Bir karikatürün hafızası: Qırıx’tan Bajar’a

Doğan Güzel’in Qırıx’la 1990’ların siyasal ve toplumsal hafızasına uzanan çizgisi, bugün Bajar dergisiyle Kürtçenin yazılı kullanımına alan açıyor. Pîne ve Zrîng’den Bajar’a uzanan bu yolculuk, karikatürü toplumsal hafızayı taşıyan bir araca dönüştürüyor.

DOĞAN GÜZEL

Doğan Güzel’in çizgileri, 1990’ların Amed sokaklarından bugüne uzanan bir toplumsal hafızayı taşıyor. Gündelik hayatın, siyasal çatışmaların ve toplumsal çelişkilerin içinden doğan Qırıx, yıllar içinde bir karikatür karakterinin ötesine geçerek dönemin gençliğini ve Kürt toplumunun yaşadığı dönüşümü anlatan bir figüre dönüştü. Güzel’in Gırgır, TEW-LO, Pîne ve Zrîng gibi Kürtçe mizah yayınlarıyla sürdürdüğü üretimi, bugün Bajar dergisiyle yeni bir biçim kazanıyor. Bu uzun soluklu serüven, geçmişin toplumsal hafızasını taşırken Kürtçenin çizgi ve çizgi roman aracılığıyla yazılı bir dil olarak kullanılmasına da alan açmayı hedefliyor.

Güzel’in çizgi serüveni, çevresindeki insanları ve dönemin siyasal atmosferini gözlemleyerek yarattığı bir karakterle başladı. Ajansımıza konuşan Doğan Güzel, karikatür çizmeye Gırgır dergisinde başladığını belirterek günlük olarak çizebileceği bir karakter yaratma ihtiyacını şöyle anlatıyor:

 “Yurtsever gençler arasında olduğum için gazete başlıklarının ardından bir şeyler yapmam gerektiğinde zorlanmadan, günlük olarak çizebileceğim bir karakter yaratmak istedim. Etrafıma baktım, öğrenci arkadaşlarımı gözlemledim. Kürt kültürünü de bildiğim bir şeyle harmanlayarak bir karakter oluşturmaya çalıştım. Bu karakteri kendimi fazla zorlamadan, samimi bir biçimde çizdiğim için karşılık bulduğunu düşünüyorum.

Çizgilerim amatör olsa da çevremdeki insanları anlatmaya çalışırken doğal olarak dönemi de yansıtıyordum. Siyasetle yeni tanışan, eylemliliklerin içinde yer alan, gidip gelmeler yaşayan gençlerin dünyasını anlatıyordum. İstanbul’daki öğrenci gençliğinin yaşadıklarını, Kürtlerin toplumsal gerçekliğiyle birleştirerek çizdim. Belki de bu nedenle tuttu. Çünkü insan çevresine bakarak çizdiğinde, yaşadığı ülkenin nabzını da çizgilerine yansıtıyor.”

ÖZGÜR GÜNDEM’LE İLK BULUŞMA

Qırıx, 1992-1995 yılları arasında Özgür Gündem sayfalarında okurla buluştu. Karakterin dünyasında siyaset, gazete manşetlerinde yer alan gelişmelerden ibaret değildi. Gençlerin arkadaşlık ilişkileri, gündelik kararları, mücadeleye katılma konusundaki tereddütleri ve kendi yaşamlarını nasıl sürdüreceklerine ilişkin soruları da bu dünyanın parçasıydı.

Güzel, karakterin ortaya çıktığı dönemin siyasal atmosferini ve gençlerin yaşadığı kararsızlıklara ilişkin şunları söylüyor:

“1991, 1992 ve 1993 yıllarında İstanbul’da ciddi bir siyasal hareketlilik vardı. Kürt gençlerinin kendi kimlikleriyle ve siyasetle tanıştığı, her gün eylemlerin yapıldığı bir dönemdi. Gençler kendilerini büyük kararlar vermek zorunda hissediyordu. ‘Ne yapacağım, ne edeceğim, bu mücadelenin neresinde duracağım?’ diye soruyorlardı. Bu atmosfer, karikatürlerime de yansıdı. Keko’nun yarım yamalak siyaseti, mücadeleye katılıp katılmama konusundaki kararsızlığı, gidip gelmeleri ve bunların samimi mi yoksa başka nedenlere mi dayandığı konusundaki belirsizlik, o dönemin gençlerinin yaşadıklarını yansıtıyordu. Kürdistan’da yaşananlar ile İstanbul’daki gençlerin deneyimleri arasında büyük bir benzerlik vardı. Çünkü sorunlar ortaktı ve gençler benzer sorularla karşı karşıyaydı.”

