Koalisyon sonrası Başûrê Kurdistan: Güvence Kürtlerin ulusal birliği olmalıdır

Başûrê Kurdistan’ın güvencesi ne Washington’ın ne Bağdat’ın açacağı bir şemsiyedir. Güvence, Kürtlerin kendi birliği, kendi halkına dayanan öz savunması ve ulusal birliğidir. Koalisyonun gidişi, bu hakikati görmek için bir fırsat olabilir.

BAŞÛRE KURDISTAN

Irak’ta DAİŞ’e karşı yürütülen Uluslararası Koalisyon misyonu, 12 yılın ardından 30 Eylül itibarıyla resmen sona erdi. Bu tarih, yalnızca bir askeri misyonun bitişi değil, 2003 işgalinden bu yana süren Amerikan askeri varlığının ve Başûrê Kurdistan’ın dolaylı olarak yararlandığı hava savunma sisteminin de sonu anlamına geliyor. Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin duyurduğu çekilme, Bağdat’ta ve İran’a yakın Şii gruplar arasında zafer olarak karşılanırken, Başûrê Kurdistan’da ve Sünni kesimlerce endişeyle izleniyor.

28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran savaşından bu yana binden fazla İHA ve balistik füze saldırısının hedefi olan Başûr, yeni döneme hava savunması olmadan giriyor. Peşmerge güçleri kağıt üzerinde birleştirildi, ancak sahada hala KDP ve YNK’ye bağlı. Koalisyonun Peşmerge’ye verdiği mali destek kesildi. Seçimlerin üzerinden 23 ay geçmesine rağmen Kürdistan Bölgesi’nde hükümet kurulamıyor.

Bu durumun yarattığı ortak siyasi iradenin zayıflığına, bu kez saldırılara açık bir Kürdistan Bölgesi gerçeği eklendi.

İŞGALDEN ÇEKİLMEYE 23 YIL

ABD güçleri Irak’a 2003’te Saddam Hüseyin rejimini devirmek için girdi. Asker sayısı en yüksek döneminde 170 bine ulaştı ve yaklaşık 4 bin 500 ABD askeri öldü. ABD, 2011’de ülkeden çekildi; 2014’te DAİŞ’in yükselişiyle geri döndü. DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon aynı yıl kuruldu ve güçleri Irak hükümetinin resmi davetiyle ülkeye konuşlandı.

Son yıllarda Irak’ta, ağırlıklı olarak Hewlêr’de ve Bağdat Havalimanı yakınında yaklaşık 2 bin 500 ABD askeri bulunuyordu. Temmuzda 2 bin civarında olan bu sayı, kademeli çekilmeyle birkaç yüze indi. Irak’taki merkezi üsler boşaltılırken yüzlerce asker ve hava savunma sistemi Hewlêr çevresinde toplanmıştı. Çekilmeyle birlikte yüzlerce asker ve teçhizat Ürdün’e ve bölgedeki diğer ülkelere kaydırıldı.

Çekilme takvimi, Başbakan Zeydi’nin temmuzda Washington’a yaptığı ilk ziyarette ABD Başkanı Donald Trump’la görüşmesinin ardından kesinleşti.

KÜRDİSTAN BÖLGESİ’NDE GÜVENLİK, EKONOMİK VE SİYASİ BOŞLUKLAR

Çekilmenin Başûrê Kurdistan açısından en somut etkisi hava savunmasında ortaya çıkıyor. Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım Ereci, çekilmenin Kürdistan Bölgesi’ndeki savunma sistemlerini de kapsadığını açıklamış, sürecin önceki hükümetle koalisyon arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde yürüdüğünü belirterek şöyle demişti:

“ABD tarafı da anlaşmayı uygulamaya ve belirlenen sürede çekilmeye hazır olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu çekilme, daha önce üzerinde anlaşılan tüm savunma güçlerini ve sistemlerini kapsıyor.”

Böylece özellikle Hewlêr ve çevresinde konuşlandırılan Patriot bataryaları ve C-RAM gibi hava savunma sistemleri de bölgeden çıkarıldı.

Başûrê Kurdistan, 28 Şubat 2026’da ABD/İsrail ile İran arasında başlayan savaşın tarafı olmamasına karşın en yoğun saldırılan bölgelerden biri oldu. Community Peacemaker Teams’in (CPT) verilerine göre, söz konusu savaşın başlamasından 8 Mart’a kadar bölgeye 196 İHA ve füze saldırısı düzenlendi. Bunların 43’ü Rojhilatlı Kürt partilerinin üslerini hedef aldı. Hedefler arasında Hewlêr Uluslararası Havalimanı ve Silêmanî’deki 70’inci Birlik Komutanlığı da vardı.

Yine CPT’ye göre, 28 Şubat-28 Mayıs arasındaki üç ayda 751 saldırı kaydedildi; 22 kişi yaşamını yitirdi, 112 kişi de yaralandı.

