Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Türkiye’ye Ocak 2021 ve Şubat 2024'te yaptığı ziyaretlerin raporlarını 7 Ekim 2026'da kamuoyuyla paylaştı.
DEM Parti, “Öncelikle belirtmek isteriz ki bu denli geciken rapor, önleme işlevini yitirir. Raporların yaklaşık beş ve iki buçuk yıl sonra açıklanması kabul edilemez. Yayımın devlet onayına bağlı olması CPT’yi sorumluluktan kurtarmaz. Onayı yıllarca geciktiren iktidar da bu gecikmenin doğrudan sorumlusudur” dedi.
Açıklamada devamla şunlar ifade edildi:
“Türkiye’deki tecridin en ağır ve en uzun süreli örneği İmralı Cezaevidir. CPT’ye soruyoruz: Bu cezaevine yapılan ziyaretlerin raporları neden hala açıklanmıyor? Barış ve demokratik çözüm tartışmalarının sürdüğü bu dönemde CPT’yi raporları derhal yayımlamaya, iktidarı ise yayıma onay vermeye çağırıyoruz.
Raporlardaki tespitler ihlallerin yapısal olduğunu gösteriyor. Rapora göre, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltında tokat, yumruk, tekme ve copla darp edilmiş; başta çocuklar olmak üzere birçok kişiye taşınabilir cihazlarla elektrik şoku verilmiştir. Diyarbakır 3 No’lu T Tipi, Kayseri 1 No’lu T Tipi ve Antalya S Tipi Cezaevlerinde falaka uygulanmış; Antalya’da bir mahpus iddialarla tutarlı yeni yaralarını heyete göstermiştir. İstanbul Çocuk Cezaevinde çocuklar darp edilmiştir. Bakırköy Kadın Cezaevinde müdür ve iki yardımcısı kız çocuklarına yönelik fiziksel ve sözlü şiddete bizzat katılmış, kadın mahpuslar saçlarından çekilip darp edilmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet mahpuslar aylarca hatta yıllarca hücre tecridinde tutulmakta, çoğu günde 21 saat ya da daha fazla insanla temas olmadan hücrede kalmaktadır. CPT bu rejimin tamamen gözden geçirilmesini ve günde en az iki saat anlamlı insani temas sağlanmasını istemektedir.
Raporda cezaevi nüfusunun Haziran 2024'te yaklaşık 338 bine ulaşmış olduğu tespiti yapılmıştır. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 1 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre ceza infaz kurumlarında, 11. Yargı Paketi sonrası yüz binlerce kişinin “COVID izni” ile tahliye olmasına rağmen toplam 434.337 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu sayı Avrupa Konseyi ülkelerinin önemli ölçüde üzerindedir. Kişi başına 4 m² sağlanamamakta ve mahpuslar yerde yatmaktadır. Anne ve bebekler uygun olmayan koşullarda tutulmaktadır. LGBTİ+ mahpuslar aylarca tecride alınmaktadır.
Bu koşulların tamamından Adalet Bakanlığı sorumludur. Bakanlığı açıklama yapmaya davet ediyoruz: Raporda adı geçen kurumlarda hangi idari ve adli işlemler başlatılmıştır? İddiaların muhatabı olanlar hala görevde midir? Tecride karşı hangi adımlar atılacaktır? Yüksek güvenlikli, Y tipi ve S tipi cezaevleri ne zaman kapatılacaktır?
Gözaltı yerlerindeki ihlallerden ise İçişleri Bakanlığı sorumludur. İşkence yasağı mutlaktır. Anayasa’nın 17. maddesi, AİHS’in 3. maddesi ve BM İşkenceye Karşı Sözleşme, iddiaların derhal bağımsız ve etkili biçimde soruşturulmasını zorunlu kılar. Yıllardır biliyoruz ki iddiaların çoğu kovuşturmaya yer olmadığı kararı, zaman aşımı ya da sembolik cezalarla sonuçlanmaktadır ve bu bir cezasızlık politikasıdır. Elektrik şoku ve falakanın 2021 ve 2024'te hâlâ raporlara girmesi bu cezasızlığın bir sonucudur. Cezasızlık bitmedikçe her rapor bir öncekinin tekrarı olacaktır.”