GÖRÜNTÜLÜ

Kürt Dil ve Kültür kurumları: Anadilde eğitim temel ve insani bir haktır

Rojava’da elde edilen anadilde eğitim hakkının korunması, kurumsallaştırılması ve bu hakkın hukuki mücadelesine tam destek verdiklerini belirten Diasporadaki Kürt Dil ve Kültür kurumları, anadilin temel ve insani bir hak olduğunu belirtti.

ANADİLDE EĞİTİM - ROJAVA

Diasporada faaliyet yürüten Kürt dil ve kültür kurumları, Rojava ve Suriye’de Kürtçe anadilde eğitim hakkının korunmasına ilişkin ortak açıklama yaptı.

Açıklamada, Kürtçenin Suriye’de tarihsel, hukuki ve anayasal meşruiyet açısından Arapça ile aynı hak ve statüye sahip olması gerektiği vurgulanırken, Kürtçenin sınırlandırılmasının, tercihli veya yabancı bir dil olarak tanımlanmasının kabul edilemeyeceği belirtildi.


Kürt toplumunun anadilinde eksiksiz eğitim alma hakkının anayasal güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, Rojava toplumunun anadilde eğitim ve öğretim hakkının sınırlandırılmasına karşı gösterdiği tepki ve gerçekleştirdiği eylemlerin temel haklar çerçevesinde meşru, demokratik ve evrensel bir mücadele olduğu ifade edildi.

Rojava halkının son 15 yılda yürüttüğü mücadele sonucunda temel ve tarihsel haklarının önemli bir bölümünü pratikte ve de facto düzeyde hayata geçirme imkânı elde ettiği belirtilen açıklamada, bu kazanımların en belirgin ve stratejik olanlarından birinin anadilde eğitim sisteminin kurulması olduğu kaydedildi.

‘ANADİLDE EĞİTİM SİYASİ VEYA İDEOLOJİK BİR TERCİH DEĞİLDİR’

Diasporadaki Kürt dil ve kültür kurumlarının ortak açıklamasında şöyle denildi:

“Anadilde eğitim ve öğretim, siyasi veya ideolojik bir tercih değildir; aksine temel ve insani bir haktır. Her çocuğun kendi anadiliyle eğitim alma, kendi dilini, kültürünü ve kimliğini özgürce geliştirme hakkı vardır. Anadilde eğitim hakkının güvence altına alınması, insan onuruna saygının, kültürel çoğulculuğun ve eşit vatandaşlık ilkesinin temel ölçütlerinden biridir.

“Suriye ve Rojava’daki Kürt toplumu, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi sistematik bir biçimde anadilde eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır. Kürtçenin eğitim, kurumsal ve kamusal yaşam alanlarında yasaklanması ve engellenmesine yönelik politikalar, yalnızca yeni nesillerin anadilde eğitim alma temel hakkını sınırlandırmakla kalmamış, aynı zamanda kültürel kimliğin özgürce gelişmesinin ve korunmasının önüne hukuki ve pratik engeller çıkarmıştır.”

‘ROJAVA’DAKİ EN STRATEJİK KAZANIM ANADİLDE EĞİTİM SİSTEMİDİR’

Suriye’deki iç çatışma ve siyasi dönüşümün yaşandığı son 15 yılda Kürt toplumunun çok boyutlu bir mücadele yürüttüğüne dikkat çekilen açıklamada şöyle devam edildi:

“Suriye’deki iç çatışma ve siyasi dönüşümün yaşandığı son 15 yıl içerisinde Kürt toplumu, ağır sosyo-politik yaşam koşulları karşısında, merkezi rejimin asimilasyon, baskı ve sindirme politikalarına; ayrıca bölgesel güvenliği ve uluslararası insan hakları hukuku normlarını tehdit eden ve ihlal eden radikal silahlı aktörlere karşı çok boyutlu bir savunma ve mücadele stratejisi yürütmüştür.

