Kuzey Kürdistan’da savaşın mimarisi ne zaman sökülecek?

Barış süreçlerinde ivedilikle hükümetin atması gereken adımlar, siyasi olduğu kadar toplumsal konularda gereklidir. Yeni karakol, kalekol ve üs inşaatlarının derhal durdurulması, mevcut yapıların envanterinin ve boşaltma takviminin açıklanması gerekiyor.

SAVAŞ MİMARİSİ

Çerçeve Yasa’nın Meclis’te kabul edilmesinden sonra hükümetin atılması gereken adımlarla ilgili süreci ağırdan alması, Kürtlerin sürdürülebilir bir barış ortamının oluşmasına ilişkin kaygılarını gidermiyor. Sürecin hukuki zemine oturması her ne kadar gidişat açısından iyi bir gelişme olarak görülse de Kuzey Kürdistan dağlarında, vadilerinde ve yaylalarında savaş döneminin mimarisi yerinde duruyor. Tepelerde kalekollar, derelerde barajlar, otlaklarda yasaklar varlığını koruyor. Kürtler için barış, tam da bu haritanın değişmesiyle başlayacak gibi görünüyor.

10 Ağustos 2026’da Meclis Genel Kurulu, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”u 467 oyla kabul etti. Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci böylece yasal bir zemine kavuştu. Kanunun hükümleri, silah bırakma ve fesih tespitini teyit eden Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından işleyecek.

Ancak Kürdistan halkı barışı Meclis’teki oylamadan değil, köyünün üzerindeki tepeye bakarak ölçüyor. O tepede, 2013-2015 yılları arasındaki “çözüm süreci”nde yükselen bir mimari büyük oranda yerinde duruyor. Bunlar kalekollar, güvenlik barajları, özel güvenlik bölgeleri ve yayla yasakları. Bir taraf silahı bırakma yolunda adım atarken savaşın altyapısının olduğu gibi kalması, sürecin en kırılgan halkasını oluşturuyor.

KALEKOL: BARIŞIN YANINA DİKİLEN BETON

Önder Apo’nun 2013 Newroz’unda gerillanın sınır dışına çekilmesi çağrısının ardından devlet, dağları karakol ve kalekollarla donattı. Milli Savunma Bakanlığı’nın bir soru önergesine verdiği yanıta göre 2013 başında 78 jandarma karakolunun yapımına başlanmıştı. İHD’nin Geri Çekilmeyi İzleme Komisyonu raporlarına göre sadece Colemêrg’de (Hakkari) TOKİ eliyle 189 karakol ve kalekol ihalesi yapıldı, Dersim’de 52 askeri üssün 22’sinin yapımına başlandı. Ayrıca 820 kilometrelik “güvenlik yolu” için protokol imzalandı. Barış konuşulurken beton dökülüyordu.

Bedel ilk günden ağır oldu. 28 Haziran 2013’te Licê’nin Kayacık köyünde karakol yapımını protesto edenlere ateş açılmış ve 18 yaşındaki Medeni Yıldırım yaşamını yitirmişti. 8 kişi de yaralanmıştı.

Kalekol, sıradan bir karakol değil. Roketatar atışına dayanıklı, 80 santimetrelik taş duvarlı, betonarme perdeli, 12 metrelik gözetleme kuleli bu yapılar, çatışmasızlığa göre değil, çatışmanın geri dönme ihtimaline göre projelendirildi. Devletin barış politikasının fiziksel karşılığı da buydu. Müzakereyi sürdürürken caydırıcılığı betonla sabitlemişti. Demokratik toplum anlayışında ise güvenlik, halkın tepesine kurulmuş bir kale değil, halkın kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olduğu bir ortamdır.

SUYUN TUTSAK EDİLMESİ

İHD’nin izleme raporu, sürecin ilk yılında Şirnex’te 11 “güvenlik barajı”nın, Dersim’de Munzur Vadisi üzerinde 4 barajın, Sêrt’te (Siirt) Botan Çayı üzerinde bir barajın inşasının sürdüğünü kaydetmişti. Şirnex ve Colemêrg’te Silopi, Qileban (Uludere), Çetintepe, Musatepe, Çocuktepe, Aslandağ ve Beyyurdu gibi barajlar bir zincir oluşturuyor. Resmi gerekçe ise, enerji ve sulama olarak sunuluyor. Ancak inşaatların Irak sınırı boyunca ve tam da süreç başlarken hız kazanması, bunların sadece enerji yatırımı olmadığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Baraj yalnızca su tutmaz, denetim de kurar. Sınır hattını hidrolik olarak çizer, yaylaya ve dere kıyısındaki köye giden yolu keser, vadiyi ve hafızayı sular altında bırakır. Ilısu Barajı’yla 12 bin yıllık Heskîf’in sulara gömülmesi bunun en çıplak örneğiydi. Önder Apo’nun demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasında doğa, sömürülecek bir kaynak değil, toplumun kendisiyle birlikte özgürleşeceği yaşam alanıdır.

Akarsuyu betona hapseden anlayış, toplumu ve doğayı aynı anda denetleme mantığından ayrı düşünülemez.

