İran istihbaratı 3’ü kadın 5 Kürt aktivistin akıbetini gizliyor

Kürdistan İnsan Hakları Ağı, Haziran 2025’ten bu yana en az beş Kürt aktivistin İran istihbaratı tarafından zorla kaybettirildiğini bildirdi. Raporda, yetkililerin gözaltıları kabul etmediği, aktivistlerin akıbeti hakkında bilgi vermediği belirtti.

Kürdistan İnsan Hakları Ağı (KHRN), 8 Ekim tarihli raporunda, İran’ın İstihbarat Bakanlığı ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu (İDGK) İstihbarat Teşkilatının, Haziran 2025’te başlayan bölgesel savaştan bu yana Kürt siyasi aktivistlere yönelik zorla kaybetme uygulamalarını artırdığına dikkat çekti.

Rapora göre, söz konusu dönemde Muhsîn Qadirî, Sara Reşîdî Kaçanlu, Zehra Pirdehgan (Dicle Maku), Perwîn (Adar Maku) Rasîq Qizilbaş ve Sîrwan Habîbî zorla kaybedildi. Bane, Pave, Urmiye ve Kamyaran’da gözaltına alınan aktivistlerin nerede tutuldukları ve sağlık durumları bilinmiyor.

Güvenilir görgü tanığı ifadeleri ve güvenlik güçlerinin gözaltılarına ilişkin kanıtlara rağmen İranlı yetkililerin tutuklamaları resmen kayda geçirmediği belirtilen raporda, ailelerin de yakınlarının akıbeti ve tutuldukları yer hakkında bilgilendirilmediği kaydedildi. Bu durumun aktivistleri hukuki korumadan, avukatlarıyla görüşme ve aileleriyle iletişim kurma haklarından mahrum bıraktığı vurgulandı.

Raporda, bölgesel çatışmaların ve çeşitli güvenlik tesislerine yönelik bombardımanların ardından gözaltı uygulamalarında değişiklik yaşandığına işaret edildi. Kürt siyasi aktivistlerin giderek daha fazla gizli veya resmi olmayan gözaltı merkezlerinde tutulduğu, Hamedan ve Doğu Azerbaycan gibi komşu illerdeki merkezlere nakledildiği belirtildi.

MUHSÎN QADIRÎ’NİN AKIBETİ BİLİNMİYOR

Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) üyesi Muhsîn Qadirî, 22 Haziran 2025’te Bane’nin Hengêjal sınır bölgesinde bir sınır işçisiyle birlikte İran Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı tarafından gözaltına alındı. İki kişi önce Bane’deki bir Devrim Muhafızları tesisine, ardından Sine’deki  Şahramfar gözaltı merkezine götürüldü.

Üç ay sonra kefaletle serbest bırakılan sınır işçisi, gözaltı sırasında herhangi bir silahlı çatışma yaşanmadığını doğruladı. Buna karşın Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı, 2025’in ortalarında Qadirî’nin ailesine iki kez başvurarak onun bir çatışmada öldürüldüğünü ileri sürdü ve ailenin cenaze töreni düzenlemesini yasakladı.

Yerel soruşturmalar ve tanık ifadelerinin resmi açıklamalarla çeliştiğini belirten KHRN, Qadirî’nin en son Eylül 2025’te Şahramfar gözaltı merkezinde görüldüğünü aktardı. Doğrulanamayan bilgilere göre Qadirî, daha sonra Urmiye’deki bir Devrim Muhafızları istihbarat merkezine nakledilmiş olabilir.

Raporda, İranlı yetkililerin Qadirî’nin gözaltındaki mevcut durumunu doğrulamadığı ve nerede tutulduğunu açıklamadığı belirtildi.

ÜÇ KADIN AKTİVİSTTEN HABER ALINAMIYOR

Kürt muhalefetiyle bağlantılı Sara Reşîdî Kaçanlu, 11 Ocak 2026’da protestolar sırasında Kirmaşan-Pave yolu üzerinde sivil bir araçla seyahat ederken mahkeme kararı olmaksızın gözaltına alındı. KHRN’ye göre Sara Reşîdî Kaçanlu, Kirmaşan’daki Nabi Akram gözaltı merkezine götürüldü. Ailesinin başvurularına rağmen güvenlik ve yargı makamları gözaltı durumuna ve nerede tutulduğuna ilişkin bilgi vermedi.

