Süleymaniye’deki Ramada Salonu’nda gerçekleştirilen forumun ilk panelinde, DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal, Önder Apo’nun vasisi ve avukatlarından Mazlum Dinç ile CPT üyesi Kameran Osman yer aldı.
Newroz Uysal konuşmasında, sürecin önemine vurgu yaparak şunları belirtti:
“Bahçeli’nin çağrısının ardından ilk adım Önder Apo tarafından atılmış olsa da tecrit halen devam ediyor. Siyasi ve hukuki zemini geliştirecek olan komisyon ve meclistir. Devlet gereken adımları atmıyor. Bu sürecin önündeki en büyük engel, İmralı tecridinin devam etmesidir. Sürecin ana muhatabı Önder Apo’dur. Tecrit devam ederse süreç nasıl ilerleyecek?”
Uysal, sürecin başlamasıyla birlikte Önder Apo için özgürlük kampanyasının da ilan edildiğini hatırlatarak, “Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü sağlanmalıdır. Bu süreç yalnızca Kürt ve Türk halkları için değil, tüm Ortadoğu halkları için tarihi bir öneme sahiptir” dedi.
Newroz Uysal son olarak, barış ve demokratikleşme sürecinin başarısının tüm halkların ortak mücadelesine bağlı olduğunu belirterek, “Umudumuz, herkesin demokratik bir toplum çatısı altında özgürce yaşayabileceği bir gelecek kurmaktır” ifadelerini kullandı.
DİNÇ: ‘GİRİŞİMLER VE ADIMLAR HIZLANDIRILIRSA SAYIN ÖCALAN DAHA ERKEN ÖZGÜR KALACAKTIR’
Forumda konuşan Önder Apo’nun avukatı Mazlum Dinç, yapılması gereken en önemli şeyin Önder Apo’nun “Umut Hakkı”nın hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. Dinç, “Avrupa Birliği’nin bu hakkı uygulaması gerekiyor. Bilindiği gibi tecrit devam ediyor ve bunun hiçbir yasal dayanağı yok” dedi.
Önder Apo’nun attığı adımların tarihsel önemine dikkat çeken Dinç, “Bu adımlar yüzyıllık bir değişimi hedefliyor. Bölge halklarının özgürlük ve eşitlik haklarının elde edilmesi açısından çok değerlidir. Atılması gereken ilk adım, parlamentonun süreci engelleyen yasaları değiştirmesidir” dedi.
Sürecin yalnızca Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ı değil, tüm Ortadoğu’yu ve dünyayı etkileyeceğini vurgulayan Dinç, şöyle devam etti: “Tecrit karşısındaki sessizlik süreci zorlaştırıyor. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın sürecin gerektirdiği adımları özgürce uygulayabilmesi için toplumun büyük bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Sayın Öcalan için bugüne kadar olumlu hiçbir adım atılmadı. Tecride rağmen, Sayın Öcalan sürecin gereklerini yerine getirilmesi konusunda ısrar ediyor. Ancak Türkiye şu ana kadar hiçbir adım atmadı. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü konusunda ısrarcı olur ve mücadeleyi hızlandırırsak, Sayın Öcalan yakında fiziki olarak özgür kalabilir.”
OSMAN: ‘BARIŞ SÜRECİ REDDEDİLEMEZ VE HAYATİ BİR SÜREÇTİR’
Forumda söz alan CPT üyesi Kameran Osman, barış sürecinin reddedilemez bir gerçeklik olduğunu belirtti. Osman, “Bu süreç birçok etkili noktayı barındırıyor ve bölgedeki gelişmeleri doğrudan şekillendiriyor” dedi.
Kameran Osman, Türkiye’nin saldırı politikalarının bölge halkları üzerindeki etkilerine dair çarpıcı veriler paylaştı: “Kameran Osman, Türkiye’nin saldırı politikalarının bölge halkları üzerindeki etkilerine dair çarpıcı veriler paylaştı: “Sadece 2023 yılında 21 sivil yurttaş, 2024 yılında ise 35 sivil yurttaş şehit düştü veya yaralandı. Bu yıl Türkiye’nin İHA saldırılarından 6 yurttaş zarar gördü. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin saldırıları nedeniyle Kürdistan Bölgesi’ndeki 62 köy boşaltıldı. Saldırılardan etkilenen bin 190 köyden 183’ü tamamen terk edildi. 405 köyde ise halk topraklarında dolaşamıyor. Ancak barış sürecinin olumlu etkilerinden biri, turist sayısının artması ve turistik bölgelerde ekonomik faaliyetlerin yeniden başlaması oldu.”
‘ÖNCEKİ YILLARA GÖRE DAHA FAZLA SALDIRI GERÇEKLEŞTİ’
Osman sözlerini şöyle sürdürdü: “Barış sürecinden önce bin 548 saldırı kaydedildi. Ancak sürecin ardından Türkiye, Kürdistan Bölgesi’ne yönelik bin 696 saldırı gerçekleştirdi. Yani önceki yıllara göre çok daha fazla saldırı yaşandı. Türk devleti 2017’den bu yana yeni bir helikopter üssü inşa edememişti, ancak barış sürecinden sonra bunu yapmaya çalışıyor. Ayrıca Kürdistan’dan kesilen ağaçlar traktörlerle Kuzey Kürdistan ve Türkiye’ye taşınıyor. En çok ağaç kesimi bu yıl yapıldı. Eğer barış süreci başarısız olursa, Türk devleti Güney Kürdistan’ın tüm sınırlarını kontrol altına alacaktır. Zaten bugün 30-40 kilometre derinliğe kadar girerek sınır içinde yeni sınırlar oluşturmuş durumda.”
Kürdistan Bölgesi yönetiminin de sürecin bir parçası olduğunu ancak sorumluluğunu yerine getirmediğini vurgulayan Osman, “Kürdistan Bölgesi, Türkiye’nin askeri güçlerini Güney Kürdistan’dan çekmesi için hiçbir adım atmıyor” dedi.
Osman, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Şimdiye kadar Türk askerlerinin Güney topraklarından çekilmesini talep eden birçok kişi, Türkiye’nin konsolosluğu tarafından cezalandırıldı.”
Panel, soru-cevap bölümüyle sona erdi.