GÖRÜNTÜLÜ

Psikolog Kaya: Barış yalnızca bir ilanla sağlanmaz

Barışın yalnızca bir ilanla sağlanamayacağını belirten psikolog Orhan Kaya, çatışmasızlık ile barışın birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayarak toplumsal barış hissinin oluşması için temel adımların atılması gerektiğini söyledi.

ORHAN KAYA

Toplumsal travmaların tarihsel boyutunu, Kürt halkının direnişini ve çatışma çözüm süreçlerini değerlendiren akademisyen Orhan Kaya, yalnızca travmaya odaklanan yaklaşımların eksik kaldığını belirtti. Mevcut süreçteki beklenti ve hayal kırıklıklarının yanı sıra diasporadaki dönüş umutlarına, halklar arasındaki güvensizliğe ve barışın toplumsal olarak hissedilmesinin koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, barışın hissedilebilmesi için güvensizlik ortamının ortadan kaldırılması gerektiğini, bunun için de temel adımların atılması gerektiğini söyledi.


'KÜRT HALKI SADECE TRAVMATİK SÜREÇLER YAŞAMADI, DİRENDİ’

Toplumsal travmaların tarihinin çok derin olduğunu ve psikoloji biliminin uzun yıllardır bu konuyu tartıştığını belirten Kaya, travmayı insan yaşamını bütünlüklü biçimde etkileyen, beklenmedik ve ani gelişen olaylar olarak tanımladığını ifade etti. Türkiye toplumunun, başta Kürt halkı olmak üzere, yıllarca travmatik süreçlere maruz kaldığına dikkat çeken Kaya, yalnızca travmaya odaklanmanın eksik bir yaklaşım olacağını söyledi.

Kaya, travmanın yanı sıra direniş tarihinin de ele alınması gerektiğini belirterek, “Travmatik süreçler bu kadar uzun süre devam etmişken sadece travmayı tartışmak eksik bir yaklaşım olur. Çünkü travmanın tarihi gibi direnişin tarihi de var. Evet, Kürt halkı yıllardır, on yıllardır travmatik süreçlere maruz kalıyor ama psikoloji bilimi sürekli bu travmatik süreçlere odaklanmaktadır. Diğer taraftan göz ardı edilen şey, Kürt halkının bir taraftan da on yıllardır direniyor olmasıdır” dedi.

'ÇATIŞMA SÜREÇLERİ KOLAY İLERLEMİYOR'

Toplumsal travmaların uzun süre devam ettiği gibi çatışma çözüm süreçlerinin de uzun sürdüğünü belirten Kaya, mevcut sürece ilişkin beklenti ve hayal kırıklıklarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çatışma çözüm süreçlerinin kolay ilerlemediğini vurgulayan Kaya, “Çatışma çözüm süreçleri, uzlaşma süreçleri ve yeniden inşa süreçleri kolay kolay olmuyor. En az travmatik süreçler kadar uzun sürer” ifadelerini kullandı.

Sürecin kısa sürede tamamlanacağı yönündeki beklentilerin gerçekçi olmadığını belirten Kaya, “Dünden bugüne hemen barış sağlanacak, hemen travmatik süreçler düzelecek veya toplumsal yaşamımız bir anda değişecek gibi bir algı var. Bu algının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu beklentiyi kabul etmekle birlikte, bu beklentinin haklı bir beklenti olduğunu kabul etmekle birlikte, biraz gerçekçi yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

'YENİ TRAVMATİK SÜREÇLERE MAHAL VERİLMEMELİ'

Türkiye halklarının sorunların bir an önce çözülmesini istediğini belirten Kaya, sürecin aşamalı ilerlemesi gerektiğini söyledi. Yeni bir travmatik sürece mahal verilmemesi gerektiğini vurgulayan Kaya, mevcut sürecin önceki süreçlerden farklı olarak daha temkinli ilerlediğine işaret etti.

