DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te Şengal’e yönelik saldırısında 6 binden fazla kişi kaçırıldı, yaklaşık 2 bin 500 kişiden ise hala haber alınamıyor. Êzidîler, binlerce kişinin katledildiği ve kaçırıldığı saldırıyı tarihlerindeki 74’üncü ferman olarak adlandırıyor.
Şengal, 2015 yılında DAİŞ’ten kurtarıldı. Fermanın ardından halk meclisini oluşturan Êzidîler, Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) gibi savunma güçleriyle kendi yönetim ve savunma mekanizmalarını kurdu. Şengal’de o tarihten bu yana fiilen işleyen öz yönetim, halkın kendi kendini yönetme ve savunma iradesinin bir ifadesi olarak varlığını sürdürüyor.
NEW YORK'TA TÜRKİYE-IRAK TAKASI
Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali Zeydi, 23 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için bulundukları New York’ta bir araya geldi. Görüşmenin ardından yayımlanan ortak açıklamada iki başlık öne çıktı: Şengal’de devlet otoritesinin bütünüyle tesis edilmesi ve açıklamada “yasaklı yabancı silahlı unsurlar” olarak tanımlanan güçlerin varlığına son verilmesi, Türk ordusunun Başika (Zilkan) üssünü Irak federal hükümetine kademeli olarak devretmesi. Devir süreci, Irak’ın güvenlik alanında atacağı adımlara ve tarafların üzerinde uzlaşacağı takvime bağlandı. Ancak takvime ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Türk ordusu, Aralık 2015’te Musul’un yaklaşık 30 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Başika Üssü’ne yerleşti. Üste yaklaşık 600 Türk askeri bulunuyor. Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığı ise 5 ana üs, 2 binden fazla asker ve 100’e yakın noktadan oluşuyor. Toplam asker sayısının üçte birinden azını barındıran Başika Üssü’nün devri, Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığının sona erdiği anlamına gelmiyor. Diğer üs ve askeri noktalar ise varlığını sürdürüyor.
Türkiye basınında mutabakat, Türk ordusunun Başika’daki varlığını sona erdirmesi karşılığında Şengal’de Irak devlet otoritesinin kurulması şeklinde yorumlandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bir basın toplantısında, söz konusu adımların “Şengal’de terör grubunun varlığı sona erdikten sonra” atılacağını söyledi.
Türk devleti, bu mutabakatla Şengal meselesinde kendisini doğrudan muhatap olarak konumlandırmaya çalışıyor. Ancak Şengal gibi stratejik bir bölgenin yönetimi ve savunması, orada yaşayan halkın temsilcilerinin bulunmadığı bir görüşmede başka bir devletin üssüyle takas edilen bir başlığa dönüştü.
ÇÖZÜM ANAYASADA
1 Eylül’de Ali Zeydi’nin talimatıyla Bağdat’ta Êzidîler hakkında bir toplantı yapıldı. Irak hükümetinin Êzidî temsilcilerini dışarıda bırakarak Bağdat’ta gerçekleştirdiği Şengal konulu toplantıya katılanların tamamı askeri ve güvenlik yetkilileriydi; hiçbir Êzidî temsilcisi toplantıya çağrılmadı. Ardından Şengal’e askeri kaymakam atanması gündeme geldi. Buna karşın Şengal halkı, kaymakam kararının kendi iradesi dışında alındığını belirterek kararı reddettiğini açıkladı.
Daha sonra Irak Başbakanı Ali Zeydi, YBŞ ve Êzidî temsilcileriyle 11 Eylül’de bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin bilgi paylaşan kaynaklar, Irak tarafının Şengal heyetinin öz savunma gücünün korunması talebine ciddi bir itiraz yöneltmediğini ve entegrasyonun ayrıntılarının ortak bir komiteye bırakıldığını aktardı. Irak Genelkurmay Başkanı, 22 Eylül’de askeri bir heyetle Şengal’e gitti. Ziyaretin sonucu açıklanmazken ertesi gün New York mutabakatı duyuruldu.
Bu görüşme trafiği, Bağdat’ın Şengal’le doğrudan kurduğu görüşme hattına Ankara’nın sonradan eklendiğini gözler önüne seriyor. Bağdat, bu denklemde Şengal’de öz savunmanın Irak ordusu içinde bir statüyle sürdürülmesine kapıyı kapatmış değil. Kapının açık kalması ise konuyla ilgili görüşmelerin Şengal’le sürdürülmesine bağlı.