Temmuz sonunda Kürdistan Bölgesi Başbakanı, saldırı sayısının 900’ü aştığını, 30 kişinin öldüğünü ve 140 kişinin yaralandığını açıkladı. Peşmerge Bakanlığı’nın eylül sonunda verdiği rakama göre ise İHA ve balistik füze saldırılarının sayısı bini geçti.

Hewlêr’e yönelik saldırıların çoğunu, Amerikan varlıklarını korumak için konuşlandırılan ABD hava savunma sistemleri engelliyordu. Silêmanî ise benzer bir korumadan yoksundu.

ABD’nin böylesine kritik bir dönemde herhangi bir hava savunma sistemi kurulmadan ayrılmasını “endişe verici” olarak niteleyen Peşmerge Bakanlığı, Kürdistan Bölgesi hava sahasının Irak hava sahasının bir parçası olduğunu hatırlatarak, “Federal hükümetin, gerektiğinde Kürdistan Bölgesi hava sahasının korunmasına ilişkin sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor” dedi.

KDP Başkanı Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesi’ndeki diğer yetkililer, ABD’nin 2011’deki çekilmesinin ardından 2014’te DAİŞ’in yükselişini hatırlatarak benzer bir güvenlik boşluğu oluşabileceği uyarısında bulundu.

Başûrê Kurdistan yalnızca hava sahasında değil, bütçede de ciddi bir boşlukla karşı karşıya. Peşmerge Bakanlığı, koalisyonun Peşmerge’ye 21 Eylül 2022’de yürürlüğe giren dört yıllık mutabakat zaptı kapsamında sağladığı finansal yardımın sona erdiğini, son ödemenin 24 Eylül’de dağıtıldığını duyurdu ve oluşacak maaş açığının federal hükümet tarafından karşılanmasını istedi.

ABD bütçe belgelerine göre, ABD’nin DAİŞ ile Mücadele Eğit-Donat Fonu (CTEF) kapsamında 2024’te Peşmerge güçlerinin ödenekleri için 135 milyon dolar maaş desteği verdiği, bu rakamın 2025’te 60 milyon dolara düştüğü ve desteğin 2026 Eylül ayında tamamen sona erdiği belirtildi.

ABD’nin geri çekilmesi sürecinde, Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan güvenlik ve ekonomik boşluğa, siyasi tıkanma da eşlik ediyor. 20 Ekim 2024’teki seçimlerin üzerinden 23 ay geçmesine rağmen yeni hükümet kurulamadı.

Parlamento çoğunluğunu oluşturan iki parti KDP ile YNK, hükümette görev paylaşımında anlaşmaya varamadığı için parlamento da aktifleşemedi. Partiler tıkanıklığı aşmak için onlarca kez bir araya geldi. Ancak görüşmelerden bir sonuç çıkmadığı gibi taraflar, sorunun ne kadar süre daha çözümsüz kalacağını bilmediklerini ifade etti.

Dolayısıyla yönetimde yaşanan boşluk, yurttaşlar tarafından ciddi hizmet yetersizliği ve ekonomik istikrarsızlık olarak doğrudan hissediliyor.

ÇEKİLMEYE ZAFER OLARAK BAKANLAR VE ENDİŞEYLE YAKLAŞANLAR

Haşdi Şabi ve İran’a yakın gruplar, ABD’nin resmen çekildiği tarih olan 30 Eylül’ü zafer günü olarak kutluyor. Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Mücteba el-Yasiri, “30 Eylül’de Irak tarihinin kara bir sayfasının kapanmasını ve işgalin ülkemize kendini dayatma girişiminin başarısızlığını kutlayacağız” diye bildirdi.

Öte yandan, Irak’ın güvenlik dosyasını devralmaya tam olarak hazır olmadığına inanan Sünni kesimler ise tedirgin. Olası bir güvenlik boşluğunun tüm Iraklıların korktuğu şey olduğunu ifade ediyorlar.

Bu noktada Kürtlerin de İran ve silahlı grupların olası saldırılarına karşı savunmasız kalan Kürdistan Bölgesi’ne ilişkin ciddi kaygıları var. Kürdistan Bölgesi yetkilileri, ABD güçlerinin çekilmesi sonrası devam eden DAİŞ tehdidine işaret ediyor. Hava savunma sistemlerinin de geri çekilmesi, her an saldırı tehlikesiyle yaşayan halk tarafından kaygıyla karşılandı.

Profesyonel ve ortak bir güvenlik gücü isteği ve gerekliliği, her zamankinden daha fazla görünür oldu.

