Petrol rotalarında Başûr denklemi
Hürmüz ve Babülmendep’teki kriz nedeniyle deniz rotaları yönünü karaya çeviriyor. Petrol krizi, Başûr koridorunun jeopolitik konumunu yeniden öne çıkarıyor.
Hürmüz ve Babülmendep’teki kriz nedeniyle deniz rotaları yönünü karaya çeviriyor. Petrol krizi, Başûr koridorunun jeopolitik konumunu yeniden öne çıkarıyor.
ABD-İsrail ve İran savaşı, aylardır dünya genelinde petrol krizinin yaşanmasına neden oldu. Ancak İran ve Husilerin Hürmüz Boğazı ile Bab el-Mendeb üzerindeki fiili kontrolü, küresel petrol akışını kökten değiştirdi. Günlük 15-20 milyon varil petrolün geçtiği bu iki geçidin fiilen kapanması fiyatları yükseltirken, üretici ülkeler alternatif güzergahlara yöneliyor.
Irak, Kerkük-Ceyhan hattının ardından Basra-Hadise-Baniyas rotasını canlandırmaya çalışıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman, Türkiye, ABD ve Avrupa ülkeleri de kendi çıkış ve tedarik yollarını güçlendiriyor. Bu süreçte Başûrê Kurdistan, hem jeopolitik konumu hem de altyapısıyla stratejik bir nokta haline geldi. Egemen güçlerin yıllardır siyasi pazarlık alanına dönüştürdüğü Başûr, krizin en hızlı çözümlerinden biri olarak öne çıkıyor.
HÜRMÜZ VE BAB EL-MENDEB
Basra Körfezi’nden Umman Körfezi’ne açılan dar bir geçit olan Hürmüz Boğazı’ndan dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri geçiyor. İran’ın fiili ablukası tanker trafiğini büyük ölçüde durdurdu. Aynı dönemde Yemen’deki Husi güçlerinin Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb’e yönelik saldırıları ikinci bir darboğaz yarattı. Sigorta maliyetleri ve navlun ücretleri katlandı; tanker kiraları günlük bir milyon dolara yaklaştı.
Öte yandan, Süveyş Kanalı kısmi bir rahatlama sağladı. Ancak en büyük tankerleri kabul etmediği için Sumed Boru Hattı üzerinden aktarma zorunlu hale geldi. Ümit Burnu rotası güvenli, ancak 10-15 gün daha uzun ve pahalı. Bu koşullarda kara ve boru hattı alternatifleri zorunluluk haline geldi.
SUUDİ ARABİSTAN’IN DOĞU-BATI HATTI
Günlerdir Husilerin hedefinde olan Suudi Arabistan’ın en kritik çıkış yolu, 1981’de inşa edilen Doğu-Batı (Petroline) Boru Hattı. Abkayk’tan (Abqaiq) Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na uzanan yaklaşık bin 200 kilometrelik hat, tamamen Suudi toprakları içinde ilerliyor. Sistem, 56 ve 48 inç çapında iki paralel borudan oluşuyor ve 13 pompa istasyonu bulunuyor. Kapasite, paralel hattın ham petrol taşımacılığına dönüştürülmesiyle günlük 7 milyon varile çıkarıldı. Yanbu terminallerinin yükleme kapasitesi ise pratikte 4-4,5 milyon varil civarında.
Kriz döneminde hat tam kapasiteye çıkarıldı. Petrolün önemli bir kısmı Hürmüz’ü baypas ederek Yanbu’ya aktarıldı. Ancak Yanbu’dan Asya’ya giden tankerlerin Bab el-Mendeb’den geçmesi gerekiyor. Husilerin ablukası nedeniyle Suudi Arabistan, petrolü kuzeye, Süveyş ve Sumed üzerinden Akdeniz’e yönlendirmeye başladı. Bu rota daha uzun ve maliyetli olsa da “daha güvenli” kabul ediliyor.
