Kürt’ün annesi olmak ne zormuş be oğul!

Biliyorsun, 2009’da barış grubu üyesi olarak Türkiye’ye gittim fakat barışı sağlayamadık. Şehadetini zindanda duyduğumda, “barışı sağlasaydık Haki yaşamını yitirmemiş olacaktı” dedim.

HAKİ MARAŞ

Yine bir yıldönümü ve yine acımın tazelendiği gün. Her yıl bir kere mi öldük sanki? Her gün kaç kere öldüğümüzü de unuttuk. Artık televizyonların karşısına geçip haberleri seyretmekten korkar hale geldik. Barış olsun ki kimseler yaşama veda etmesin diye canımızı dişimize takıp çabalamaya başladık ama anlayamadığımız şey kastik katilin binlerce yıldır bu topraklarda kök saldığıydı. Binlerce yıldır kendini büyüte büyüte tüm dünyamızı sarmaladı. Şimdi dursun bu ölümler, diyoruz ama kastik katilin oluşturduğu şahsiyetler kendini yırtarcasına küfürler savuruyor. Barıştan bu derece korkulur mu? Evet savaşla beslenenler barıştan bu derece korkarlar. Kadın düşmanı olan bir zihniyet, bir annenin acısını nasıl anlasın ki? 

Bizi var eden topraklarda ölüme inat yaşama kök salıyoruz. Ölümü saçanlara inat, yaşam iksirini serpeceğiz doğduğumuz topraklara. Bu tohumun tekrar yeşermesi için suyla değil kanla besliyoruz. Dehaqlar hala iş başında. Kürt gençleri hala kanlarıyla yaşamı yeşertmeye devam ediyor. Sen ne ilk ne de son oldun canım. Zaten Mezopotamya topraklarında ilkler ve sonlar hiç olmadı.

Barışın ve demokrasi savunucusu olan bilge insan, savaş tanrılarının ve kan emicilerin saldırısıyla yüz yüzedir. İnsanlığı Ortadoğu’nun çöplüğünden kurtarmaya çalışan barışın mimarı ve demokrasi savunucusu olmak bile günümüzde suç sayılıyor. Bilge insan Ortadoğu halklarının çürümüşlüğüne çözüm bulmak istedi diye savaştan beslenenlerin hakaretlerine bile maruz kalıyor. Çünkü canları acımıyor. Önder Apo bu kadar gencin yaşamını yitirmesinin acısını yüreğinin derinliklerinde hisseden bir bilgedir. Bir insan bu kadar mı amansız barışçı olur. Ne yazık ki insanlık bunun kıymetini anlayamadı.

BARIŞI, O ZAMAN SAĞLAYAMADIK

Biliyorsun, ben 2009’da barış gurubu üyesi olarak Türkiye’ye gittim fakat biz barışı o zaman sağlayamadık. Halklara kalıcı bir barışı hediye edemedik. Ve o günden bugüne yüzlerce-binlerce genç insan yaşamını bu haksız savaşta yitirmiş oldu. İşte o gençlerden biri de sen oldun canım. O gündür bu gündür her yaşanan şehadetlerde hep kendimi bir parça suçlu görmeye başladım. Senin şehadetini zindanda duyduğumda aynen şunu söylediğimi hatırlıyorum; eğer biz barışı sağlasaydık Haki yaşamını yitirmemiş olacaktı.

BUNUN ZORLUĞUNU ANLAYABİLİR Mİ?

Yürek acısını çekmeyen insanlar bu durumu anlayamazlar. Bir annenin, evladını, insanlar özgür olsunlar diye özgürlük savaşına göndermesinin ne kadar zor olduğunu anlayabilirler mi? Anne-oğul birlikte mücadele ederken evladın anneden önce yaşamın yitirmesinin anne için nasıl bir acı olduğunu anlarlar mı? Canı acımayanlar, evlat acısı çekmeyen savaş tanrıları, o annenin yaşadığı acıyı asla anlayamazlar. Bundandır ki savaşta ısrar ederler. Halklar için şifa olan bir barışı engelleyen güçler insanlıktan nasibini alamayanlardır. Bu topraklarda daha ne kadar kan aksın ki? Yetmedi mi? Bu topraklarda yaşanmayan ne kaldı ki? Yaşamın tükendiği yer haline geldi. İnsanlar tsunamiden kaçar gibi topraklarından kaçıyor. Tek çare, bu topraklarda kalıcı bir barışı sağlamaktır. O kadar acılar bu topraklarda yaşanıyor ki, insan kendi acısını yaşayamıyor bile. Canım Haki senin ve sonsuzluğa yol almış tüm yoldaşlarımızın isteği olan, barışın ve demokratik bir yaşamın oluşması için mücadelemizi daha da büyüterek yürütmeye devam edeceğiz.

BİR TARAFIMIZ SEVİNİRKEN DİĞER TARAFIMIZ ACIMAYA DEVAM EDİYOR

Biliyorum ki, kapitalist kastik katile rağmen benim gücüm barışı sağlamaya yetmez ama insan yine de kendini suçlamaktan alamıyor. Senden sonra büyük kazanımlarımız da olmadı değil fakat bu kazanımlar, bu dayatılan kirli savaşı durdurmaya yetmedi. Hala egemenlerin Ortadoğu üzerindeki kirli planları devam ediyor. Gençlerimiz canlarını feda ederek yaşamı korumaya da devam ediyor. Sana yaşananların neresini anlatayım ki bilemiyorum. Senin de bildiğin gibi hala bir tarafımız sevinirken diğer tarafımız da acımaya devam ediyor. Senin ve tüm şehitlerimizin emaneti olan yeni yaşamı yaratma yükünü taşımaya devam ediyoruz. Bu emaneti en kutsal biçimde taşımanın sorumluluğu ve ağırlığını her an hissederek taşımaya devam edeceğimizin sözünü sizlere verdiğimiz andan itibaren layık olmaya çalışıyoruz.

SENSİZ BİR ANIM YOKTUR

Canım inan ki sensiz geçen bir anım yoktur. Yaşadığım her şeyde ilk aklıma gelen sen oluyorsun. Önüme gelen güzel bir yemekte, karşılaştığım her yenilikte hep sen benimlesin. Ne yapsam ne etsem de seninleyim.

Ateşin sıcağında seni görüyorum.

Güneşin ışınlarında sıcaklığını hissediyorum.

Rüzgârın esintisinde sesini duyumsuyorum.

Yağan yağmurun çiselemesi seni anlatıyor.

Seninle yürüdüğüm patikaları görür gibiyim.

Yaşamını kare kare anlatan birileri var gibi.

Hep geçmişe gidiyorum.

Çünkü orada sen varsın.

Anladım ki gerçek olan yaşadıklarımızdır.

Bundandır ki insan acıdığında hep hatıralarına sığınır.

Çünkü yaşamın varlığını hissetmek için geçmişe gitmek gerek.

Gülüşlerin, mimiklerin, hareketlerin, bedenin, boyun her zaman gözlerimi dolduruyor.

Anladım ki günün 24 saati seninleyim.

Kim demişki yaşam şimdidir.

Esas yaşamı süsleyen geçmiştir.

Ben ve Kürdistan’daki tüm anneler acılarını ancak geçmişe giderek hafifletiyor.

Kürt’ün annesi olmak ne zormuş be oğul.

 

* Şehit Haki Maraş’ın annesi.