Strasbourg’daki Özgürlük Nöbeti 15. yılına giriyor
Fransa'nın Strasbourg kentinde 25 Haziran 2012 tarihinde başlatılan "Önder Apo'ya Özgürlük Nöbeti"nin 14’üncü yıldönümü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi.
Fransa'nın Strasbourg kentinde 25 Haziran 2012 tarihinde başlatılan "Önder Apo'ya Özgürlük Nöbeti"nin 14’üncü yıldönümü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi.
İlk olarak 2012 yılında gerçekleştirilen açlık grevinin ardından başlatılan nöbet, aradan geçen 14 yılda Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen yüzlerce grup tarafından dönüşümlü olarak sürdürüldü.
Yıllar içerisinde yalnızca bir protesto eylemi olmanın ötesine geçen Strasbourg Özgürlük Nöbeti, Kürt diasporasının örgütlü hafızasının, uluslararası dayanışma çalışmalarının ve Önder Apo'nun özgürlüğü talebinin simgesel merkezlerinden biri haline geldi.
Nöbetin 15. yılı dolayısıyla Avrupa Konseyi'nin Strasbourg yerleşkesinde düzenlenen oturumlar haftasında bir etkinlik gerçekleştirildi.
Avrupa'da yaşayan Kürtlerin yanı sıra DEM Parti Avrupa Konseyi temsilcisi Berdan Öztürk, Yeşiller Partisi Strasbourg vekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi Sandra Regol, enternasyonalist gençler, DEM Parti Avrupa Konseyi Temsilcisi Fayik Yağızay, KCDK - E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt, Avrupa’da yaşayan Kürtler son dönemde Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki rolü, umut hakkı öne çıkan başlıklar oldu.
Özgürlük Nöbeti alanında gerçekleştirilen etkinlikte, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne yönelik uluslararası desteğin önemine dikkat çekilirken, Avrupa kurumlarının bugüne kadarki tutumu da eleştirildi.
Katılımcılar, özellikle Önder Apo’nun 2025 yılında yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının ardından ortaya çıkan yeni siyasi atmosferin kalıcı sonuçlar doğurabilmesi için uluslararası aktörlerin daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Etkinlikte öne çıkan bir diğer başlık ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 2014 yılında verdiği "umut hakkı" kararı oldu.
Avrupa Konseyi'nin söz konusu kararın uygulanması konusundaki sorumluluğuna işaret edilirken, kararın hayata geçirilmesinin yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda uzun yıllardır devam eden tecrit politikalarının sona erdirilmesi ve diyalog kanallarının güçlendirilmesi açısından da önemli bir adım olacağı görüşü dile getirildi.
Yıldönümü etkinliği boyunca yapılan konuşmalarda, Strasbourg'ta 14 yıldır sürdürülen nöbetin yalnızca bir protesto biçimi olmadığı; Kürt halkının özgürlük talebini, diasporanın örgütlü hafızasını ve uluslararası dayanışma arayışını görünür kılan sembolik bir mücadele alanına dönüştüğü vurgulandı.
Yıldönümü etkinliğinde enternasyonalist gençler tarafından okunan basın metninde, 14 yıldır hava koşullarına bakmaksızın nöbet tutan Kürt toplumu ve enternasyonalist destekçilerin “Kürt halkının lideri için özgürlük” talebi etrafında birleştiği dile getirildi.
Önder Apo’nun İmralı Cezaevi’nden Kürt sorununun siyasi çözümü için mücadele ettiği, dışarıdan da destekçilerinin çaba gösterdiği ifade edildi. Nöbette Avrupa insan hakları kurumlarının sessizliği de eleştirildi.
Basın metninde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Önder Apo’ya ilişkin davasında verdiği karar hatırlatılarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının “umut hakkı” açısından sorunlu bulunduğu ve Türkiye’ye bu konuda adım atma çağrısı yapıldığı kaydedildi.
2014’ten bu yana kararın uygulanmadığı, Eylül 2025’te Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye Haziran 2026 sonuna kadar eylem planı sunma süresi verdiği dikkat çekildi. Grup, zamanın daraldığını ve harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Talepler şöyle sıralandı:
- AİHM’in 2014 kararının derhal uygulanması ve “umut hakkının” tanınması;
- Türkiye’nin mahkeme kararını uygulamasını sağlamak için Avrupa kurumlarının mevcut mekanizmaları kullanması ve denetimin güçlendirilmesi;
- Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve barış sürecine tam katılımının sağlanması.
Basın metninde ayrıca Önder Apo’nun 1993’ten beri birden fazla kez barış ve demokratik çözüm çağrısı yaptığı, son olarak 2025’te “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısında bulunduğu hatırlatıldı.
Binlerce kişinin (kadınlar, gençler, siyasetçiler, Nobel ödüllüler, sendikalar, akademisyenler vb.) Önder Apo ile görüşme talebinde bulunduğu, son bir ayda 250’den fazla temsilci ve sivil toplum aktörünün Bakanlar Komitesi’ne mektup yazdığı, 82 Nobel ödüllünün de umut hakkının tanınması çağrısına katıldığı ifade edildi.
Son üç yılda Önder Apo’nun özgürlüğünü isteyen Nobel ödüllü sayısının 114’e ulaştığı belirtildi.
Fransa Yeşiller Partisi milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üyesi Sandra Regol, etkinliğe katılarak Kürt halkıyla dayanışma mesajı verdi.
Regol, Önder Apo’nun yaptığı çağrıların barış ve demokratik çözüm açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek Avrupa kurumlarını sürece daha aktif destek vermeye çağırdı.
“Umut hakkı” da değerlendiren Regol, bunun “yarının birlikte kurulabileceğini hayal etme umudu” olduğunu belirterek, “Her ülkeye ve her kültüre saygı temelinde ortak bir gelecek düşleyebilme umududur” diye konuştu.
KCDK-E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt de etkinlikte yaptığı konuşmada, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü için yürütülen mücadelenin yalnızca bir kişi etrafında gelişen bir kampanya olmadığını, aynı zamanda Kürt halkının özgürlük ve demokratik çözüm talebinin bir parçası olduğunu vurguladı.
Özgürlük Nöbeti’nin yaklaşık 9 yıldır koordinasyonunu yürüten Zülfü Bingöl de yaptığı konuşmada, Kürt halkının direnişine ve özgürlük mücadelesine bağlılığını vurguladı.