm Omer, buna rağmen demokratik ve siyasi mücadeleyi sürdürme konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Bütün zorluklara rağmen mücadelemizi sürdürüyoruz. Halkımıza söz veriyoruz; sonuna kadar siyasi mücadelemizi ve direnişimizi sürdüreceğiz. Bu sorunları çözeceğimize inanıyoruz” dedi.