BAE’nin Habşan-Füceyre (ADCOP) Boru Hattı da Hürmüz’ü devre dışı bırakıyor. 360-400 kilometrelik hat, günlük 1,5-1,8 milyon varil taşıyor. Umman’ın Duqm ve Sohar limanları ise coğrafi avantaj sağlıyor.
IRAK’IN BASRA-HADİSE-BANİYAS PROJESİ
Irak, petrolünün büyük bölümünü Basra’daki körfez terminallerinden ihraç ediyordu. Hürmüz’ün ablukaya alınması, günlük 3-3,6 milyon varillik ihracatı neredeyse felç etti. Kısa vadede tek işlevsel alternatif Kerkük-Ceyhan Hattı oldu. Orta ve uzun vadede ise Basra-Hadise Boru Hattı Projesi karşımıza çıkıyor.
Basra’dan Anbar vilayetindeki Hadise’ye (Haditha) uzanan hat, yaklaşık 700 kilometre uzunluğunda ve günlük 2-2,5 milyon varil kapasiteli olarak tasarlandı. Buradan üç yöne ayrılacak: kuzeye Pêşxabûr üzerinden Türkiye’nin Ceyhan Limanı’na, batıya Suriye’nin Baniyas Limanı’na ve güneybatıya Ürdün’ün Akabe Limanı’na. Baniyas kolunun kapasitesi 700 bin ila 1,5 milyon varil arasında öngörülüyor.
Fakat proje yeni altyapı gerektiriyor. 1952 yılında yapılan Kerkük-Baniyas Hattı’nın yeniden inşa edileceği belirtiliyor. İnşaat süresinin 2 ila 4 yıl arasında olması öngörülüyor. Katar’ın UCC Holding, ABD’nin Chevron ve TI Capital şirketlerinin yer aldığı konsorsiyum fizibilite çalışmalarını yürütüyor.
Bu hat tamamlandığında Irak, güney petrolünü Hürmüz’den bağımsız olarak Akdeniz ve Kızıldeniz’e taşıyabilecek. Jeopolitik olarak proje, Türkiye’ye bağımlılığı azaltırken Suriye üzerinden Akdeniz çıkışını güçlendirecek. Ayrıca bölgesel güç dengelerinde Bağdat’ın manevra alanını genişletecek ve Hürmüz’ün stratejik ağırlığını uzun vadede zayıflatacak.
TÜRKİYE’NİN PLANLARI
Türkiye, mevcut krizi enerji koridoru konumunu güçlendirme fırsatı olarak görüyor. Kerkük-Ceyhan hattının Basra’ya kadar uzatılmasını savunan Türkiye, aslında Irak’ın güney petrolünün de Akdeniz’e çıkmasını hedefliyor. Katar doğalgazının Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye taşınacağı bir hat ile Türkmenistan gazının Hazar üzerinden Avrupa’ya iletilmesi de masadaki başlıca planlar arasında yer alıyor. Ceyhan Limanı’nı yalnızca transit nokta olmaktan çıkarıp depolama, rafinaj ve dağıtım merkezi haline getirmeyi istiyor. “Orta Koridor ve Kalkınma Yolu” projeleriyle Asya-Avrupa kara ve demiryolu bağlantısını güçlendirerek hem petrol hem de genel ticaret akışında vazgeçilmez bir ülke olmayı amaçlıyor.
ABD VE AVRUPA NE YAPIYOR?
ABD, Hürmüz bağımlılığını azaltmayı stratejik öncelik olarak ele alıyor. Irak’taki Basra-Hadise-Baniyas ve Ceyhan uzantısı projelerini Chevron ve diğer şirketler aracılığıyla destekliyor. Umman ve Füceyre açıklarındaki gemiden gemiye aktarmalara gözetim sağlıyor. Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi kara ve deniz bağlantılarını hızlandırarak boğazın önemini uzun vadede düşürmeyi amaçlıyor.