Qırıx’ın önemi, siyasal mücadeleyi dışarıdan gözlemleyen bir karakter olmasından değil, gençlerin yaşadığı çelişkileri kendi gündelik hayatı içinde taşımasından kaynaklanıyor. Karakter, değişen toplumsal koşullarla birlikte dönüşen, karar vermekte zorlanan ve kimi zaman kendi çelişkileriyle karşı karşıya kalan bir gençlik dünyasını yansıtıyordu.

GÜNDELİK HAYATIN POLİTİKASI

Qırıx’ın ortaya çıktığı yıllar, Kürt kentlerinde çatışmaların, göz altıların, köy boşaltmalarının ve devlet şiddetinin gündelik yaşamı belirlediği bir dönemdi. Ancak Güzel’in çizgilerinde bu ağır gerçeklik, salt politik mesajlardan ziyade insanların sıradan görünen yaşamları üzerinden de anlatılıyordu.

Güzel, başlangıçta çizdiklerinin bu kadar dikkat çekeceğini düşünmediğini söylüyor. Klasik gazete mizahından farklı bir tarzı olduğunu belirten Güzel, karakterin gördüğü ilgiyi ve yarattığı rahatsızlığı kendi deneyimi üzerinden dile getiriyor:

“Karikatür çizmeye çok erken yaşlarda başladım. Başlangıçta yaptığım işin bu kadar dikkat çekeceğini düşünmüyordum. Çünkü klasik gazete mizahından farklı bir tarzım vardı. Daha absürt bir mizah anlayışıyla hareket ediyordum ve çizdiklerimin çok fazla dikkat çekeceğini tahmin etmiyordum. Ancak zamanla, yurtsever çevrelerde sevilen bir karakter üzerinden Kürtlerin yaşadıklarını bu kadar doğal ve meşru bir biçimde anlatmanın başlı başına rahatsızlık yarattığını fark ettim.

Türkler açısından terörist olarak görülen, Kürtler açısından ise maceracı bir karakter olarak değerlendirilebilen birini insani yönleriyle anlatıyordum. Onu kendi içimizden biri, bizim gibi yaşayan ve düşünen bir insan olarak çiziyordum. Galiba asıl dikkat çeken de buydu.”

Güzel’in çizgilerinde karakterlerin insani yönleri, korkuları, zaafları ve çelişkileri de yer buluyordu. Böylece dışarıdan tehlikeli ya da olağan dışı gösterilen bir yaşam, onu yaşayan insanların kendi gündelik gerçekliği içinde anlatılıyordu.

Karakterin Kürt siyasetini ve toplumsal yaşamı kendi diliyle ifade edebilmesini özellikle önemseyen Güzel, çizgilerinin bu yönünün yargılanması ve cezaevine girmesiyle ilişkili olduğunu düşündüğünü de belirtiyor:

“Keko, Kürt siyasetini ve toplumsal gerçekliğini kendi diliyle konuşabilen, bunu yaparken de kendinden utanmayan bir karakterdi. O dönem Kürtlerin yaşadığı siyaseti, mücadeleyi ve gündelik hayatı bu kadar doğal bir biçimde anlatmak alışılmış bir durum değildi. Gazetelerde daha sert, köşeli ve mesaj içeren çizimler vardı. Ancak yaşadıklarımızı içeriden, samimi ve gündelik hayatın olağan bir parçasıymış gibi anlatmak farklı bir etki yarattı. Çünkü bizim için bunlar zaten hayatın doğal bir parçasıydı.

Keko’nun yaptığı şey, dışarıdan korkunç ya da tehlikeli gösterilen bir gerçekliği kendi doğallığı içinde görünür kılmaktı. Bu çalışmalar nedeniyle yargılanmamın ve cezaevine girmemin arka planında da bu yaklaşımın etkili olduğunu düşünüyorum.”

ÇİZGİDEN MAHKEMEYE

Doğan Güzel, 1993 yılında Özgür Gündem için çizdiği Qırıx batlarından yargılandı. Dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 159. maddesi kapsamında suçlandı ve 1998’de toplam 40 ay hapis cezasına mahkum edildi. 31 Temmuz 1998’de cezaevine konulan Güzel, 16 Eylül 1999’da serbest bırakıldı. Aynı yıl Cartoonists Rights Network International tarafından editoryal karikatürde cesaret ödülüne layık görüldü.

Güzel’in yaşadıkları, Kürt basını ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskının karikatür alanındaki örneklerinden biri olarak kayda geçti. Onun anlatımında ise bu sürecin arka planında, Kürtlerin yaşadıklarını kendi gündelik gerçeklikleri içinde ve doğal bir biçimde görünür kılma yaklaşımı bulunuyor.

