Silêmanî'de gerçekleştirilen ‘Bir yılın ardından Türkiye’deki barış süreci nereye doğru gidiyor’ forumunun ikinci oturumunda, Üniversite Öğretim Üyesi Dr. Telar Elî, akademisyen ve araştırmacı Dr. Selam Abdulkerim ile Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerklik Kürdistan Bölgesi Temsilcisi Mihemed Ala katıldı.
Forumun açılışında konuşan Dr. Telar Elî, barış sürecinin başarısının sadece Türkiye için değil, Kürdistan’ın tüm parçaları için önemli sonuçlar doğuracağını belirterek şunları söyledi: “Eğer barış süreci başarıya ulaşırsa, Kürtlerin bölündüğü devletler haklarımızın tanınması konusunda yeni bir dönem başlatacaktır. Bu süreç yalnızca Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi etkileyecektir. Kürdistan Özgürlük Hareketi ciddi adımlar atmış ve dünyaya Kürtlerin barışa hazır olduğunu göstermiştir.”
Dr. Elî, Kürt halkının tarih boyunca savaşmak zorunda kaldığını ancak her zaman barıştan yana olduğunu vurgulayarak, “Biz barışa hazırız, ama istenmeyen bir savaşa da her an hazırlıklı olmalıyız” dedi.
‘SÜREÇ MÜZAKERE DEĞİL, ARAYIŞ AŞAMASINDA’
Barış sürecine Türkiye’nin bakış açısını değerlendiren Dr. Selam Abdulkerim ise, sürecin halen müzakere aşamasına ulaşmadığını söyledi. Abdulkerim, “Türkiye, süreci kontrol altında tutmak ve kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyor. Öcalan’ın öneileri çerçevesinde yürüyen bir arayış söz konusu. Ancak yasal ve siyasi zeminde bir çözüm mekanizması henüz oluşturulmuş değil” dedi.
‘KÜRTSÜZ BİR SURİYE’NİN GELECEĞİ YOK’
Kürdistan Bölgesi Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerklik Temsilcisi Mihemed Ala ise konuşmasında Kürtlerin Suriye’deki rolüne dikkat çekti.
Son yüz yılda Kürt halkının dört parçada da özgürlük ve hak mücadelesi verdiğini hatırlatan Ala, “2011’deki Suriye Devrimi’nden sonra Kürtler sadece kimlik mücadelesi değil, özsavunma mücadelesi başlattı. Bugün Kürtler kendi kaderlerine sahip çıkmaktadır. Kürtsüz bir Suriye’nin geleceği olamaz,” dedi.
Mihemed Ala, Suriye krizinin toplumsal bir mesele olduğunu vurgulayarak, “Bu kriz dar milliyetçi bir anlayışla çözülemez. Çözüm için Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerklik Yönetimi’nin rolü esas alınmalıdır. Halkların iradesi bu planların önünde duran en güçlü engeldir” ifadelerini kullandı.
Panel, konuşmacıların Barış ve Demokratik Toplum sürecine dair ortak çağrısıyla sona erdi: “Kürt halkı barıştan yana, ancak adalet ve eşitlik olmadan kalıcı bir barış mümkün değildir.”