Kadınlardan 11 Temmuz açıklaması: Meclis ve hükümet gereken adımları atmadı

Silah yakma töreninin 1. yıl dönümünde Meclis önünde açıklama yapan kadınlar, "Meclis ve hükümet geçen sürede barış için gereken adımları atmadı" dedi.

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun 11 Temmuz’da silah yakma törenini birinci yıl dönümü vesilesiyle, Meclis'in Dikmen kapısı önünde açıklama yaptı. Farklı kentlerden bir araya gelen “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla Meclis önüne yürüyen kadınlar, “Kadınlar barışta ısrar ediyor", "Savaşa hayır barış hemen şimdi" sloganlarını attı. 

Açıklamanın Kürtçesini Nebahat Çalpan Türkçesini ise Nilgün Salmaner okudu. Nilgün Salmaner, kadınların 8 Temmuz 2025'te Meclis önüne gelerek Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis Komisyonu kurulması başta olmak üzere taleplerini ilettiklerine dikkat çekti.

Kadınların barışa dair taleplerini Meclis Komisyonu'na da iletmelerine rağmen raporda yer almadığı söyleyen Nilgün Salmaner, "Sözlerimizin hiçbiri nihai raporda yer bulmadığı gibi, raporda kadınların savaşı nasıl yaşadığının bahsi dahi geçmedi. Raporun ilanından hemen sonra söylediğimiz gibi, Meclis Komisyonu raporunda 'kadının adı yoktu'” diye konuştu.

Nilgün Salmaner, kadınların taleplerini şöyle sıraladı: 

*Terörle Mücadele Kanunu ve benzerlerinin kaldırılması, hasta mahpuslar başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların serbest kalması,

*Kayyımların geri çekilmesi ve ilgili Cumhurbaşkanı Kararnamesi'nin iptali,

*Kimlik ve aidiyetler için eşitlik ve kapsayıcılığın temel alınması ve bu bağlamda anadilde eğitim ve kurumsal hizmet alma önündeki engellerin kaldırılması,

*Devletin gücünü arkasına alan cinsel şiddet faili üniformalı erkeklerin yargılanması ve bu suçlarla yüzleşilmesi,

*Kadınların, gazetecilerin, sivil toplumun bu sürecin bir tarafı olan Abdullah Öcalan ile görüşmesinin önünün açılması."

Nilgün Salmaner, "mutlak butlan" kararı sonrası CHP'ye yönelik saldırı ve NATO Zirvesi nedeniyle yapılan operasyonlara dikkati çekerek, saldırıların kabul edilmeyeceğini kaydederek, “Siyasi tutsakları serbest bırakmak, komisyon raporunda da vurgulanan AİHM ve AYM kararlarını uygulamak şöyle dursun, devlet devrimcisinden TEMA gönüllüsüne, gazetecisinden komedyenine insanları işkenceyle gözaltına alırken kadın milletvekillerini, yol arkadaşlarımız Sevda Karaca ve Burcugül Çubuk'u özel olarak aşağılayıcı muameleye ve cinsiyetçi hakarete maruz bırakmaktan da geri durmuyor" diye belirtti.

Nilgün Salmaner, üniformalı faillerin yargılanması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Bunu Meclis Komisyonu'nda söylediğimizde; bundan 10 yıl önce özel harekatçıların evlerin duvarlarına, aynalarına yazdıkları tecavüz tehditlerinin yaptırımsız kalmasının sonuçlarını ağır yaşadığımız ve yaşayacağımız, savaşın kadınların ve kız çocuklarının gündelik hayatlarında bedenlerine yönelik saldırı olarak devam etme riski taşıdığı konusunda uyarı yaptığımızda, 'Bizde böyle şeyler olmaz' diye çok yüksek bir tepkiyle karşılaştık. Ama Gülistan Doku cinayetiyle açığa dökülenler uyarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Kadınlara ve kız çocuklarına karşı, içinde askerin, polisin, valinin, korucunun, hastane doktorunun ve fazlasının olduğu bu ağlar, bir savaş yönteminin sonucu. Bugün Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kuracağını söyleyen Adalet Bakanı'na soruyoruz: Sadece Dersim'de, Munzur Üniversitesi'nde faaliyet gösteren suç şebekesini kim koruyor? Bugün silah bırakıp Diyarbakır'a, Batman'a, Van'a, Dersim'e, Silopi'ye dönmesini beklediğimiz kadın savaşçılar, elinde silah arkasında kamu gücü olan erkeklerin istediğini yaptığı, kanunun onlara işlemediği, cinsel suçlarının cezasız kaldığı bir koşula mı dönecekler?"

Önder Apo ile görüşmelerin düzenli yapılmadığına, İmralı Heyeti üyeleri ve kendisiyle görüşmek isteyen kadınlara izin verilmediğini hatırlatan Nilgün Salmaner, "Sürecin çerçevesi olarak yasanın Meclis'e gelmesinin konuşulduğu bu günlerde, 40 günü aşkın süredir İmralı Heyeti'nin gitmesine izin verilmediğini öğreniyoruz. Neden? Toplumun neyi öğrenmesine izin verilmiyor? Temmuz ayı sonuna kadar çıkarılacağı söylenen yasanın içeriği nedir? Bu yasa demokratik siyasetin önünü açan bir yasa mı olacak yoksa süreci oldubittiye getiren bir rehin alma yasası mı?    

Evet, henüz bu Meclis ve hükümet geçen sürede barış için gereken adımları atmadı. Ama hala vakit var, hala yapılabilecekler var" dedi.

Nilgün Salmaner, silah yakma töreninde Barış ve Demokratik Toplum Grubu sözcüsü Besê Hozat'ın yaptığı konuşmayı hatırlatarak, sözlerini şöyle bitirdi: "Silahtan uzaklaşarak demokratik siyaset alanında mücadeleye dair bu sözlerin kadınların öncülüğünde söylenmesinin elbette ayrı bir anlamı var. Çünkü bunca eşitsizliğin, inkarın, ayrımcılığın olduğu bir coğrafyada kadınlar için mücadelenin dışında kalmak bir seçenek değil. Meclis’e sunduğumuz komisyon raporunda Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak söylediğimiz gibi, gerçekten de silahların geri dönülmez şekilde hayatımızdan çıkması için hepimizin, öncelikle siyaset kurumunun değişip dönüşmesi, imha ve inkâr üzerine kurulmaması gerekiyor. Yasanın konuşulduğu bu günlerde, geri döneceklerin Kürt olarak da kadın olarak da eşitsiz, haksız, hukuksuz, erkek devlet şiddetinin ve sömürünün dayatıldığı bir hayata dönmesini beklemenin yeni çatışmalara zemin hazırlayacağını hatırlatıyoruz."

Açıklama sloganlar ve zılgıtlarla sona erdi.