GÖRÜNTÜLÜ

Rita: Rojava’daki yeni yaşam modelinin elçisi olmak istiyorum

Rita, oğlunun enternasyonalist saflara katılmasının ardından Rojava Devrimi ve Önder Apo’nun felsefesiyle tanıştığını belirterek, "Bu yolculuk bana güç veriyor. Halkların bir arada, ortaklaştığı bir yaşamın elçisi olmak istiyorum" dedi.

RITA - ANNELER KARAVANI

Almanya'da kurulan "Anneler Karavanı" (Mütterkarawane) eylemine katılan Rita, Rojava Devrimi’yle kesişen yaşam öyküsünü, karavanın amacını ve Kürt halkıyla kurduğu köprüyü ANF'ye anlattı.


‘ROJAVA FELSEFESİYLE OĞLUM SAYESİNDE TANIŞTIM’

Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? Kimsiniz, nereden geliyorsunuz?

Adım Rita, Neumünster’den geliyorum. Neumünster, Hamburg ile Kiel arasında yer alıyor. Barış İçin Aileler İnisiyatifi (Familien für den Frieden) üyesiyim. Geçmişte Suriye’ye çok sık giderdim, çünkü eşim Suriyeli bir Kürt. Orada sık sık tatil yapardık. Bu yüzden bölgeyi yakından tanıyorum.

Ancak Rojava, siyaset ve buradaki felsefeyle tanışmam çok daha sonra, oğlum sayesinde oldu. Oğlum enternasyonalistlere katılmıştı ve bir gün bana, ‘Anne, ben Rojava’ya gidiyorum’ dedi.

Bu süreçle birlikte 2000'li yıllardan itibaren bu felsefeyi incelemeye başladım. Hâlâ da çok değerli ve doğru buluyorum. Bu düşünceleri burada, Almanya’da yaymak için çalışmak istiyorum.

Sizi hayatınızda bugünkü noktaya getiren, dönüm noktası diyebileceğiniz an neydi?

Kesinlikle oğlumun Rojava’ya gitme kararıydı. Bana bu kararını o kadar güzel açıkladı ve beni bu yönlü etkinliklere, toplantılara dahil etti ki onun doğru şeyi yaptığına ikna oldum. Bu durum, bende daha fazlasını öğrenme isteği uyandırdı.

‘BARIŞ ANNELERİ BİZE İLHAM OLDU’

Peki, "Anneler Karavanı" eylemine katılımınız nasıl gelişti? Bu karavan fikri nasıl ortaya çıktı?

Uzun süredir ‘Barış İçin Aileler İnisiyatifi’ bünyesinde çalışma yürütüyorum. Karavan fikri, inisiyatifteki diğer kadın arkadaşlardan çıktı. Ocak ayının sonunda gençlerin Kobanê’ye doğru gerçekleştirdiği enternasyonalist uzun yürüyüş, onlara ilham verdi. Başlarda biz ebeveynler olarak bu yürüyüşün nasıl sonuçlanacağı konusunda biraz endişeliydik. Nitekim süreç de oldukça zorlu geçti.

Daha sonra sesimizi kamuoyuna duyurmak için karavan eyleminin çok iyi bir yöntem olduğunu düşündük. Bu görünürlüğü Almanya’da nasıl yaratabileceğimizi tartıştık. Bu noktada Türkiye ve Kürdistan'daki Barış Anneleri’nin direnişi, örgütlülüğü ve mücadelesi bizlere örnek oldu. Biz de ‘Neden aynısını Almanya’da yapmıyoruz?’ dedik ve Anneler Karavanı'nı hayata geçirdik.

Bu yolculuğa çıkarken temel motivasyonunuz neydi?

Yeterli vaktim var ve insanlarla diyalog kurmayı seviyorum. Bu yolculuk boyunca edindiğimiz deneyimlerin, kendi yaşadığımız şehirlere döndüğümüzde insanları bilgilendirmek için bize büyük bir zemin sunacağına inanıyorum.

Geçmiş deneyimlerimden biliyorum ki, özellikle Kürt kadınlarıyla kurulan temas her zaman çok sıcak ve samimi oluyor. Bu birliktelik, bir şeyleri değiştirebileceğimize olan inancımı pekiştiriyor ve bana güç veriyor.

‘BU YOLCULUK MUAZZAM BİR DENEYİM’

Bir anne, bir kadın ve bir aktivist olarak bu yolculuk sizin için ne ifade ediyor?

Büyük bir mutluluk ve coşku. Farklı istasyonları ziyaret etmek, orada sevgiyle karşılanmak ve bilmek isteyen insanlarla buluşmak bana çok şey katıyor. Bu karavan, muazzam bir deneyim ve fikir alışverişi zemini sunuyor.

Son olarak, buradan halklara vermek istediğiniz mesaj nedir?

İnsanların birbirini tanımadan yan yana ama kopuk yaşadığı bir hayat yerine, bir arada olduğu, paylaştığı ve konuştuğu bir yaşamın çok daha mutlu ve anlamlı olduğunu söylemek isterim. Paylaştıkça toplumsallık büyür ve insan, yalnız olmadığını hisseder.

Bir anne olarak, yürüyüşünüzün temel şiarı ya da son sözünüz ne olurdu?

Belki iddialı bir söylem olacak ama ben, bu topraklarda yaratılmak istenen bu yeni ortak yaşam modelinin (Rojava modelinin) bir elçisi olmak istiyorum.

Röportaj ve değerli aktarımlarınız için teşekkür ederiz.

Rica ederim. Benim için de bir zevkti. Bu fikirlerin yayılması ve daha fazla insan tarafından sahiplenilmesi en büyük dileğim.