“Bu mücadele ve fedakârlık süreci yalnızca fiziki ve siyasi bir öz savunma çabası olarak değil, aynı zamanda özgürlük, eşitlik, çoğulculuk ve demokratik değerler temelinde modeller oluşturma çerçevesinde, siyasal literatürde kurumsal bir deneyim ve önemli bir kavram olarak da yerini almıştır. Bu mücadelenin ve yeni siyasi konjonktürün sonucunda Rojava’daki Kürt toplumu, temel ve tarihsel haklarının büyük bir bölümünü pratikte ve de facto düzeyde hayata geçirme fırsatı elde etmiştir. Bu alan içerisinde en belirgin ve stratejik kazanım, anadilde eğitim sisteminin kurulmasıdır.”

Son 15 yılda yeni neslin Kürtçe eğitim alarak yetiştiği belirtilen açıklamada, bunun yalnızca akademik ve pedagojik bir değişim olmadığı, dilsel ve kültürel inkâr, marjinalleştirme ve asimilasyon politikalarına karşı da bir karşılık oluşturduğu ifade edildi.

Açıklamada, geçici hükümetin Kürtçe anadilde eğitim hakkını sınırlandırmaya yönelik girişimlerinin ciddi hukuki ve siyasi kaygılar yarattığı belirtilerek, “Kürtçenin eğitim sistemi içerisindeki statüsünün sınırlandırılması ve anadilin yalnızca bir yabancı dil olarak tanımlandığı modellerin dayatılması, tarihsel inkâr ve kültürel asimilasyon politikalarının yeni bir aşamada yeniden üretilmesi ve kurumsallaştırılması tehlikesini ortaya koymaktadır” denildi.

‘BU HAK BİR BASKI ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ’

Kürtçenin statüsüne ilişkin açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu çerçevede açıkça belirtilmelidir ki Kürtçe, Suriye’de tarihsel, hukuki ve anayasal meşruiyet açısından Arapça ile aynı hak ve statüye sahiptir. Kürtçenin sınırlandırılması, bir tercih talebi olarak veya yabancı bir dil olarak tanımlanması, hiçbir hukuki norm çerçevesinde kabul edilemez. Kürt toplumunun anadiliyle eksiksiz eğitim alma hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır.

“Suriye’nin çok kültürlü ve çok dilli yapısı dikkate alındığında, Kürtçe eğitimin korunması, kamusal ve kültürel alanlarda kullanım özgürlüğünün sağlanması, eşit ve resmi bir statünün güvence altına alınması, toplumsal barış ve vatandaşlık hukukunun oluşturulması açısından temel ve meşru bir sorumluluktur.”

Rojava toplumunun anadilde eğitim hakkının sınırlandırılmasına karşı gerçekleştirdiği eylemlerin meşru ve demokratik olduğu belirtilen açıklamada, “Kürt çocuklarının anadilde eğitim alma hakkı, insan haklarının devredilemez ve ayrılamaz kategorisi içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle bu meşru hak, siyasi müzakereler veya konjonktürel anlaşmalar içerisinde bir baskı aracı haline getirilmemelidir” denildi.

DÖRT TEMEL TALEP

Diasporadaki Kürt dil ve kültür kurumları taleplerini şöyle sıraladı:

  • Dil hakkının anayasal temelde güvence altına alınması: Kürt çocuklarının anadilde eğitim alma konusundaki toplumsal ve pedagojik hakkı eksiksiz bir biçimde korunmalı ve yasal güvence altına alınmalıdır.
  • Kürtçenin statüsünün güvence altına alınması: Kürtçenin statüsü ve kullanımı, eğitimin bütün kademelerinde eğitim dili olarak anayasal ve yasal biçimde güvence altına alınmalıdır.
  • Hukuki eşitlik ve resmi statü: Kürtçe, Suriye’de tarihsel ve anayasal meşruiyet açısından resmi bir dil olarak Arapça ile aynı hak, ölçüt ve statüye sahip olmalıdır.
  • Kurumsal engellerin kaldırılması: Kürtçenin kamusal alanlarda, resmi ve sivil kurumlarda ve kültürel faaliyetlerde kullanılmasının önündeki tüm hukuki, idari ve pratik engeller tamamen kaldırılmalıdır.

