Maren Kaminski: Hannover’da Kürt anmasına yönelik polis operasyonu skandaldır

Sol Parti Milletvekili Maren Kaminski, Hannover’de düzenlenen anma programına Alman polisinin saldırısının bir skandal olduğunu belirterek, “Çeşitlilikten bahsedenler Kürtleri kriminalize ediyor” dedi.

Almanya’nın Hannover kentinde Kürt halkının şehitleri anmak amacıyla düzenlediği anma etkinliğine yönelik polis baskınına tepkiler büyüyor. SPD ve Yeşiller’in seçim zaferini kutladığı saatlerde, aralarında yaşlılar ve çocukların da bulunduğu Kürt yurtseverlerin anma törenine kasklı polislerle baskın düzenlendi. Skandal müdahale ve Kürt kurumlarına yönelik kriminalizasyon politikaları Sol Parti (Die Linke) Federal Meclis Milletvekili Maren Kaminski tarafından sert bir dille kınandı.

Baskının yaşandığı saatlerde olay yerinde bulunarak polis terörünü gözlemleyen Die Linke Milletvekili Maren Kaminski, yaptığı yazılı açıklamayla Yeşiller mensubu Belediye Başkanı yönetimindeki Hannover kent idaresine ve polis teşkilatına tepki gösterdi.

Kürt halkının en insani hakkı olan anma hakkının gasp edildiğini belirten Maren Kaminski, “Dün akşam bu müdahalenin insanlar üzerindeki etkisini gördüm: Yas tutmak için bir araya gelen aileler, yaşlılar ve gençlere ağır suç işlemiş kişiler gibi muamele edildi” dedi.

Yeşiller ve SPD’nin ikiyüzlü politikalarını teşhir eden Maren Kaminski, “Bir tarafta şampanya patlatanlar ve zafer konuşmaları yapanlar, diğer tarafta ise yas tutan insanlarla dolu bir salonda miğferli polis güçleri var. Kendilerini çeşitlilik ve yurttaş haklarının savunucusu olarak tanımlayan partiler, hem kentte hem de eyalette Kürt yaşamının kriminalize edilmesinden sorumludur” ifadelerini kullandı.

YASAKLAMA GEREKÇESİ TAMAMEN VARSAYIMLARA DAYALI

Anma etkinliğine yönelik yasaklama kararının tamamen varsayımlara ve uydurma gerekçelere dayandırıldığı ortaya çıktı. Kent yönetiminin hazırladığı yasak kararında, bir bildiride yer alan ifadelerin Google Translate kullanılarak çevrildiği ve buradan "yasaklı örgüte destek" anlamı çıkarılmaya çalışıldığı belirtildi. Çeviri skandalının yanı sıra afişlerde kullanılan renklerin –kırmızı zemin üzerine sarı zikzaklar– tarihsel sembolleri “çağrıştırdığı” iddia edilerek, sekiz yıl önceki başka bir etkinlik gerekçe gösterildi.

Yasak kararının etkinliğe 48 saat kala tebliğ edilerek hukuki yolların bilinçli olarak tıkandığına dikkat çeken Maren Kaminski, “Bir temel hakkı kısıtlayan makamın somut bir tehlikeyi ortaya koyması gerekir; renk kombinasyonlarını yorumlaması ve çeviri yazılımlarına başvurması değil. Bu mantıkla her türlü Kürt kültür etkinliği yasaklanabilir. Esas sorun da tam olarak budur” dedi.

‘ALMANYA SİYASETEN ÇAĞIN GERİSİNDE’

Kürt halkı için şehitleri anmanın, kimliklerinin ve yas kültürlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Maren Kaminski, Kürt toplumuna yönelik genel terör şüphesi yaklaşımının kabul edilemez olduğunu belirtti. PKK’nin Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini duyurduğunu, Türkiye’de de barış görüşmelerinin yürütüldüğünü hatırlatan Maren Kaminski, Alman devletinin baskıcı konseptte ısrar ettiğini vurguladı:

“Türkiye’de dahi barış konuşulurken, Federal Hükümet 1993 tarihli faaliyet yasağını sürdürmeye devam ediyor ve yas törenlerine polis operasyonları düzenliyor. Bu yalnızca orantısız bir uygulama değil; aynı zamanda siyasi açıdan da çağın gerisinde kalmış bir yaklaşımdır.”

KONU FEDERAL MECLİSE TAŞINACAK

Maren Kaminski, yaşanan skandalı Federal Meclis gündemine taşıyacağını ve federal kurumların rolü konusunda hükümete parlamenter soru önergeleri yönelteceğini açıkladı.

Die Linke, kent ve eyalet yönetiminden operasyonun Hannover Belediye Meclisi ve Aşağı Saksonya Eyalet Parlamentosu İçişleri Komisyonu tarafından, operasyonun kimin tarafından ve hangi biçimde emredildiği sorusu da dahil olmak üzere eksiksiz şekilde soruşturulmasını; kent yönetimi ve polisin etkilenenlerden özür dilemesini ve Aşağı Saksonya’da Kürt dernekleri ve kültür etkinliklerinin toptan kriminalize edilmesine son verilmesini talep etti.

Sol Parti, son olarak Federal Hükümet’e ise şu taleplerde bulundu:

*  PKK’nin fesih açıklaması ve barış süreci göz önünde bulundurularak Federal İçişleri Bakanlığı tarafından PKK faaliyet yasağının gözden geçirilmesi ve kaldırılması,

* Federal Hükümetin AB düzeyinde PKK’nin terör örgütü olarak listelenmesinin yeniden değerlendirilmesi için girişimde bulunması,

* Kürt anma ve kültür etkinliklerinin ülke genelinde toptan şüphe altında tutulması uygulamasına son verilmesi ve Hannover’daki tehdit değerlendirmesine hangi federal kurumların dahil olduğunun açıklanması,

* Federal Hükümetin Almanya’daki Kürt toplumuna yönelik baskı yerine Türkiye’deki barış sürecini aktif şekilde desteklemesi.