Rojhilat Özgür Kadın Topluluğu (KJAR) üyesi 32 yaşındaki Zehra Pirdehgan, 25 Haziran 2026’da; 33 yaşındaki Perwîn (Adar) Rasiq Qizilbaş ise 28 Haziran 2026’da Urmiye’de İran istihbaratı tarafından gözaltına alındı.

Rapora göre Pirdehgan, önce Tebriz’deki bir istihbarat gözaltı merkezinde tutuldu, ardından Urmiye’deki yeri açıklanmayan bir tesise nakledildi. Her iki kadının ailesi de yerel mahkemelere, İstihbarat Bakanlığına ve Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatına başvurarak bilgi almaya çalıştı. Ancak yetkililer gözaltıları resmen doğrulamadı ve kadınların akıbetine ilişkin açıklama yapmadı.

KHRN, iki kadının da aileleri ve avukatlarıyla görüştürüldüklerine dair herhangi bir bilginin bulunmadığını bildirdi.

SÎRWAN HABÎBÎ AĞIR YARALI HALDE GÖTÜRÜLDÜ

PJAK üyesi Sirwan Habîbî (Aram Sine), 9 Eylül 2026’da Kamyaran’ın Baas kasabasında istihbarat tarafından gözaltına alındı.

Görgü tanıklarının ifadelerine yer verilen rapora göre, sivil araçlarla bölgedeki sokakları kuşatan güçler, yerel saatle yaklaşık 01.00’de yüksek hızla kullandıkları bir araçla Habîbî’nin motosikletine çarptı. Ağır yaralanan ve silahsız olduğu belirtilen Habîbî’nin, yaralarına rağmen dövüldüğü, başının örtüldüğü ve sivil bir araçla götürüldüğü aktarıldı.

Habîbî’ye yardım etmek isteyen kişilerin dağıtılması amacıyla havaya gerçek mermiyle ateş açıldığı da tanık ifadelerinde yer aldı. Görevlilerin olayın ardından yerel polis devriyelerini bölgeye çağırdığı belirtildi.

Görgü tanıklarının Habîbî’nin İstihbarat Bakanlığı görevlilerince gözaltına alındığını doğrulamasına rağmen Kamyaran ve Sine’deki adli ve istihbarat makamlarının gözaltından haberdar olmadıklarını ileri sürdüğü kaydedildi. Habîbî hakkında resmi bir dava açılmadığı, nerede tutulduğuna ve sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmediği belirtildi.

KHRN, gözaltı sırasında ağır yaralandığı bildirilen Habîbî’nin durumuna ilişkin bilgi verilmemesinin, sağlık ve tıbbi tedaviye erişimi konusunda ciddi kaygılara yol açtığını vurguladı.

DAHA ÖNCEKİ KAYIP VAKALARI DA SÜRÜYOR

Raporda, söz konusu beş vakanın İran’ın Kürt bölgelerinde yaşanan münferit olaylar olmadığına dikkat çekildi. KHRN’nin daha önce belgelediği Îdrîs Feqî ve Osman Mame gibi Kürt siyasi aktivistlerin de gözaltına alınmalarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen zorla kaybedilmiş durumda oldukları hatırlatıldı.

İranlı yetkililerin bu kişilerin akıbetleri ve nerede tutuldukları konusunda açıklama yapmayı, ayrıca gözaltılarından sorumlu olduklarını kabul etmeyi reddettiği belirtildi.

KHRN, gizli gözaltı merkezlerine nakil, aile ve avukatlarla iletişimin engellenmesi ve yargı makamlarının gözaltıları kaydetmemesi gibi uygulamaların ailelerin hukuki yollara başvurma imkanlarını kısıtladığını kaydetti.

Raporda, bu uygulamaların aktivistleri hukuki korumadan yoksun bıraktığı; fiziksel güvenlikleri, tıbbi bakıma erişimleri ve işkence ya da diğer kötü muamele biçimlerine maruz kalma riskleri konusunda ciddi endişeler doğurduğu vurgulandı.