SİLAHSIZLANMA PROGRAMININ TARİHİ ERTELENDİ

Zeydi hükümeti, koalisyonun çekilmesi ile silahların devletin kontrolüne alınmasını birlikte yürütmek istiyor. Bu yaklaşım, “yabancı asker yok, silah devletin elinde” formülüyle özetleniyor. Ancak Başbakan Zeydi, 23 Eylül’de New York’ta Trump ve ABD’li yetkililerle görüşmesinin ardından, silahlı gruplar için konulan 30 Eylül 2026 tarihini 30 Haziran 2027’ye uzattı. Plan, 30 Eylül’de başlayan 90 günlük bir ilk aşama öngörüyor. Hükümet, bu süreçte planın “isteğe bağlı değil, bir zorunluluk” olduğunu vurgulayarak bu konudaki kararlılığını gösteriyor.

Hükümetin silahları devlet kontrolüne alması programı, Peşmerge’yi de doğrudan ilgilendiriyor. Irak Hizbullah Tugayları, 18 Ağustos’ta silah bırakmak için üç şart öne sürmüştü. Bu şartlar; ABD güçlerinin Irak topraklarından ve hava sahasından tümüyle çekilmesi, Türk güçlerinin Irak’tan çekilmesi ve Peşmerge güçlerinin feshedilmesiydi. Irak Hizbullahı, Peşmerge’yi Irak’ın toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak tanımlamıştı.

ALTMIŞ YILLIK BÖLÜNMEDEN PEŞMERGE BİRLİĞİNE

Başûrê Kurdistan’ın en yapısal zaafı, savunma gücünün partiler üstü bir nitelik kazanamamış olması. KDP-YNK ayrışmasının kökleri 1964’e uzanıyor; YNK 1975’te kuruldu. 1992’de bölgesel yönetim oluşturuldu. 1993 tarihli 17 Sayılı Yasa, partilerin silahlı kanat bulundurmasını yasakladı. Buna rağmen iki parti 1994’te iç savaşa girdi. Savaş sonunda varılan anlaşmayla partiler güç paylaşımına gitti; Kürdistan Bölgesi fiilen KDP’nin “sarı” ve YNK’nin “yeşil” bölgesi olarak ayrıldı. Günümüzde de iki alanı Dêgele kontrol noktası ayırıyor.

2006’daki idari birleşme anlaşması, 2009’da kurulan birleşik Peşmerge Bakanlığı, 2010-2013’te 42 bin Peşmerge’nin tugaylara alınması ve 2018’de koalisyonla hazırlanan reform projesi de bu ikili ayrı yapıyı değiştiremedi.

Mesrur Barzani, 26 Şubat 2026’da KDP’ye bağlı 80’inci Birlik ile YNK’ye bağlı 70’inci Birliği Peşmerge Bakanlığı’na bağlayan 703 Sayılı Kararname’yi imzaladı. Birleşme, 21 Eylül 2026’da Hewlêr’de düzenlenen törenle ilan edildi.

Yeni yapıya göre eski 80’inci Birlik, Tümgeneral Nejat Ali Fatim komutasında yaklaşık 58 bin kişilik 1’inci Bölge Komutanlığı’na dönüştü. Sorumluluk alanı Hewlêr, Duhok, Musul ve Kerkük’ün kuzeybatısı oldu. Eski 70’inci Birlik ise Tümgeneral Ömer Salih komutasında yaklaşık 56 bin kişilik 2’nci Bölge Komutanlığı oldu. Sorumluluk alanı Silêmanî, Helebce, Kerkük, Xaneqîn ve Xurmatû oldu. Güçler, 11 hafif piyade tümeni halinde yapılandırılıyor.

Törende konuşan Peşmerge Bakanı Şoreş İsmail, güçlerin artık doğrudan bakanlığın, hükümetin ve başkanlığın denetiminde olduğunu belirtti. Peşmerge Bakanlığı açıklamasında, 2022’de ABD’nin talebi üzerine başlatılan sürecin KDP ile YNK arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ancak Eylül 2026’da tamamlanabildiğini duyurdu.

KAĞITTA BİRLİK, SAHADA PARTİSEL AYRILIK

Birleşme nominal düzeyde kaldı; parti otoritesi ise bakanlık denetiminin ötesinde sürüyor. Buna karşın, güvenlik aygıtının büyük bir bölümü de reformun dışında kalıyor. Toplam 152 bin 182 Peşmerge personeli bulunuyor. İçişleri Bakanlığı’na bağlı 87 bin 505 personel ile 42 bin 896 Asayiş mensubu ise birleşmenin kapsamı dışında. KDP’ye bağlı yaklaşık 45 bin kişilik Zêrevanî ile YNK’ye bağlı 16 bin kişilik güç, İçişleri Bakanlığı’na bağlı kalmayı sürdürüyor.

KDP’nin istihbarat örgütü Parastin ile YNK’nin istihbarat örgütü Zanyarî de parti hatlarında çalışmaya devam ediyor. Amerikan denetim raporları da bakanlığa bağlı birliklerde parti etkisinin sürdüğünü kayda geçirdi.

