Amed’in Licê ilçesinde 2009 yılında havan topuyla katledilen 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un ölümünün üzerinden 17 yıl geçti. Aradan geçen yıllara rağmen Önkol’un katledilmesi aydınlatılmazken, olayla ilgili yargılanan tek bir kişi dahi olmadı. Başlatılan soruşturma “daimi arama kararı” verilerek faili meçhul bırakılırken, ailenin adalet talebi ise sürüyor.
Ceylan katledildiğinde henüz altı yaşında olan gazeteci Heval Önkol, o güne dair doğrudan bir anısının bulunmadığını, yalnızca Ceylan’ın annesinin feryatlarını hatırladığını söyledi. Olayın aydınlatılmaması ve gerçeklerin karanlıkta bırakılmasına karşı gazetecilik yapmaya başlayan Heval Önkol, Ceylan’ın failleri yargılanana kadar adalet mücadelesini sürdüreceğini belirtti.
Ceylan’la babalarının kuzen olduğunu belirten Heval Önkol, katledildiği sırada henüz altı yaşında olduğu için Ceylan’a dair doğrudan bir anısının bulunmadığını ifade etti. Aile içerisinde Ceylan’a dair anlatılanların kendisinde derin izler bıraktığını söyleyen Heval, Ceylan’ın zekasının, iyiliğinin ve başarısının aile içerisinde yıllarca anlatıldığını belirtti.
Ceylan’ın katledilmesinin çocuk yaşta kendisinde derin bir hüzün ve öfke yarattığını dile getiren Heval, bu öfkenin Ceylan’ın ölümüyle başlamadığını ancak katliamın söz konusu öfkeyi büyüten ve perçinleyen temel olaylardan biri olduğunu söyledi.
'SOKAKTA OYNARKEN HABERİ DUYDUM'
Kürt çocuklarının küçük yaşlardan itibaren devlet şiddetiyle karşı karşıya kaldığını belirten Heval, Ceylan’ın ölüm haberini aldığı günü anlattı.
Heval Önkol, “Her gün olduğu gibi normal, sıradan bir şekilde başlayan o gün, Ceylan’ın acı haberiyle sarsıldı. Sokakta oyun oynarken annemlerin feryat sesleriyle haberi aldım. Daha çok küçük olmanın vermiş olduğu duyguyla yaşananların ne olduğunu çok anlamasam da devletin Kürtler ve çocuklara karşı canice katliamlarını hep bilir ve bu bilinçle büyütülmüştüm” dedi.
'AKLIMDA ANNESİNİN FERYADI KALDI'
Ceylan’ın ölüm haberini alan ailesinin feryat ettiğini ve bir yandan da Ceylan’ın annesine destek olmak amacıyla yola çıkmaya hazırlandığını aktaran Heval, kendisinin de annesiyle birlikte Ceylan’ın cenazesine götürüldüğünü söyledi. O güne dair hafızasında kalan en güçlü anın Ceylan’ın annesinin feryadı olduğunu belirten Heval, şöyle konuştu:
“Çok şey hatırlamasam da Ceylan’ın annesinin ‘Ceylanımmm’ diye bağırarak yaktığı feryat beynime kazındı. Bu feryat, bende devlete karşı olan öfkeyi katbekat artırdı. O yaşta bu mücadelenin hangi boyutta olacağını tam olarak kestiremeyecek kadar küçüktüm; ancak devlete karşı direnmenin ve hakikat arayışının zorunluluğunun bilincindeydim. Çünkü ben de her Kürt çocuğu gibi gözlerimi devletin zulmüyle açmıştım.”
'HER ÇOCUK HABERİNDE AKLIMA CEYLAN GELİYOR'
Büyüdükçe Ceylan Önkol’un yanı sıra 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz, hava saldırısında yaşamını yitiren Solin bebek ve ekmek almaya giderken katledilen Berkin Elvan gibi çocukların hikayelerini öğrendiğini belirten Heval, yaşananların duyurulması ve faillerin açığa çıkarılması amacıyla Özgür Basın geleneğinde yer almaya karar verdiğini söyledi.