Açıklamada, “Kürtçe eğitim, siyasi veya istisnai bir ayrıcalık değildir. Aksine evrensel bir ilke ve temel bir insan hakkıdır” denilerek, Rojava’daki anadilde eğitim sisteminin korunması ve geliştirilmesinin demokratik ve çoğulcu bir Suriye’nin geleceği açısından da önem taşıdığı belirtildi.

Kurumlar, “Rojava’da anadilde eğitim ve öğretim hakkının korunması, kurumsallaştırılması ve bu hakkın hukuki mücadelesi için tam desteğimizi ve kurumsal dayanışmamızı ilan ediyoruz” dedi.

KAPAN: ROJAVA HALKININ SONUNA KADAR YANINDAYIZ

Almanya Kürt Enstitüsü Üyesi ve yazar Osman Kapan da Şam Geçici Hükümeti’nin Rojava’daki anadilde eğitim kazanımına yönelik yaklaşımına tepki gösterdi.

Kapan şöyle konuştu:

“Bilindiği gibi, Kürdistan’ın dört parçasında Kürt dili üzerinde baskılar bulunmaktadır; özellikle de Rojava bölgesinde. Geçici hükümet, anadilde eğitim kazanımının tamamen ortadan kaldırılmasını istemektedir. Her ne kadar bunu doğrudan dile getirmese de resmiyette birkaç dersle sınırlandırmak istemektedir. Bu nedenle Rojava halkımız şu anda direniyor ve anadil hakkını savunuyor. Biz de kurumlar olarak bir açıklama yaparak Rojava halkına desteğimizi duyurmak ve Şam hükümetini kınamak istedik.”

Kürt halkına anadilini günlük yaşamın her alanında kullanma çağrısında bulunan Kapan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir diğer husus olarak da halkımızdan şunu istiyoruz; her yerde, her bölgede kendi dilinizle konuşun. Kendi dilinizle öğrenin ve kendi dilinizle okuyun. Çünkü Kürt dili hem kadim hem de zengin bir dildir. Bugün dünya dilleri arasında bilimsel çalışmalar açısından sekizinci sırada yer almaktadır. Bu nedenle kendi dilimizle konuşmak bizim için bir onurdur, utanç değildir. Hiç kimse utanmasın.

“Özellikle annelere çağrıda bulunuyoruz; çocuklarınızla kendi dilinizde konuşun ve kendi dilinizi çocuklarınıza öğretin. Çünkü halklar ve uluslar kendi dilleriyle vardır; bunun dışında başka bir şey yoktur. Şam Geçici Hükümeti’ni bir kez daha kınıyoruz. Dil üzerindeki baskıya bir an önce son vermesini istiyoruz. Oradaki halkımızın direnişini de selamlıyor, desteklediğimizi ilan ediyoruz. Sonuna kadar onların yanındayız.”

AÇIKLAMAYA İMZA ATAN KURUMLAR

Ortak açıklamada İsveç Kürt Enstitüsü, Stockholm Kürt Enstitüsü, Brüksel Kürt Enstitüsü, Londra Kürt Enstitüsü, Berlin Dil ve Kültür Enstitüsü, Almanya Kürt Öğretmenler Birliği, İsveç Kürt Öğretmenler Birliği, Düsseldorf Kürt Araştırma ve Bilim Enstitüsü, Berlin Kürt Araştırma ve Bilim Enstitüsü, Yekmal Akademi Berlin, Avrupa Kürt Dili Platformu, Kürt Edebiyatı Topluluğu, Berlin-Brandenburg Kürt Toplumu ve SEKO Ulus İnşası Platformu yer aldı.