Şengal Halk Meclisi, Şengal’de yürütülen demokratik entegrasyon sürecine dair açıklama yayımladı. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nün kutlandığı açıklamada, hem Şengal hem de Kobanê’nin 2014 yılında DAİŞ çetelerince kuşatıldığına ve 12 yıllık direniş sonucu hem Rojava’da hem de Şengal’de yeni bir mücadele sürecine başlandığına işaret edildi.
Meclis olarak demokratik entegrasyon sürecini olumlu karşıladıkları vurgulanan açıklamada, bin yılı aşkın bir süredir ilk kez bir devletin Êzidî toplumunun iradesini tanıdığı ve Êzidî halkının özgür temsilcileriyle yapılan bir anlaşmayı duyurduğu ifade edildi.
Şengal’deki demokratik entegrasyonun sadece YBŞ-YJŞ ve Êzîdxan Asayişi’ni değil, Êzidî toplumunun tüm kurumlarını da kapsadığı belirtilerek devamla şunlar ifade edildi:
“Askeri güçlerin Irak’taki güvenlik kurumlarına entegrasyonu dışarıdan dayatılan bir proje değil, halkımızın iradesiyle gelişen ve kazanımların korunmasını ve toplumumuz için kalıcı güvenliğin sağlanmasını garanti altına alan bir süreçtir. Bunu bir tehdit olarak göstermeye çalışanların bizzat kendisi, toplumumuzun çektiği acılar üzerinden ticaret yapmaya çalışan ve Şengal’i bir kez daha savunmasız bırakmak isteyenlerdir.
Şengal 23 yıldır tartışmalı bölgeler statüsünde yer alıyor ve toplumumuzun yaşadığı sorunlar çözülmüyor. Bu süreçte tarihsel ve toplumsal sorunların merkezi hükümet ile birlikte çözülmesini ilk adım olarak görüyoruz.”
Şengal’de sorunun bir toplum ve inanç sorunu olduğu ve bunun tek bir silahlı güce indirgenemeyeceği ve çözümün tek bir güçten beklenemeyeceğinin altı çizilerek, Şengal sorununun Irak Anayasası çerçevesinde ve Irak Federal Hükümeti ile birlikte ele alınmasının bir ihtiyaç olduğu kaydedildi.
Êzîdî halkının iradesi gözetilmeden yapılan hiçbir anlaşmanın halk tarafından kabul görmediği hatırlatılan açıklamada, “Hakiki çözüm, Şengal’in Özel Statüsü’nün yerel yönetiminin kabul edilmesi ve kendi kendini yönetme ile öz savunma hakkımızın güvence altına alınmasıdır. Bu Êzîdî halkının meşru ve doğal hakkıdır. Êzîdî halkının inanç merkezi olan Şengal’in, Êzîdî toplumunun iradesi dışından yönetilemez, korunamaz. Kalıcı çözümü mahalli bir yönetimde görüyor, bu iradenin tanınmasını talep ediyoruz. Yerel yönetimin tanınmasına yönelik mücadelemiz devam edecektir” denildi.
“KDP yönetimi başta olmak üzere, ilgili tüm taraflara ve kişilere, Êzîdî toplumunun iradesine saygı duymaları ve bu iradeye saygılı bir tutumla yaklaşmaları çağrısında bulunuyoruz”denilen açıklama, “Êzîdîlerin davası hem ulusal hem de uluslararası bir meseledir. Hiçbir gücün veya tarafın bu gerçeği önemsizleştirmeye ya da çarpıtmaya hakkı yoktur. Şengal meselesini Êzîdîlerin Kürt olup olmamasına bağlamaya çalıştılar, bu bilinçli bir çarpıtma ve gerçeği örtbas etmek için oluşturulan bir gündemdir. İstedikleri şey bu tür gündemlerle bizi, Êzîdî toplumunun iradesi olduğu gerçeğinden uzaklaştırmak, Êzîdîlerin çıkarların auygun olmayan gündemler yaratmak ve bizi asıl taleplerimizden uzaklaştırmak istemektedirler” diye devam etti.
Tüm Êzîdî partilere, örgütlere, kadınlara ve gençlere tüm çatışmaları bir kenara bırakma ve tek çatı altında birleşme çağrısı yapıldı.
Tüm gelişmelerin ortasında 12 yıllık ferman sürecinin Önder Apo ve Özgürlük Hareketi’nin emeği olmadan değerlendirilemeyeceği vurgulanarak şunlar belirtildi: “Unutulduğumuz o günlerde imdadımıza koştular ve toplumumuzu yüzyılın en vahşi soykırımından kurtardılar. Özgür toplum fikir ve felsefesiyle bu sürece geldik. Bugün Halk Meclisi, YBŞ, YJŞ ve tüm Êzîdî kurumları bu fikir ve felsefenin birer ürünüdür. Önder Apo’nun demokratik toplum sürecini başlatması ve demokratik entegrasyon projesini geliştirmesinin ardından Irak ile müzakereler başladı. Bugün ulaştığımız süreç bu emek ve girişimlerin sonucudur. Êzîdî halkının tüm dostlarını, bu sürece desteklerini sürdürmeye ve demokratik çözüme yardımcı olmaya çağırıyoruz.”