ÖZEL GÜVENLİK BÖLGELERİ: GEREKÇESİ BİTEN YASAK

2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, stratejik değeri olan tesislerin çevresinde “özel güvenlik bölgesi” kurulmasına izin veriyor. Bu kararı da Cumhurbaşkanı veriyor. Yönetmeliğin 24. maddesi ise bu bölgelerdeki mülk sahiplerinin ve bölgede oturanların yaşamasını, zirai faaliyette bulunmasını ve mesleğini icra etmesini serbest bırakıyor. Kürdistan’da karşılaşılan gerçeklik bunun tersi yönünde. Kimlik kontrolüyle, izinle, dar koridorlarla işleyen ve haber verilmeden değişen fiili bir yasak rejimi var. Hukukun tanıdığı serbestliği idari keyfilik geri alıyor.

Üstelik yönetmelik, kurulu bir özel güvenlik bölgesinin iptalinin valilik eliyle hazırlanacak öneri dosyasıyla İçişleri Bakanlığı’na iletilerek istenebilmesine imkan tanıyor. Kapı hukuken açık olmasına rağmen eksik olan şey siyasi irade. Anayasa Mahkemesi’nin, askeri güvenlik bölgesi şerhi nedeniyle yaklaşık 25 yıldır kısıtlanan mülkler için mülkiyet hakkı ihlali kararı vermesi de bu rejimin “istisnai” olmaktan çıktığını gösteriyor.

NEDEN KALDIRILMALI?

Birincisi, gerekçe ortadan kalkıyor. Bu bölgeler çatışma varsayımına dayanıyordu; silah bırakma ve fesih süreci teyit edildikçe bu varsayım çözülüyor. İkincisi, yasaklar halkın mülkiyet, geçim ve hareket hakkını kısıtlıyor. Üçüncüsü, “güvenlik” adıyla yasağı sürdürmek, barışın en somut kazanımını halktan esirgemek anlamına geliyor. Dördüncüsü, yerel demokrasinin ön koşulu, halkın kendi coğrafyası üzerinde karar hakkıdır. Yani askeri izin mekanizmasına bağlanmış bir coğrafyada demokratik yönetimden söz edilemez.

‘ÖNCE SİLAH’ İTİRAZI

Kalekol askeri, baraj ekolojik, yasak ise ekonomik yüzüyle aynı güvenlikçi paradigmanın ürünüdür. Toprağı, suyu ve geçimi denetim altına alarak halkı kendi coğrafyasında konuk durumuna düşürmektir. Önder Apo’nun önerdiği paradigma bu mantığın tam tersidir. Güvenliği askere değil, toplumun kendi örgütlenmesine; geçimi ranta değil, komüne ve ekolojiye dayandırmaktır.

Hükümet cephesinden sık duyulan itiraz ise şudur: “Yasal düzenlemeler PKK’nin silah bırakmasının tespit ve teyidinden sonra yapılmalı.” Komisyon sürecinde AKP ve MHP bu görüşü savunurken, DEM Parti, düzenlemelerin silah bırakma sürecinin tamamlanması beklenmeden atılmasını istemişti. Bu itirazın burada üç yanıtı var.

Birincisi, kalekollar silah bırakmanın teyidi beklenmeden, üstelik çatışmasızlık döneminde inşa edildi. Betonun dökülmesinde beklemeyen bir anlayış, söküm için beklemeyi savunamaz. İkincisi, yayla ve mera kısıtlarının önemli bölümü çerçeve yasa gerektirmeyen idari kararlara ve sahadaki uygulamaya dayanıyor. Bunlar bir günde kalkabilir. Özel güvenlik bölgelerinin iptali ve barajlar için ÇED de mevcut mevzuat içinde işletilebilir. Üçüncüsü, kalıcı barış, tarafların sadece metinlere değil, sahadaki somut adımlara güvenmesiyle kurulur. Yani kalekolun sökülmesi, yaylanın açılması, derenin akması, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin halk nezdindeki karşılığıdır.

BARIŞ SAHADA BAŞLAR

Barış süreçlerinde ivedilikle hükümet tarafından atılması gereken adımlar, siyasi olduğu kadar toplumsal konularda da gereklidir. Yeni karakol, kalekol ve üs inşaatlarının derhal durdurulması, mevcut yapıların envanterinin ve boşaltma takviminin açıklanması gerekiyor. Yine güvenlik barajları dahil tüm baraj ve HES projeleri, halkın katıldığı bağımsız ÇED süreçleriyle yeniden değerlendirilebilir.

Valilikler, özel güvenlik bölgeleri için iptal öneri dosyalarını hazırlayıp iptal kararları çıkarabilir. Yayla ve mera yasaklarının kaldırılması için zararların tazmin edilmesi ve mera erişiminde korucu ayrıcalığına son verilmesi sağlanabilir. Meclis’in kuracağı İzleme Komisyonu, sahadaki askeri yapılanmayı ve yasakları gündemine alarak belediyeler, meslek odaları ve köy halkını karar süreçlerine dahil edebilir.

Kalekolun gölgesindeki köy, barajın kuruttuğu dere, yasakla kapatılan yayla, sürecin Ankara’daki metinleriyle sahadaki gerçeklik arasındaki makasın adıdır aslında. Kürt halkı, silahların susmasını yaşamı üzerindeki vesayetin kalkmasıyla tamamlamak istiyor.