Avrupa ise tüketici konumunda tedarik çeşitliliğine yöneliyor. Hürmüz riskinin Avrupa enerji güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini kabul eden Avrupa Birliği (AB), Akdeniz rotalarını (Ceyhan ve Baniyas) ve Orta Koridor’u açıkça teşvik ediyor. Stratejik petrol rezervlerini devreye sokarken, Türkiye üzerinden geçen boru hatları ve kara koridorlarına diplomatik ve finansal destek sağlıyor. Avrupa Komisyonu düzeyinde alternatif enerji ve ticaret güzergahlarının hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor, bu çerçevede Türkiye’nin transit rolü, Rusya ve Hürmüz risklerinden bağımsız arz güvenliği arayışının önemli bir parçası haline geliyor.
BAŞÛRÊ KURDISTAN’IN ARTAN ÖNEMİ
Küresel enerji krizinde dikkatlerin çevrildiği Başûrê Kurdistan’da petrol üretimi birkaç ana sahada yoğunlaşıyor. Bunların en büyüğü ise Hewlêr’in güneybatısında olan Xurmele sahası. Teq Teq sahası Hewlêr yakınlarında, Tawke ve Pêşxabûr sahaları Duhok vilayetinde, Türkiye sınırına yakın konumda. Tawke-Pêşxabûr lisansının üretimi 60-80 bin varil bandında. Serseng, Etrûş ve Şêxan sahaları da Duhok ile Hewlêr bölgelerinde.
İhracat güzergahı ise şöyle: Teq Teq ve Tawke’den gelen petrol Xurmele’ye oradan Duhok üzerinden Pêşxabûr Sınır Kapısı’na ulaşır. Burada Irak-Türkiye boru hattına bağlanır ve Ceyhan limanına akar. Kerkük-Ceyhan ana hattı 970 kilometre uzunluğunda. Bu hat, 1970’lerde devreye girdi. 2013-2014’te Başûr yönetimi Teq Teq’ten Xurmele ve Duhok üzerinden Pêşxabûr’a uzanan hattını inşa ederek bağımsız ihracat imkanı yarattı. 2023’teki tahkim kararıyla hat iki buçuk yıl kapandı ancak 2025 sonunda yeniden açıldı.
Hürmüz krizinin ardından Basra terminalleri kilitlenince, Başûr’daki kuzey koridoru Irak’ın tek kısa vadeli çıkış yolu haline geldi. Bağdat, Kerkük petrolünü Başûr hattı üzerinden Ceyhan’a pompalamak zorunda kaldı. Bu durum, yıllardır gelir paylaşımı ve siyasi baskılarla zayıflatılmaya çalışılan bölgesel yönetimi bir anda vazgeçilmez kıldı. Ayrıca Basra-Hadise-Ceyhan uzantısı devreye girerse, Güney petrolü de bu koridordan geçebilir.
TERCİH EDİLEN ROTALAR
Hürmüz ve Bab el-Mendeb sonrası en çok tercih edilen rota, Suudi Doğu-Batı hattı üzerinden Yanbu ve Sumed-Süveyş kombinasyonu oldu. BAE’nin Füceyre hattı Asya pazarları için kritik önem taşıyor. Irak için Kerkük-Ceyhan fiilen en işler alternatif olarak kalırken, Basra-Baniyas orta vadeli çözüm olarak öne çıkıyor.
Kısacası küresel krizler, geleneksel deniz rotalarının kırılganlığını ortaya koyarken, kara ve boru hattı alternatiflerini küresel istikrar arayışında önemli birer seçenek haline getiriyor. Bu yeni enerji mimarisinde Başûrê Kurdistan, coğrafi bir transit hattı olmanın ötesinde, bölgesel dengelerde ve Bağdat ile yürütülen müzakerelerde ağırlığı hissedilen bir aktör profili çiziyor.
Önümüzdeki süreçte sınır güvenliğinin seyri ve gelir paylaşımına dair iç uzlaşı arayışları, bölgenin küresel enerji arzındaki gelecekteki rolünü ve stratejik değerini şekillendirecek temel faktörler arasında.