Bu bağlamda, Şengal’in özerkliği de tartışmalardaki ana başlıklardan biri elbette. Irak Anayasası’nın 122 ve 123’üncü maddeleri, federe bölge kurulmadan da geniş yerel özerkliğe olanak tanıyor. Kültür ve inanç gruplarının varlıklarını koruyabilmeleri için belli düzeyde bir özerklik sistemi kurma imkanı anayasal olarak zaten tanınırken bu temel hak şimdiye kadar Êzidî toplumu ve Şengal için tanınmış değil. Bu da gösteriyor ki Şengal’in talebi, Irak’ın yürürlükteki anayasası çerçevesinde de karşılanabiliyor.
Şengal’deki öz savunma tartışmasının kadın boyutu gözden kaçırılmamalı. Bu konu, kadınlar için bir güvenlik düzenlemesinden fazlasını ifade ediyor. YJŞ’nin statüsüz bırakılması, kadınların 2014’te karşılaştığı savunmasızlığa geri dönüş riskini taşıyor.
ŞENGAL VE ROJAVA'NIN GELECEĞİ, OLMADIKLARI BİR MASADA ELE ALINIYOR
Rojava’da da askeri entegrasyon süreci ilerlerken anadilde eğitim, yerel yönetim kurumları ve YPJ’nin statüsü başlıkları çözüme kavuşturulmadı. Bu deneyim, silahların devredildiği ancak yerel demokrasinin tanınmadığı bir entegrasyonun toplumu güvencesiz bırakacağını gösteriyor.
Türk devletinin entegrasyon sürecinde söz sahibi olmaya çalıştığı ve bu konuda diğer ülkelerle çeşitli görüşmeler yürüttüğü de biliniyor. Görünen o ki Şengal’in ve Rojava’nın geleceği, bu halkların temsil edilmediği masalarda ele alınmak isteniyor.
BAŞÛR'DA BİRLİK OLMAMASININ YARATTIĞI BOŞLUK
Kürdistan Bölgesi’nde parlamento seçimleri 20 Ekim 2024’te yapılmıştı. Parlamentonun yaklaşık üçte ikisini oluşturan KDP ve YNK, görev paylaşımı konusunda anlaşamadı ve aradan geçen yaklaşık iki yıla rağmen hükümet kurulamadı. İki partinin heyetleri bu süreçte en az 31 kez görüştü.
DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon’un Irak’taki misyonunun 30 Eylül 2026’da sona ermesi, Kürdistan Bölgesi’ndeki hava savunma sistemlerini de kapsadı. ABD/İsrail ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaştan bu yana Başûr’a binden fazla İHA ve füze saldırısı düzenlendi. Koalisyonun çekilmesinin ardından da İran, Kürdistan Bölgesi’ndeki Rojhilat partilerine yönelik saldırılarını sürdürdü.
Bu gelişmelerin ardından KDP ve YNK’ye bağlı Peşmerge güçleri, 21 Eylül’de Hewlêr’de düzenlenen törenle tek bir bakanlığa bağlandı. Ancak kağıt üzerinde birleşen savunma yapısı, sahada iki partinin denetiminde varlığını sürdürüyor.
YEREL DEMOKRASİYE DAYALI BİRLİK
Önder Apo’nun Başûr için önerisi, bir yılı aşkın süredir aynı doğrultuda. Önder Apo, Haziran 2025’teki İmralı görüşmesinde KDP Başkanı Mesud Barzani’ye Ulusal Kongre’ye öncülük etmesi çağrısında bulunmuştu. YNK Başkanı Bafil Talabani’ye ise 1993’te Celal Talabani ile yapılan protokolün demokratik birlik temelinde yenilenmesini önermişti.
Önder Apo, 8 Haziran 2026’da Amed’de düzenlenen DEM Parti Yerel Yönetimler Konferansı’na gönderdiği mektupta da yerel demokrasiyi çözümün formülü olarak tanımladı. Bunun yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmaması, Irak ve Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu’daki krizlerin aşılması için de bir formül olması gerektiğini belirterek, ortak siyasi irade ve savunma mekanizması oluşturma arayışını işaret etti.
ŞENGAL HALKININ İRADESİ TANINMALI
Şengal’i kapsamayan bir birlik, Başûr’un kendi içindeki en derin yarayı da kapatamaz. Sonuç olarak Bağdat, 11 Eylül’de başlattığı görüşmeleri Şengal Halk Meclisi ve öz yönetimle, üçüncü bir devletin koşulu olmaksızın sürdürmeli, YBŞ ve YJŞ, Irak ordusu bünyesinde, Şengal’de kalmalarını sağlayacak bir statüyle tanınmalı. KDP ve YNK, hükümeti yerel demokrasiye dayalı bir birlik hükümeti olarak kurmalı. Türk devleti ise Başika’yla birlikte Irak’taki diğer üslerinden de çekilmeli.
Şengal’e ilişkin her anlaşmanın geçerliliği, altında Şengal halkının imzasının bulunmasına bağlanmalı.