'KCK' ana davasına yarın devam edilecek

'KCK' ana davasına yarın devam edilecek

96'sı tutuklu toplam 175 Kürt siyasetçinin yargılandığı 'KCK' ana davası tutsak siyasetçilerin savunmaları ile devam etti. Duruşma yarına ertelendi. 

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "KCK" davasının 59'ncu duruşması verilen aranın ardından devam etti. Tutuklu BDP üyesi Mehmet Nimet Sevim'e ait gizli tanık beyanları, telefon tape kayıtları ve çeşitli tarihlerde yapılan ortam dinleme kayıtları okundu. Sevim, delillerin okunmasının ardından tercüman aracılığı Kürtçe savunma yaptı. Savcının kendilerini direk suçlu olarak gördüğünü ifade eden Sevim, bu güne kadar toplanan delil ve iddiaların toplanmasına gerek kalmadığını ifade etti. Sevim, "Savcı bizi direk suçlu görüyor. O zaman bu delil ve iddiaların bir değeri yok. Eğer savcı bizi direk suçlu olarak görüyorsa bunca yıl neden bu kadar delil topladınız. Cihan Deniz ve Hüsnü Ablay'ın cenazesine katılmak suç olarak değerlendiriliyor. Bunu Kürtleri suçlu gören bir zihniyet ancak bu tarzda değerlendirir. Bunlar benim arkadaşlarımdır, benim cezaevi arkadaşlarımdır. Ben cenazelerine katılmayacağım da kim katılacak. Bu iddianame ile cenazeye katılmam sanki eyleme katılmışım gibi gösteriliyor. Ben cenazeye katılmayı bir eylem olarak değil bir saygı olarak görüyorum. Ama ortada yanlış bir zihniyet, yanlış bir zihniyet varsa bunu bu şekilde değerlendirir" dedi. 

Yapılan telefon konuşmalarında Kürtçe yapılan görüşmelerin doğru tercüme edilmediğini belirten Sevim, "Telefon dinlemelerinde 32 dinlemeye yer verilmiş. Bu görüşmeler 49 kişi ile yapılmış olan görüşmeler. Bu görüşmelerden 29 tanesi Kürtçe yapılmış olan konuşmalardır. Bunların tercümesi de tam doğru değil. Bu telefon görüşmelerinde de 10 tanesi şüphelidir ve bana ait olup olmadığı bile belli değildir. Telefon kayıtları ile savcının değerlendirmeleri arasındaki çelişkiler bu davada ki komplonun göstergesidir" dedi. KCK yetkililerinden Sabri Ok ile ilgili yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin ise Sevim, Sabri Ok'un kendisinin cezaevi arkadaşı olduğunu ve hem telefonda hem de yüz yüze görüşmesi kadar doğal bir şeyin olmayacağını belirtti. Sevim, Sabri Ok ile birlikte aynı cezaevinde kalan Selahattin Canavar'ın kendi telefonuyla Ok ile yaptığı görüşmede "Selahattin" isminin Selahattin Demirtaş olarak ifade edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Dinleme tutanağının altında da Selahattin Canavar ile yapılan görüşme olarak geçmesine rağmen Selahattin Demirtaş olarak belirtilmesini ise iddianamenin emniyet eliyle bir komplo olarak hazırlandığının göstergesi olarak ifade etti. 

Başka bir telefon görüşmesinde ise Sevim'in yaptığı telefon görüşmesinde "Büyük abi", "Küçük abi" ve "Mektup" sözlerini kullanmasını şifre olarak değerlendirdi. "Mektup" sözcüğünün örgütsel rapor olarak, "Küçük abi" sözcüğünün Sabri Ok'un şifresi olarak, "Büyük abi" sözcüğünün ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kodu olarak kullanıldığı iddia edildi. Ayrıca Sevim hakkında hazırlanan iddianamede Öcalan ve Sabri Ok'a mektup gönderdiği suçlaması yapılırken Sevim, bu iddiaların yalan olduğunu, savcı gerçek olduğunu iddia ediyorsa bu iddiaları somutlaştırması gerektiğini ifade etti. 

Sevim, savunmasının bir kısmını yaparken, mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam etmek üzere ara verdi.