Uzun yıllardır Belçika’da yaşayan ve Ermeni toplumu içerisinde yürüttüğü çalışmalarla tanınan Dr. Bogos Yalim, Ermeni toplumunun tarihsel deneyimleri ve Türkiye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yalim, Ermeni toplumunun 1915 Soykırımı’nın yarattığı toplumsal hafıza nedeniyle Türkiye’deki gelişmelere temkinli yaklaştığını belirterek, Kürt halkının hak ve özgürlük mücadelesine destek verdiklerini söyledi.
Ermeni toplumunun Türkiye’deki gelişmelere yaklaşımında 1915 Soykırımı’nın yarattığı tarihsel hafızanın belirleyici olduğunu ifade eden Yalim, barış sürecine yönelik temkinli yaklaşımın temelinde devlet politikalarına ilişkin tarihsel güvensizliğin bulunduğunu söyledi.
‘KÜRT HALKININ KAZANIMLARI BİZİ MEMNUN EDER’
Ermeni ve Kürt toplumları arasında tarihsel sorunlar olsa da Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini desteklediklerini belirten Yalim, Kürt halkının kendi geleceği hakkında karar verme hakkına saygı duyduklarını vurgulayarak, Kürt halkının haklarını kazanmasının Ermeniler açısından olumlu bir gelişme olacağını söyledi.
“Kürt halkı orada belli haklar elde ederse bu bizi memnun eder. Başka bir şey değil” diyen Yalim, Ermeni toplumunun tarihsel deneyimlerinden kaynaklanan kaygılarının Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerine karşıtlık anlamına gelmediğini ifade etti.
Kürt Hareketinin kendi tarihsel birikimi ve mevcut koşulları doğrultusunda karar vereceğini dile getiren Yalim, Ermeni toplumunun sürece ilişkin kaygılarının ise geçmişte yaşanan deneyimlerden kaynaklandığını belirtti.
“Bizim gördüğümüz bizim tarihimizdir, bizim yaşadıklarımızdır” diyen Yalim, bu nedenle sürecin tarihsel deneyimler dikkate alınarak ele alınması gerektiğini söyledi.
‘KÜRT HAREKETİ KENDİ GERÇEKLİĞİNİ BİZDEN DAHA İYİ BİLİR’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Kürt halkının uzun yıllara dayanan mücadelesinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Bogos Yalim, Kürt Hareketinin mevcut koşulları, güç dengelerini ve mücadelenin ulaştığı aşamayı en iyi kendisinin değerlendirebileceğini ifade etti.
Sürecin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda dışarıdan kesin hükümler verilmesinin doğru olmadığını söyleyen Yalim, “Kürt Hareketi kendi gerçekliğini bizden daha iyi bilir. Bugünkü konumu nedir, güçler dengesi nasıldır, kendi gücü nedir, nasıl tavır alması gerekir; bunlar onların kendi işidir. Dolayısıyla karar verecek olanlar onlardır” diye konuştu.
‘KÖKLÜ DEĞİŞİM YAŞANMAZSA ATILACAK ADIMLAR YETERLİ OLMAZ’
Türkiye’de barış süreciyle birlikte anayasa, demokratikleşme ve temel haklara ilişkin tartışmaların yeniden gündeme geldiğine işaret eden Dr. Bogos Yalim, devletin farklı halkların varlığını ve kimliklerini kabul eden bir değişimden geçmesi gerektiğini söyledi.
Ermeni toplumunun tarihsel deneyimlerinin bu konudaki değerlendirmelerini etkilediğini ifade eden Yalim, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde anayasal reformlar ve özgürlük tartışmalarının yürütüldüğünü hatırlattı. Ermeni siyasi örgütleri ile İttihat ve Terakki arasındaki ilişkilerin yarattığı değişim beklentisinin ardından 1915 Soykırımı’nın yaşandığını belirten Yalim, bu tarihsel sürecin Ermeni toplumunun devlet politikalarına yaklaşımında derin izler bıraktığını söyledi.
Türkiye devletinin geçmişiyle yüzleşmesinin önemine dikkat çeken Yalim, devletin kuruluşuna ilişkin Ermeni toplumundaki tarihsel değerlendirmeyi şöyle ifade etti: “Bizim Türkiye devletine bakış açımız, onun soykırım üzerine kurulu bir devlet olduğu yönündedir. Bu devlet kendi gerçekliğiyle yüzleşmediği sürece ilerleme kaydedebileceğini düşünmek bizim açımızdan çok zor.”
Demokratikleşmenin yalnızca yasal veya idari düzenlemelerle sağlanamayacağını vurgulayan Yalim, farklı halkların kendi kimlikleri ve toplumsal gerçeklikleriyle kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Yalim, devlet yapısında köklü bir değişim yaşanmaması durumunda atılacak adımların yeterli olmayacağını belirterek, “Türk devleti kendi yapısında bir değişikliğe gitmediği, diğer insanları kendi kimlikleriyle, kendi gerçeklikleriyle kabul etmediği sürece yapacağı her şey kozmetiktir” dedi.