PÎNE’DEN ZRÎNG’E

Qırıx’ın ardından Güzel’in üretimi farklı yayınlarla devam etti. 1999’da yayımlanmaya başlayan Pîne dergisi, Kürtçe mizah açısından yeni bir dönem başlattı ve 2002’ye kadar yayımlandı. Yıllar sonra, 2019’da Doğan Güzel ile İmam Cici’nin editörlüğünü yaptığı Zrîng yayın hayatına başladı. Derginin Kurmancî ve Kirmanckî olmak üzere iki ayrı edisyonla yayımlanması planlandı.

Bu yayınlar, Kürtçe mizahı sürdürmenin yanı sıra yeni çizerlere ve hikayelere alan açma arayışının da parçasıydı. Ancak yazılı mizahın geleceği, yayıncılık koşullarının yanı sıra okuma kültürü ve dilin yazılı kullanımının yaygınlaşmasıyla da ilişkiliydi.

Güzel, günümüzde Kürtçe mizahı çok yakından takip edemediğini, ancak YouTube gibi mecralarda üretilen çalışmaları gördüğünü söylüyor: “Bazen amatör olarak üretilen işler, profesyonel ekipmanlarla ve imkanlarla hazırlanan çalışmalardan daha nitelikli olabiliyor. Bu gelişmenin yaşanması doğaldı; daha nitelikli çalışmaların ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu anlamda öğrenmeye ve gelişmeye devam ediyoruz.”

Güzel, karikatürün yazıyla birlikte var olmasının hem bu sanat dalının ayırt edici özelliklerinden biri hem de yazılı kültüre ilişkin bir güçlük olduğunu düşünüyor. Mizah dergiciliğinin gerilemesinin Kürtçe yayınları da etkilediğini belirten çizer, dilin yazılı olarak kullanılması ve okuma alışkanlıklarının gelişmesi gerektiğine dikkat çekiyor:

“Karikatürün önemli bir özelliği, yazıyla birlikte var olmasıdır. Mizahın çizgiyle ve yazıyla buluşması, onu diğer mecralardan ayırıyor. Ancak yazılı kültür üzerinden ilerlemesi aynı zamanda bir zorluk yaratıyor. Bugün yalnızca Kürdistan’da değil, dünyanın genelinde de mizah dergiciliği geriliyor.

Türkiye’de dergiler birer birer kapandı. Bu durumun Kürtçe mizahı etkilememesi mümkün değil. Fakat Kürtçe açısından farklı bir mesele daha var: Dilin yazılı olarak kullanılması ve okuma kültürünün geliştirilmesi. Kürtçenin okullarda öğrenilmesi, yazı dili olarak kullanılması ve yaygınlaşması gerekiyor. İnsanların yazılı mizaha ulaşması, bir ölçüde okuma alışkanlığına sahip olmalarını gerektiriyor. Bu durum bir handikap olsa da aynı zamanda önemli bir imkan barındırıyor. Çünkü karikatür ve çizgi roman, insanların Kürtçe okumaya başlamasına katkı sunabilir.”

SÜRGÜNDE DE ÇİZMEYE DEVAM

Güzel’in karşı karşıya kaldığı davalar ve baskılar, yaşamını da değiştirdi. 2012 yılında İspanya’ya siyasi sığınma başvurusunda bulundu ve ardından İspanyol vatandaşlığı aldı. Avrupa’da yaşadığı dönemde de Kürt basını için üretmeye devam etti.

Ancak sürgün, Güzel’in çizgilerindeki Amed’i ortadan kaldırmadı. Kent, onun üretiminde dilin, karakterlerin ve toplumsal hafızanın bir araya geldiği bir dünya olarak varlığını sürdürdü.

YENİDEN GÖZALTI

17 Ağustos 2016’da Özgür Gündem gazetesine yönelik polis operasyonu sırasında Güzel de gözaltına alınan gazeteciler arasındaydı. Gazete binasına yapılan baskında polis tarafından götürülürken çekilen, gömleğinin yırtıldığı fotoğrafı basına yönelik baskının sembollerinden biri haline geldi. Güzel ve diğer gazeteciler iki gün sonra serbest bırakıldı.

Yıllar önce çizdiği karikatürler nedeniyle cezaevine giren Güzel’in bu kez çalıştığı gazetenin kapısında gözaltına alınması, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü tartışmalarının yaşamındaki farklı dönemlerde yeniden karşısına çıkmasını gösteriyordu.

BAJAR: KÜRTÇE OKUMAK İÇİN ÇİZGİ

Güzel’in çizgi serüvenindeki son duraklarından biri, 2026’da yayımlanmaya başlayan Bajar dergisi oldu. Amed Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hazırlanan Kürtçe çizgi ve çizgi roman dergisinin editörlüğünü Doğan Güzel ve İmam Cici üstlendi. Kurmancî yayımlanan derginin ilk sayısı Haziran 2026’da tanıtıldı. Dergi, Kürtçenin pratik kullanımını desteklemeyi ve çocukların Kürtçe okumaya başlamasına katkı sunmayı amaçlıyor.