ŞENGAL PAZARLIK MASASINDA

Koalisyonun çekilmesi, Başûrê Kurdistan ve çevresindeki diğer dosyaları da yeniden gündeme getiriyor. Şengal, Êzidî Kürtlerin kazanımları açısından en kritik dosya olarak öne çıkıyor. Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) ve Êzidî güvenlik güçlerinin geleceği ise belirsizliğini koruyor.

Êzidî güvenlik ve savunma güçlerinin Irak ordusuna entegrasyonu tartışılırken, Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdülemir Yarallah başkanlığındaki askeri heyet 22 Eylül’de bölgeyi ziyaret etti. Ancak ziyaretin sonuçlarına dair iki taraftan da resmi bir açıklama yapılmadı.

Şengal, Türk devleti ile Bağdat arasındaki pazarlığın da parçası. 23 Eylül’de New York’ta BM Genel Kurulu sırasında görüşen Recep Tayyip Erdoğan ile Zeydi’nin ortak açıklamasında, Şengal’de Irak devlet otoritesinin tümüyle tesis edileceği ve ‘yasaklı yabancı silahlı unsurların’ varlığına son verileceği belirtildi.

İŞGAL ÜSLERİ YERİNDE DURUYOR

Aynı açıklamaya göre Türk güçleri, Irak’ın güvenlik alanındaki ilerlemesine bağlı olarak Başika-Zilkan Üssü’nü kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecek. Devir için ise bir tarih açıklanmadı.

Başika’nın devri, Türk devletinin Irak ve Güney Kürdistan’daki askeri varlığının sonu anlamına gelmiyor. Aralık 2015’te kurulan Başika Askeri Üssü’nde yaklaşık 600 Türk askeri bulunuyor. Türk devletinin Irak’ta toplam 5 ana üssü, 2 binden fazla askeri ve 100’e yakın konuşlanma noktası var. Bazı verilere göre ise 1997’den bu yana yaklaşık 5 bin Türk askeri, sınır boyunca 20 kilometrelik bir şeridi işgal altında tutuyor.

Zeydi, 22 Eylül’de New York Times’a yaptığı açıklamada, Türk güçlerinin Irak topraklarından çekilmesi için Ankara’yla görüşmelerin sürdüğünü söylemişti. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Bağdat, Kerkük, Hewlêr ve Silêmanî’yi kapsayan iki günlük ziyareti de Kalkınma Yolu Projesi’nin güvenlik mimarisine dair tartışmaları beraberinde getirdi.

ÇIKIŞ YOLU: DEMOKRATİK BİRLİK VE ORTAK SAVUNMA

Başûrê Kurdistan yönetimi yıllarca güvenliğini dış güçlere emanet etti ve kendi savunmasını kendi gücüne dayandırmadı. Peşmerge’nin maaşı da eğitimi de silahı da Kürdistan Bölgesi hava sahasının korunması da başka güçlere bağlandı. Bugün Başûr’un hava sahasının korumasız kalması, koalisyonun gitmesinin değil, bu bağımlılığın sonucudur. Dışa bağımlı güvenlik, dayanılan güç çekildiği gün biter.

Aynı bağımlılık şimdi Bağdat’a devredilmek isteniyor. Hava sahasının korunmasını federal hükümetten beklemek, bir dış güvencenin yerine bir başkasını koymaktan öteye geçmiyor. Bağdat’ın merkezileşme adımları düşünüldüğünde bu, Güney Kürdistan’ın statüsü açısından yeni riskler taşıyor.

Bu tablonun bir nedeni de şüphesiz ki parçalanmışlık. Ulusal birliğin sağlanamaması ve ikili yönetim, Başûr’un kendi gücünü örgütlemesinin önündeki temel engel olmayı sürdürüyor. Ayrı ayrı dış ittifak arayan partiler ortak bir savunma kuramadı.

Önder Apo’nun Başûrê Kurdistanlı siyasi güçlere yaptığı “Demokratik Birlik Hükümeti” çağrısı, bu nedenle bir kabine formülünden ibaret değil. Çağrı, ortak siyasi iradenin ve öz güce dayalı ortak savunmanın inşasını hedefliyor.

Peşmerge güçlerinin 21 Eylül’de tek çatı altında toplanması bu yönde kritik bir eşik. Ancak kağıt üzerinde kalan bir birleşme, Başûr’u korumaya yetmeyecek. Başûrê Kurdistan’ın güvencesi ne Washington’ın ne Bağdat’ın açacağı bir şemsiyedir. Güvence, Kürtlerin kendi birliği, kendi halkına dayanan öz savunması ve ulusal birliğidir. Koalisyonun gidişi, bu hakikati görmek için bir fırsat olabilir.