Çaldıran’da 5 yıl sonra mezar açıldı
Çaldıran’da 5 yıl sonra mezar açıldı
Çaldıran’da 5 yıl sonra mezar açıldı
Van’ın Çaldıran ilçesine bağlı Buğlukaynak köyünde 2009 yılında askerler taarfından yakalandıktan sonra infaz edilen lise öğrencisi İbrahim Atabay ve HPG gerillaları Necmi Afrin ile Sunullah Keserci’nin (Sipan) katledilmesine ilişkin açılan davada verilen otopsi kararı doğrultusunda Keserci’nin mezarı açıldı. Keserci'nin kardeşi Avukat Nuri Keserci, "Bilinçli bir şekilde otopsi tarihi, cinayetin işlendiği tarihten 4 yıl sonrasına ertelendi. Bu süre içerisinde etin kemikten ayrılarak delillerin ortadan kalktığı bilindiği ve bu nedenle otopsi işlemlerinin bugün yapılması kararı alınmıştır" diye tepki gösterdi.
Van'ın Çaldıran ilçesine bağlı Buğlukaynak (Kelê) köyünde 7 Ekim 2009 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerlerin operasyonu sonucu sağ yakalanan HPG gerillaları Sunullah Keserci (Sîphan) ile Necmi Afrin ve lise öğrencisi İbrahim Atabay'ın, bölgeye sevk edilen Van Alay Komutanlığı'na bağlı özel harekat timleri tarafından infaz edilmesine ilişkin açılan davanın Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen son duruşmasında HPG gerillası Keserci'nin ailesinin talebi üzerine mezarı açıldı.
İnfazın kanıtlanması amacıyla yapılan işlem için alınan mahkeme kararı doğrultusunda, Keserci'nin mezarının bulunduğu Bitlis'in Adilcevaz ilçesine bağlı Akçıra köyüne gelen Keserci'nin kardeşi İzmir Barosu avukatlarından Nuri Keserci, Bitlis Baro Başkanı Enis Gül, Van Barosu'ndan Avukat Cemal Demir, İHD Bitlis Şube Başkanı Bakır Yazı ve İHD Şube yöneticileri mahkeme heyetini bekledi. Bir süre sonra Adilcevaz Ağır Ceza Mahkeme heyeti ile Adilcevaz Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerlerin köye gelmesi ile kazı ve inceleme çalışması başladı.
KESERCİ: 9 GİZLİ TANIĞA RAĞMEN DAVA UZATILIYOR
Av. Nuri Keserci mezar açılmadan önce yaptığı konuşmada, olayın nasıl yaşandığına ilişkin açıklamada bulundu. Erciş'te süren yargılamanın Van Valiliği tarafından müzakere sürecine rağmen "güvenlik" gerekçesiyle Ankara'ya taşındığına işaret etti.
"Davanın gönderildiği Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Ethem Sarısülük gibi davalarda ne kadar objektif olduğu tartışılır. 9 gizli tanığın beyan etmiş oldukları gibi albayın orda olduğunu ve talimat verdiğini, o talimatlar doğrultusunda özel harekatın oradaki görevini ifa ettiğini söylemiştir" diyen Keserci, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin daha önce kamuya mal olmuş davalara ilişkin verdiği kararlara göre, bu davada da objektif olacağını düşünmediklerini kaydetti.
Keserci, "Ancak yasaya ve hukuka aykırı karar çıkması neticesinde, davanın takipçisi olacağız. İç hukuk yollarını tükettikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar götüreceğimizi herkes bilsin" dedi. Keserci, davanın bilinçli bir şekilde uzatıldığına işaret ederek, "Bilinçli bir şekilde otopsi tarihi, cinayetin işlendiği tarihten 4 yıl sonrasına ertelendi. Bu süre içerisinde etin kemikten ayrılarak delillerin ortadan kalktığı bilindiği ve bu nedenle otopsi işlemlerinin bugün yapılması kararı alınmıştır" ifadelerini kullandı.
