GÖRÜNTÜLÜ

Şehir hastanesinde eylem sürüyor: Haklarımız verilsin!

Sendikalı oldukları için istifaya zorlanan Amed Şehir Hastanesi’nde çalışan inşaat işçilerinin başlattığı eylem sürüyor. Örgütlenme ve dayanışma çağrısında bulunan sendikalı işçi Mehmet Yariç, “Bu haksızlık her alanda var, buna karşı direneceğiz” dedi.

AMED'DE İŞÇİ DİRENİŞİ

Kasım 2021 tarihinde yapımına başlanan Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde çalışan inşaat işçileri, yıllardır sistematik baskıya maruz kalıyor. İnşaat süresi boyunca ücretlerini alamadıkları ve çalışma koşullarının zorluğu nedeniyle iki defa eylem yapan işçiler, son olarak sendikalı olmaları gerekçe gösterilerek yapılan işten çıkarmaları protesto etmek amacıyla bir eylem başlattı. Yapı ve Yol İşçileri Sendikası (Yapı Yol-Sen) üyesi 75 işçinin, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük haklarının verilmesi talebiyle başlattığı eylem 14 gündür sürüyor.

İşçiler; haksız ücret kesintileri, SGK primlerinin gerçek ücretleri üzerinden yatırılmaması, fazla mesai ve pazar mesaisi ücretlerinin ödenmemesi, yol ücreti ve iş güvenliğine ilişkin sorunların giderilmesi için başlattıkları eylemi halaylarla sürdürürken, sendikal haklarını kullandıkları için baskı, tehdit ve işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını ve talepleri karşılanana kadar mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.

 

‘SENDİKALI OLDUĞUMUZ İÇİN MOBBİNGE MARUZ KALDIK’

Yapı Yol-Sen üyesi Mehmet Yariç, çalıştıkları alanda sadece kendilerinin değil, bütün işçilerin baskı altında olduğunu ve çalışma koşullarının günden güne daha da kötüye gittiğini belirtti.

Yariç, “Çalışma koşullarında sürekli baskı altındaydık. Üç ay önce yine bir işten çıkarma sorunu yaşandı. Sendikamızı çağırdık, ardından uzlaşma sağlandı ve işimize devam ettik. Ancak o günden sonra sendikalı olduğumuz için üzerimizdeki baskı daha da arttı. Ciddi bir mobbinge maruz kaldık” dedi.

Bütün tehlikeli ve yorucu işlerin sürekli kendilerine verildiğine dikkat çeken Yariç, şunları söyledi:

“İşlerin yüzde 90’ını biz yapıyorduk, işverenin kendi işçilerine ise daha kolay işler veriliyordu. Sendikalı olduğumuz için sürekli baskı altındaydık. Her gün işten çıkarılmakla tehdit ediliyorduk. İki üç dakika gecikmemiz bile işten çıkarılma tehdidiyle karşılık buluyordu.”

‘YEMEĞE İKİ DAKİKA ERKEN GİTTİĞİMİZ İÇİN ÜCRETLERİMİZ KESİLDİ’

Yemek molalarının bile bu süreçte sorun edildiğini belirten Yariç, şöyle konuştu:

“Son olarak, yemeğe bir, iki ya da üç dakika erken gittiğimiz gerekçesiyle yarım günlük yevmiyelerimiz kesildi. Çoğumuzun, hatta hepimizin ücretlerinden kesinti yapıldı. Buna itiraz ettik ve kesintileri kabul etmediğimizi belirttik. Ana firma Gürbağ, taşeron firma ise Hermet’ti. Üstümüzde bulunan ve Ali Ülküsever olduğunu düşündüğüm yetkili, hepimizin yevmiyesini kesti. Yemeğe iki üç dakika erken gittiğimiz için ücretlerimizin kesilmesini kabul etmedik. Bunun üzerine bize, ‘Kabul etmek istemeyen, kapı oradadır; gidip imzasını atsın, istifasını versin ve gitsin’ denildi.”

‘İŞÇİLER HER ALANDA BASKI ALTINDA’

Bu dayatmaya karşı çıktıklarını ve haklarını savundukları için istifaları istenerek hiçbir ücret almadan işten ayrılmaya zorlandıklarını aktaran Yariç, şunları söyledi:

“Bunu kabul etmedik, sendikamızı çağırdık ve ertesi gün eyleme başladık. Türkiye’de sendikalı işçiler baskı ve tehdit altında. İşçilerin hakları verilmiyor; iş cinayetlerinde de işçilerin hakları gözetilmiyor. İşçilerin hor görülmesine, yalnızlaştırılmasına ve cahil yerine konulmasına artık son verilmesi gerekiyor. Bu haksızlık daha ne kadar sürecek? Biz daha ne kadar direnmek zorunda kalacağız? Hakkımızı almak için neden sürekli mücadele etmek zorundayız? Artık birilerinin bu duruma müdahale etmesini istiyoruz.”

‘HAKLARIMIZI ALANA KADAR BURADAYIZ’

İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan Yariç, Amed halkından da dayanışma talebinde bulunarak şunları söyledi:

“Burada çalışan herkesin çoluğu çocuğu, annesi, babası ve eşi var. Hepimiz çalışarak ailemizi geçindirmeye uğraşıyoruz.

Her birimizin doyurması gereken bir boğazı, sorumluluğunu taşıdığı bir ailesi var. Devletin bize tanıdığı yasal haklar var ancak bu haklarımızı kullanmamız engelleniyor. Bu zulüm daha ne kadar sürecek? Yaşananların derhal sona ermesini istiyoruz. Halk ve kentin STK’ları bu konuda bize destek olmalı. Biz haklarımızı alana kadar buradan ayrılmayacağız.”