Güzel, Bajar’ın ortaya çıkışında Kürtçe ile yayıncılık arasında karşılıklı bir ilişki kurmayı hedeflediklerini vurguluyor:

“Dergiyi yalnızca Türkçe çıkarmanın okuyucuya ulaşma açısından sınırlı kalacağını düşündük. Bunun yerine Kürtçeyle ve dilin kendisiyle karşılıklı bir ilişki kurmayı hedefledik. Böylece Kürtçenin yazılı olarak kullanılmasına katkı sunabilecek, insanların dili okuyarak öğrenmesine yardımcı olabilecek bir mecra oluşturmayı amaçladık. Bu doğrultuda Bajar dergisini çıkardık. Dergi şu anda iki ayda bir yayımlanıyor ve 24 sayfadan oluşuyor.

Önümüzdeki dönemde daha da geliştirilebilecek bir proje olduğunu düşünüyorum. Kürtçe eğitiminin okullarda ve kurslarda yaygınlaşması durumunda bu tür yayınlar yeniden önemli bir işlev üstlenebilir. Dergi bir yandan Kürtçenin gelişmesine katkı sunarken diğer yandan Kürtçenin yaşamasından ve gelişmesinden güç alıyor. Birbirimizden karşılıklı olarak yararlandığımız bu ilişkiyi önemli buluyorum.”

Bajar, Güzel’in daha önceki yayıncılık deneyimlerinden devraldığı arayışı yeni bir alana taşıyor. Qırıx’ın dünyasında gündelik hayatın ve siyasal dönüşümün içinden konuşan çizgi, Pîne ve Zrîng ile Kürtçe mizah dergiciliğinde yeni biçimler kazandı. Bajar ise çizgi romanı çocukların anadillerinde okumaya başlamalarını destekleyebilecek bir araç olarak ele alıyor.

QIRIX NEDEN HÂLÂ HATIRLANIYOR?

Qırıx’ın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hatırlanmasının nedeni yalnızca komik bir karakter olması değil. Karakter, 1990’ların gençliğini, Amed’in mahalle kültürünü ve siyasal atmosferini gündelik hayatın içinden anlatıyordu. Gençlerin kararsızlıkları, toplumsal dönüşüm ve siyasetle kurdukları gelgitli ilişki, çizgilerin temel unsurları arasındaydı.

2017’de Amed Şehir Tiyatrosu tarafından sahneye taşınması, Qırıx’ın yeni kuşaklarla buluşmasını sağladı. Karakter, gazete sayfalarından tiyatro sahnesine geçerek farklı bir anlatım alanı kazandı.

Güzel’in üretimi, tek bir karakterle sınırlı kalmadı. Qırıx’la1990’ların gençliğini, gündelik hayatını ve toplumsal çelişkilerini çizgiye taşıyan sanatçı, sonraki yıllarda Pîne ve Zrîng gibi yayınlarla Kürtçe mizah alanındaki çalışmalarını sürdürdü.

Bajar ise bu birikimi çocukların Kürtçe okuma alışkanlığı kazanmasına katkı sunmayı amaçlayan yeni bir yayıncılık anlayışıyla devam ettiriyor.

ÇİZGİNİN HAFIZASI

Qırıx, ortaya çıktığı dönemin gençlerini, Amed’in mahalle kültürünü ve siyasal atmosferini gündelik hayatın içinden anlatıyordu. Karakterin yıllar sonra tiyatro sahnesine taşınması da bu hikâyenin yalnızca gazete sayfalarında kalmadığını, yeni kuşaklarla farklı biçimlerde buluşabildiğini gösterdi.

Pîne ve Zrîng, Güzel’in Kürtçe mizah alanındaki üretiminin farklı dönemlerini temsil ederken Bajar, çizgi ve çizgi romanı çocukların anadillerinde okuyup yazmaya yönelmesine katkı sunabilecek bir araç olarak ele alıyor. Böylece Güzel’in çizgi serüveni, yalnızca bir karikatüristin yıllara yayılan üretimini değil, Kürtçenin mizah ve yayıncılık aracılığıyla gündelik yaşamda daha fazla yer edinmesi arayışını da içeriyor.

Gazete sayfalarında bir dönemin gençlerini ve çelişkilerini anlatan Qırıx’tan çocuklara Kürtçe okumayı sevdirmeyi amaçlayan Bajar’a uzanan bu yolculukta, çizginin hedef kitlesi ve işlevi değişiyor. Ancak çizgiyle anlatma, yaşananları kayda geçirme ve Kürtçenin yazılı kullanımına alan açma çabası, Güzel’in üretiminin farklı dönemlerini birbirine bağlıyor.