Amed’in Yenişehir ilçesinde 5 Eylül 2025’te babasıyla halasının evine gittikten sonra kaybolan yüzde 50 zihinsel engelli 22 yaşındaki Mercan Kaplan’ın, 6 Eylül’de Eğil yakınlarındaki bir sulama kanalında şüpheli şekilde ölü bulunmasına ilişkin soruşturma sürüyor. Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Dicle Gencan, dosyanın bir yılı aşkın süredir soruşturma aşamasında olduğunu belirterek, “Dosyada düzgün bir ilerleme ve etkili bir araştırma yok” dedi.
Mercan Kaplan’ın cenazesi, olayın ardından otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Soruşturma kapsamında Kaplan’la aynı araçta bulunduğu belirlenen H.İ. gözaltına alındı. İfadesinin ardından serbest bırakılan H.İ., Mercan Kaplan’ın ölümünün “kaza” olduğunu savundu.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetkisizlik kararıyla Eğil Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen soruşturma dosyasına son olarak Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin raporu girdi.
Raporda, Mercan Kaplan’ın vücudunda iki erkeğe ait DNA örneklerine rastlandığı belirtildi. Avukatlar, söz konusu rapor ile dosyadaki ifadeler arasında bulunan çelişkilerin “kaza” iddiasını doğrulamadığını belirtiyor.
Avukatlar ayrıca aylardır şüpheli ya da şüpheliler hakkında herhangi bir adli tedbir uygulanmadığını ve yapılan tutuklama taleplerine de henüz yanıt verilmediğini ifade ediyor.
Avukat Dicle Gencan da soruşturmanın bir yılı aşkın süredir devam ettiğine dikkat çekerek, dosyada etkin ve kapsamlı bir araştırma yürütülmediğine ilişkin durumu, “Maddi gerçeğe ulaşmak için yapılması gereken bazı araştırmalar çok geç yapıldı, bazıları ise hala yapılmış değil” diye ifade etti.

Mercan Kaplan’ın 21-22 yaşlarında, zihinsel engelli bir kadın olduğunu belirten Dicle Gencan, bu duruma ilişkin sağlık raporunun da soruşturma dosyasında bulunduğunu söyledi. Mercan Kaplan’ın ailesinin de genç kadının yemek yeme, giyinme ve öz bakım gibi günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını, kendisini ifade etmekte zorlandığını aktardığını kaydetti.
‘SORUŞTURMA ŞÜPHELİNİN BEYANLARI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLDÜ’
Soruşturmanın ilk aşamadan itibaren esas olarak şüphelinin beyanı üzerinden yürütüldüğüne dikkat çeken Dicle Gencan, dosyanın “taksirle ölüme neden olma” kapsamında ele alındığını söyledi. Olayın oluş biçimi, Mercan Kaplan’ın zihinsel engel durumu ve olay yerindeki koşulların ilk aşamadan itibaren farklı ihtimallerin de araştırılmasını gerektirdiğini vurgulayan Dicle Gencan, şöyle konuştu:
“Mercan Kaplan’ın bedeninden alınan vajinal ve anal örneklerde sperm ve meni tespit edildi. Birden fazla erkek biyolojik profiline işaret eden bulgular var. Tırnak örneklerinde de erkek DNA profili tespit ediliyor. Kıyafetlerinde meni ve kan bulunuyor, bazı giysileri yırtık halde.”
‘SORUŞTURMA GENİŞLETİLMİYOR’
“Bir kadının şüpheli ölümünde, üstelik zihinsel engeli bulunan bir kadının bedeninde bu bulgular varsa cinsel saldırı ihtimalini görmezden gelinemez” diyen Dicle Gencan, “Soruşturmanın cinsel saldırı yönünden genişletilmesi için daha ne gerekiyordu? Bunun yanı sıra, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair şüphelinin anlatımı ile teknik inceleme sonuçları örtüşmüyor. Olay günü şüphelinin vücudunda yaralanma bulguları tespit edildi. Ama bu yaralanmalar nasıl oluştu, üzerindeki kanın kaynağı ne, bunlar anlattığı olayla gerçekten uyumlu mu gibi soruların araştırıldığını göremiyoruz” dedi.
‘ŞÜPHELİDEN 11 AY SONRA ÖRNEK ALINIYOR’
Dicle Gencan, “Bugün geldiğimiz noktada dosyada sadece cevapsız sorular yok. Hala soruşturmanın konusu bile yapılmamış çok temel meseleler var. Mercan 6 Eylül 2025’te yaşamını yitiriyor. Şüpheliden karşılaştırmaya esas örnek ise ancak 17 Ağustos 2026’da alınabiliyor. Yani ölümün üzerinden 11 ay geçtikten sonra. Cinsel temas ve erkek DNA’sına ilişkin önemli adli tıp bulguları bu tarihten çok daha önce dosyaya girdi. Şüphelinin DNA örneği neden aylarca alınmadı?” diye sordu.
‘DNA İZLERİNİN KİME AİT OLDUĞU BULUNAMADI’
Dosyada farklı erkek biyolojik profillerine ilişkin bulgular bulunduğunu ifade eden Dicle Gencan, araç üzerinde de erkek DNA izleri tespit edildiğini belirterek, şunlara dikkat çekti:
“Bunların kimlere ait olduğu ve olayla bağlantılarının bulunup bulunmadığı şu ana kadar araştırılmadı. Burada ayrıca şüpheli hakkında uygulanan, daha doğrusu uygulanmayan tedbirler bakımından da ciddi bir sorun görüyoruz. Şüpheli hakkında ne tutuklama ne de adli kontrol kararı veriliyor. Daha sonra biyolojik örnek alınabilmesi için kendisine ulaşılamadığı ve yakalama sürecine ihtiyaç duyulduğu görülüyor.”
Dosyadaki en temel sorunun “şüphenin üzerine gidilmemesi, hatta hiç şüphelenilmemesi” olduğuna işaret eden Dicle Gencan, olay sırasında çevrede bulunan kişilerin ifadelerinin de dosyada yer almadığını belirtti. Şüphelinin kendi ifadesinde çevrede başka insanların bulunduğunu, 112’nin arandığını ve birkaç kişinin Mercan’ı sudan çıkardığını söylediğini aktardı.
‘SORUŞTURMA DAHA ETKİLİ YÜRÜTÜLMELİ’
Dosyanın sürüncemede bırakıldığı yönündeki değerlendirmelerinin yalnızca soruşturmanın uzun sürmesiyle ilgili olmadığını vurgulayan Dicle Gencan, ceza soruşturmalarında zamanın deliller açısından kritik olduğunu söyledi.
Dicle Gencan, “Ceza soruşturmasında zaman geçtikçe deliller azalır, kaybolur. Kamera görüntüleri silinir, tanıkların hafızası zayıflar, fiziksel materyaller elden çıkarılabilir. En kritik DNA karşılaştırmasının yaklaşık 11 ay sonra yapılmış olması dahi soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü gösteren çok önemli bir örnek. Mercan yaşamını yitirdiği için bugün kendi başına ne yaşadığını anlatabilecek durumda değil. Bu nedenle onun adına konuşacak olan şey deliller ve bu delilleri toplamakla yükümlü olan soruşturma makamıdır” diyerek soruşturmanın daha etkin yapılması çağrısında bulundu.