GÜL: OTOPSİ 2009’DAN BU YANA ISRARLA YAPILMIYOR
Bitlis Baro Başkanı Enis Gül ise 2009 yılından beri ısrarla otopsi yapılması gerektiği halde yapılmadığına vurgu yaptı. Otopsi ile olayın "Bitişik atış mı, değil mi" tespitinin yapılmasının kolay olduğuna işaret eden Gül, bütün otopsi taleplerinin reddedilmesinin anlaşılmaz olduğuna dikkat çekti.
Müdahil avukatlardan Cemal Demir ise dönemin İçişleri Bakanlığı'nın olaya dair bir soru önergesine verdiği yanıtta, "Olay, çıkan çatışma sonucunda yaşanmıştır ve örgüt üyelerinin öldürülmüştür" dediğini anımsatarak, "Ondan beklenen şu olmalıydı: Devam eden bir soruşturma var. Bu konuda pek açıklama yapılamaz. Ancak kestirip bir çatışma yaşandığını söylemiştir" diye konuştu.
Son olarak konuşan İHD Bitlis Şube Başkanı Bakır Yazı da insan hakları ihlalleri nerede yaşanırsa yaşansın İHD olarak takipçisi olacaklarını dile getirdi.
KEMİKLERİN KONULACAĞI KUTU SAATLERCE BEKLENDİ
Açıklamaların ardından Adilcevaz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Adilcevaz Asliye Ceza Mahkemesi heyetinin köy mezarlığına gelmesiyle 3 köylü tarafından mezarın kazım işlemi gerçekleştirildi. Mezarın kazılmasına rağmen saatlerce otopsi işlemlerinin yapılacağı kemiklerin konulacağı sandık beklendi. Sandığın ise mezar kazım işlemi gerçekleştirildikten sonra marangoza sipariş verilmesi şaşkınlık yarattı. Uzun bekleyişin ardından çıkarılan kemiklerin birbirinden ayrılmaması nedeni ile sandığa konulamayacağını anlaşılması üzerine, bu seferde tabut bekleyişi sürdürüldü. Tabutun gelmesi üzerine Keserci'nin naaşı tabuta konularak inceleme yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
NE OLMUŞTU?
7 Ekim 2009’da Van'ın Çaldıran ilçesine bağlı Kelê köyünde 2 HPG gerillası ile bir lise öğrencisinin bir evde bulunduğu sırada İlçe Jandarma Komutanlığı birliklerinin köye baskın düzenlemesi ile üç kişi evden uzaklaşırken, birlikler tarafından sağ yakalandı. İlçe Jandarma Komutanlığı'nın Van Alay Komutanlığı'na olayı bildirmesi üzerine helikopter ile ilçeye gelen Van İl Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Vecihi Halil İyigün ile muvazzaf askerler dönemin Jandarma Özel Harekat Tabur Komutan Yardımcısı Binbaşı Hakan Başaklıgil, Üstteğmen Muhlis Çolak, Astsubay Başçavuş Kabil Tanyeli, Jandarma Özel Harekat timinde görevli uzman çavuşlar İsmail Taşdemir, Hasan Kaya, Ünal Demirbaş, Hasan Emir, Mustafa Küpeli, Abdülkadir Karaca, Abdülmütalip Ateş, Mustafa Perpil, Mehmet Kocaboğa, Hamza Çelik, Hüseyin Güzel, Mevlüt Mete ve Özgenç Soylu iki HPG gerillası ile lise öğrencisini infaz etti. İnfazın üzerinden bir hafta geçtikten sonra bölgeye gelen İHD heyetinin inceleme yapması ve incelemenin ardından tanıklarla birlikte suç duyurusunda bulunması sonuç vermezken, infazın gerçekleştirildiğine tanıklık eden askerlerden birisinin ihbarı üzerine dava açıldı. Dava kapsamında sürdürülen gizli soruşturma sonucunda 17 özel harekat timi ve albay tutuklandı. Özel harekat timleri bir hafta sonra serbest bırakılırken, Albay ise bir yıl tutuklu kaldıktan sonra dava "aşiret yapılanması nedeniyle güvenlik zafiyeti olduğu" gerekçesiyle Ankara'ya taşınınca serbest bırakıldı. Dava, olayın üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen hala sonuçlandırılmış değil.