Kaya, “Aşama aşama geçmesi lazım. Benim gözlemlediğim kadarıyla bir önceki süreçlerden farklı olarak bu süreçler biraz daha temkinli ilerliyor. Hazırlık süreçleri olsun, uygulama süreçleri olsun, hepsi şimdiye kadar en azından yeni travmatik süreçlere mahal vermemek şeklinde devam ediyor. Bu, her iki taraf için de geçerli” dedi.

Almanya’da akademisyen olduğunu ve Kürt diasporasıyla çalıştığını söyleyen Kaya, diasporadaki insanların sürece ilişkin farklı beklentiler taşıdığını, bazı kişilerin ülkelerine dönme hazırlığı yaptığını ancak geçmiş deneyimlerin ise sürece yönelik güvensizlik oluşturduğunu ifade etti.

Kaya, “Tekrar ülkeye geri dönmek, hatta ‘Bir an önce hazırlıklarımızı yapalım, barış olacak, gideceğiz’ diye planlamaları var. Beklentileri de var. Sürece tabii ki güvensiz yaklaşan insanlarımız da var, kesinlikle. Bu noktada geçmiş deneyimler, orada bir güvensizlik oluşmasında da etkili oluyor. Çünkü geçmişteki deneyimler genel olarak olumsuz olduğu için, bu beklenti karşılanmadığı zaman, bugünden yarına olmadığı zaman da bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bu sefer bazı kesimlerde süreç karşıtı bir tutum gelişiyor” diye konuştu.

'GÜVENSİZLİĞİN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKİYOR'

Çatışma çözüm süreçlerinin kolay ilerlemediğini yineleyen Kaya, çatışmaların sona ermesiyle barışın aynı şey olmadığını belirtti. Kürt halkına yönelik yaklaşık bir asırlık politikaların toplumda yarattığı güvensizliğe de dikkat çeken Kaya, çatışmaların durmasının barış anlamına gelmediğini vurguladı.

Kaya, “Şu anda da oralarda tartışılan şey, bizim önce çatışmayı bitirmemiz lazım. Yani çatışmayla, çatışmanın durmasıyla barışı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Barış belki de bir sonraki jenerasyonda olacak. Bu süreç içerisinde yaklaşık yüz yıldır Kürt halkına yönelik saldırı, asimilasyon politikaları ve bununla birlikte sistematik bir işkence, yok sayma inşa edilmiş. Dolayısıyla her iki tarafta da ciddi bir güvensizlik var. Önce bu güvensizliğin ortadan kalkması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

'TOPLUMSAL ARGÜMANLAR İNŞA EDİLMELİ'

Barışın bir sonraki jenerasyona kalabileceğini düşündüğünü söyleyen Kaya, “Bizim jenerasyonumuzun, çatışmayı önleme ve çatışmasızlık sürecini sağlama jenerasyonu olacağına inanıyorum. Barışın tabii ki bir iki tane safhası var. Aslında topyekün değerlendirmek lazım. Sadece çatışmayla da ilişkili değil. Az önce de dediğim gibi, yaklaşık yüz yıldır inşa edilen kalıp yargılar, ön yargılar var. Temassızlık var, iletişimsizlik var halklar arasında. Bunun kesinlikle talep edilmesi, hissedilmesi ve bunun dışında toplumsal argümanların da inşa edilmesi gerekiyor.”

'BARIŞ HİSSİNİN OLUŞMASI İÇİN TEMEL ADIMLARIN ATILMASI GEREKİYOR'

Orhan Kaya, barışın yalnızca bir ilanla sağlanabilecek bir durum olmadığını belirterek, toplumsal barış hissinin oluşması için temel adımların atılması gerektiğini söyledi.

Kaya, “Bu sadece ‘Hadi barıştık’ denilecek bir şey değil. Bir sürü boyutu olan bir şeydir. Ve o hissi, bahsettiğim barış hali ve bir sonraki jenerasyonun hissedeceğine inandığım barış hali, tam bu hissiyatla alakalı bir şeydir. Barış hissinin oluşması için bazı temel adımların atılması gerekiyor. Ve en öncelikli olan da tabii ki çatışmasızlıktır” dedi.