Çewlîg olası depreme hazır değil

İnşaat Mühendisleri Odası Çewlîg (Bingöl) İl Temsilcisi Ayetullah Keskin, orta ve üzeri büyüklükte deprem riski bulunan kentin hazırlıklı olmadığını söyledi.

ÇEWLÎG DEPREM

Deprem riski bölgesinde yer alan Çewlîg’te etkili bir deprem hazırlığı bulunmuyor. Ağır hasarlı binalar için somut bir adım atılmayan kentte, ekolojik talan ve dere yataklarının imara açılması ise riski artırıyor. 

Binlerce insanın yaşamını yitirdiği, milyonlarca insanın ise göçe maruz kaldığı 2023’teki depremlerinin üzerinden iki buçuk yıl geçti. Aradan geçen sürede birçok kentte olası depremler için teknik ve denetim anlamında çalışmalara başlandı. Bu çalışmalar birçok kentte yetersiz kalırken, uzmanların birinci derece deprem bölgesi olarak gördüğü ve en aktif fay hattının yer aldığı Çewlîg’te bu riski karşılayacak bir hazırlık yok. Kent merkezinde eski binalar ve tespit edilen binlerce ağır hasarlı bina yerinde duruyor. Dere yataklarının imara açıldığı ve maden çalışmalarının zemine olumsuz etki ettiği kentte, AFAD ve valilik deprem hazırlıklarını konteyner kent ve çadır ile sınırlı tutuyor. Atılmayan yerinde dönüşüm adımları halkın kaygısını daha da artırıyor. Kent merkezindeki yapıların son hali, olası depremde yaşanacak riskleri gözler önüne seriyor.

CİDDİ EKSİKLİKLER BULUNUYOR

Kentteki deprem hazırlıklarına ve risklerine dair ANF’ye konuşan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İl Temsilcisi Ayetullah Keskin, kentte hem fiziki hem psikolojik hem de kurumsal anlamda ciddi eksikliklerin bulunduğunu söyledi. Ayetullah Keskin, “Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesişim noktasında yer alan Bingöl’de orta ve üzeri büyüklükte depremlerin yaşanma ihtimali çok yüksek. Ancak ilimizin bu konuda tam anlamıyla hazırlıklı olduğunu söyleyemem" dedi. 

GÜÇLENDİRİLEN VE MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALAN AZ

Keskin, 2003 Bingöl depreminin ardından bazı kamu binalarında güçlendirme çalışmaları yapıldığını ama kentteki yapı stoğunun önemli bir kısmının eski binalardan oluştuğunu vurguladı. Keskin, “Kültür Mahallesi ve Uydukent bölgesinde mühendislik hizmeti almış yapılar bulunuyor ancak Saray Mahallesi, Temel Yapı Bölgesi ve Maden Sokak gibi alanlarda yenilenme oldukça geride kaldı. Sosyal konut projeleri sürekli konuşuluyor ama maalesef bir türlü hayata geçirilmiyor” ifadelerini kullandı.

HALK KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMİYOR 

TOKİ tarafından yapılan konutların da halkın alım gücünün çok üzerinde fiyatlarla satışa sunulduğuna dikkat çeken Keskin, şöyle devam etti: “Kültür Mahallesi’ndeki TOKİ konutlarının açık artırma yöntemiyle yüksek bedellerle satılması halkın erişimini imkânsız hale getiriyor. Bu durum, vatandaşın kendini güvende hissetmesini engelliyor. Kent merkezinde bile yenileme çalışmalarının yavaş ilerliyor. Kırsal bölgelerde durum çok daha kötü. İlçelerimizde ve köylerimizde, özellikle maddi imkânsızlıklar nedeniyle konutlarını yenileyemeyen yüzlerce vatandaşımız var. İstanbul’da yürütülen ‘Yarısı Bizden’ kampanyasının bir an önce Bingöl’de de uygulanmasını bekliyoruz.” 

AĞIR HASARLI BİNALARA DAİR SOMUT ADIM YOK

Pazarcık ve Elbistan merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yapılan hasar tespit çalışmalarına değinen Keskin, şunları söyledi: “İlimizde 4 bin 825 konut orta ve ağır hasarlı olarak tespit edildi. Bunlardan yaklaşık bin konut ‘Yerinde Dönüşüm’ kapsamında yenilendi, ancak geri kalan yapılar için ciddi bir adım atılmadı. Maraş depremlerinden sonra genel hayata etkililik kararı alınan 18 ilin çoğunda inşaat süreçleri tamamlanmak üzereyken, Bingöl’de henüz somut bir ilerleme yok. Kamuoyu da bu konuda yeterince bilgilendirilmiyor.”

GÜÇLÜ BİR İRADE ORTAYA KONULMALI'

Keskin, kentte AFAD, Kızılay ve bazı sivil toplum kuruluşlarının dönemsel bilgilendirme ve tatbikat çalışmaları yaptığını, ancak bunların sürdürülebilir olmadığını belirtti. Keskin, “Yerel yönetim, STK ve üniversite işbirliği oldukça zayıf. Bingöl Üniversitesi’nin bu konuda daha aktif bir rol alması gerekiyor. Lojistik, barınma, sağlık ve ulaşım gibi alanlarda koordineli bir afet planı henüz yok. Gerçek bir hazırlık için güçlü bir irade ortaya konulması gerekiyor” şeklinde konuştu. 

EKOLOJİK TAHRİBAT ZEMİN YAPISINI BOZUYOR

Son yıllarda artan maden aramaları, HES ve GES projeleri ile orman kesimlerinin zemin stabilitesini olumsuz etkilediğini belirten Keskin, bu durumun deprem sonrası ikincil afet risklerini artırabileceğini söyledi. Keskin, “Zemin yapısı bozuldukça toprak kayması ve heyelan gibi afetlerin yaşanma ihtimali de artıyor. ÇED raporlarının çoğu formaliteye dönüşmüş durumda. Bu süreçlerin daha sıkı denetlenmesi ve yerel halkın karar mekanizmalarına dahil edilmesi şart” dedi.

KOORDİNELİ AFET YÖNETİMİ GELİŞTİRİLMELİ

Ayetullah Keskin, kentin geçmişte yaşadığı yıkıcı depremlerden ders çıkarması gerektiğini vurgulayarak, şunları ekledi: “Yapılması gereken çok şey var ama geç kalınmış değil. Koordineli, şeffaf ve bilimsel temelli bir afet yönetimi anlayışı yerleşirse bu risk büyük ölçüde azaltılabilir. Gerçek bir hazırlık, yalnızca yapı yenilemekle değil, halkı bilinçlendirmekle mümkündür.”