‘KÜRTÇE NE KADAR ÖZGÜRLEŞTİ, EĞİTİMDE NE KADAR YER BULDU?’
Barış sürecinin toplumsal sonuçlarının değerlendirilmesinde dil, kimlik ve eğitim haklarının belirleyici olduğunu ifade eden Bogos Yalim, siyasi ve idari makamlarda temsil edilmenin tek başına temel sorunları çözmeyeceğini söyledi.
Kürt halkının uzun yıllardır sürdürdüğü mücadelenin ortaya çıkardığı taleplerin barış sürecinde nasıl karşılık bulacağının önemli olduğunu vurgulayan Yalim, özellikle anadil ve eğitim hakkına dikkat çekti. Yalim, “Ne kazandık? Kürtçe ne kadar özgürleşti? Kürtçe eğitimde ne kadar yer bulabildi? Bunlar çok önemli sorunlar” dedi.
Kürtçenin günlük yaşamda ve eğitimde kullanılmasının anadilin ve toplumsal kimliğin korunması açısından temel bir konu olduğunu vurgulayan Yalim, Ermeni toplumunun kendi dil ve kültürünü koruma mücadelesinden örnekler verdi.
Dilin eğitimden ve toplumsal yaşamdan uzaklaştırılmasının zaman içerisinde asimilasyonu derinleştirdiğini belirten Yalim, Kürt toplumunun karşı karşıya olduğu temel sorunlardan birinin de asimilasyon olduğunu söyledi.
Yalim, bu nedenle dil ve kültür haklarının barış ve demokratikleşme tartışmalarının merkezinde yer alması gerektiğini kaydetti.
‘ÇOK ÇOK TEMKİNLİ OLMAK GEREKİYOR’
Kürt özgürlük mücadelesinin kırk yılı aşkın geçmişine dikkat çeken Yalim, bu süreçte yalnızca Kürt halkının değil, farklı toplumlardan insanların da büyük bedeller ödediğini söyledi. Barış sürecinin bu tarihsel birikimden bağımsız ele alınamayacağını belirten Yalim, devlet tarafından gündeme getirilen siyasi açılımların hangi somut toplumsal kazanımlara karşılık geldiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Devletin temel yaklaşımında değişim yaşanmadan demokratikleşmenin nasıl gerçekleşeceğine ilişkin kaygılarını dile getiren Yalim, bununla birlikte Kürt Hareketinin kendi koşullarını değerlendirerek karar verme hakkına sahip olduğuna ve sürecin dışarıdan değerlendirilmesinin sınırlarına dikkat çekti.
“Oradaki gerçekliği ben bilemem. Ona ben hükmetmiyorum. Ama benim dediğim, temkinli olmak gerekiyor. Çok çok temkinli olmak gerekiyor. Kürt hareketi çok zor bir şeye soyunmuş durumda” diyen Yalim, sürecin tarihsel deneyimler ve mevcut koşullar birlikte değerlendirilerek ele alınması gerektiğini söyledi.
‘ANADİLİN KORUNMASI TOPLUMSAL VARLIĞIN GÜVENCESİDİR’
Ermeni toplumunun yaşadığı asimilasyon deneyimini hatırlatan Yalim, dilin kaybedilmesinin kültürel kimliğin gelecek kuşaklara aktarılmasını zorlaştırdığını söyledi. 1915 Soykırımı sonrasında Avrupa’ya yerleşen Ermenilerin sonraki kuşaklarında anadil kullanımının giderek azaldığını belirten Yalim, Ermeni toplumunun kimliğini korumak amacıyla okullar açtığını ve kültürel örgütlenmeler geliştirdiğini ekledi.
Suriye ve Lübnan’daki Ermeni topluluklarının Batı Ermenicesinin yaşatılmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Yalim, savaşlar ve göçler nedeniyle bu toplulukların dağılmasının dilin geleceğini olumsuz etkilediğini belirtti.
Avrupa’da Batı Ermenicesiyle eğitim verecek öğretmen bulmakta zorlandıklarını aktaran Yalim, bu nedenle çocuklara Doğu Ermenicesiyle eğitim vermek durumunda kaldıklarını söyledi. Ermeni toplumunun yaşadığı bu deneyimin Kürtçe açısından da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Yalim, dilin korunmasının yalnızca bir iletişim meselesi olmadığını, aynı zamanda kültürel kimliğin devamlılığı açısından da önemli olduğunu ifade etti.
Bogos Yalim, farklı halkların dillerinin ve kültürlerinin insanlığın ortak zenginliği olduğunu belirterek, “Hepimiz insanız ama birimiz Kürt’üz, birimiz Türk’üz, birimiz Ermeni’yiz. Bir kültürün parçasıyız, dilimiz var, medeniyetimiz var. Bunlar insanlığın zenginlikleridir. Dolayısıyla onları korumamız gerekiyor” dedi.