Yaklaşık dört yıldır gazetecilik yapan Heval Önkol, hakikat arayışının ve mücadelesinin her geçen gün büyüdüğünü ifade ederek şöyle konuştu:
“Ceylan, Uğur, Solin, Berkin ve çocuk yaşta yaşamdan koparılan tüm çocukların faillerinin yargılanması ve bu acıların üstünün örtülmesini engellemek amacıyla basında yerimi aldım. Yaklaşık dört yıldır sürdürdüğüm gazetecilik mesleğinde hakikat arayışım ve mücadelem her geçen gün daha da büyüyor.
Her çocuk katledildiğinde haberini yaparken aklıma ilk olarak Ceylan’ın parçalanan bedeni ve ceylan gözleri geliyor. Ve her defasında içimden, ‘Bir Ceylan daha yaşamından koparıldı’ diyorum.”
’17 YILDIR TEK BİR FAİL BİLE YARGILANMADI’
Ceylan Önkol dosyasında aradan geçen 17 yıla rağmen tek bir failin dahi yargılanmadığını belirten Heval Önkol, ailenin ve Özgür Basın’ın tüm çabalarına rağmen dosyanın aydınlatılmadığını söyledi. Faillerin çeşitli gerekçelerle aklandığına işaret eden Heval, şöyle konuştu:
“Geçen yıllara, yapılan haberlere ve ailenin verdiği onca mücadeleye rağmen Ceylan davasında tek bir fail bile yargılanmadı; aksine, türlü gerekçelerle failler aklandı. Bütün bunlara rağmen ne aile ne de Özgür Basın, Ceylan’ın faillerini sormaktan vazgeçmedi.”
Aradan geçen 17 yılda tek bir failin dahi mahkeme karşısına çıkarılmamasının adalet sistemine ilişkin ciddi bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Heval Önkol, ailenin hukuki mücadelesini sürdürdüğünü ekledi.
Adalet sağlanana kadar davanın takipçisi olacağını söyleyen Heval Önkol, mücadelesinin yalnızca Ceylan dosyasıyla sınırlı olmadığını belirterek faili meçhul bırakılan tüm çocukların, kadınların ve Kürt halkının maruz kaldığı saldırıların aydınlatılması gerektiğini ifade etti.
NE OLMUŞTU?
Ceylan Önkol, 28 Eylül 2009’da Amed’in Licê ilçesine bağlı Şenlik (Xiraba) köyünde koyun otlatırken köye yakın bir karakoldan atılan havan topuyla katledildi. Ceylan’ın annesi, kızının cansız bedenini kendi elleriyle topladıktan sonra üzerine ağaç dalları serdi.
Ceylan’ın ölümünün ardından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında olay yerindeki mühimmatın niteliği ve patlamanın meydana geliş biçimine ilişkin farklı raporlar hazırlandı. Önkol ailesinin avukatları ise soruşturmanın etkin yürütülmediği gerekçesiyle çeşitli başvurularda bulundu.
Savcının güvenlik gerekçesiyle olay yerine ancak üç gün sonra gidebilmesi ve jandarma görevlileri hakkında yapılan suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlanması, soruşturma sürecinin tartışmalı başlıkları arasında yer aldı.
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, 2013 yılında jandarma görevlileri hakkında “görevi ihmal” suçundan yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 2014 yılında ise faillerin kimliklerinin belirlenemediği gerekçesiyle dosyada “daimi arama” kararı verildi.
Önkol ailesinin avukatları, soruşturmanın etkin ve tarafsız yürütülmediği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de başvurdu. AİHM, 2017 yılında soruşturmanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2’nci maddesinin usul boyutu bakımından ihlal edilmediğine karar verdi.
Aile tarafından İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan tazminat davasında ise Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi, 2021 yılında toplam 283 bin TL maddi ve manevi tazminata hükmetti.