GÖRÜNTÜLÜ

‘Çerçeve yasadan sonra Kürtlerin anayasal güvencesinin sağlanması gerekiyor’

Çerçeve yasanın ilk adım olacağını, sonrasında Kürt ve Türk ittifakının yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan İshak Demirel, “Yasa, bir ilk adımdır. Sonrasında ise Kürtlerin anayasal güvencesinin, anayasal tanınırlığının sağlanması gerekiyor" dedi.

İSHAK DEMİREL

Önder Apo’nun 27 Şubat'ta yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gözler, Meclis'e sunulması beklenen “çerçeve yasa” düzenlemesine çevrildi. Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin önerilerinin de dikkate alınacağı belirtilen yasa düzenlemesinin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde önemli bir eşiğin aşılmasına katkı sunması bekleniyor.

Meclis'e gelmesi beklenen düzenlemenin önemini ve sürece olası etkilerini, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Eş Başkanı İshak Demirel, ajansımıza değerlendirdi.

Yasanın uzun süredir tartışıldığını belirten Demirel, asıl beklentinin süreç içerisinde daha kapsamlı bir yasa olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun süredir tartışılan bir yasa vardı; 'süreç yasası', 'çerçeve yasa' veya bazı ifadelerle 'kök yasa' dediğimiz düzenleme. 'Kök yasa' ifadesi daha doğru olur. Çerçeve yasa tartışması yapılıyor ama neden kök yasa? Çünkü kök yasa dediğimiz, kök hücreden gelir; yenilenmeyi, baştan yaratmayı anlatır. Bu da öyle bir yasa olmalı.

Kamuoyunda ve basında tartışılan, 15 maddeden oluşacağı öngörülen bir yasa taslağı var. İlk etapta suça karışanlarla karışmayanlar arasında ayrım yapan, yalnızca örgüt üyeliği ve bazı temel suçları kapsayan, ayrıca baş müzakereci Sayın Abdullah Öcalan için bir statü belirlemeyen bir yasa olacağı öngörülüyor.

Asıl beklenti ise, 1,5-2 yıldan fazladır devam eden süreç kapsamında daha genel bir yasa bekleniyordu. Olması gereken, hiçbir ayrım yapmadan bütün örgüt üyelerini ve siyasetçileri kapsayan, aynı zamanda baş müzakereci Sayın Abdullah Öcalan’ın hem özgürlüğünü hem statüsünü belirleyen bir yasa olması gerekiyordu. Ama sanırım ilk etapta olacak yasa, böyle daha geniş bir çerçeve içermiyor. İlk etapta, bahsettiğim üzere örgüt üyelerini ve siyasetçileri kapsayan bir yasanın olması bekleniyor.

Dün ilk kez yetkili bir ağızdan Adalet Bakanı bunun bu hafta içinde Meclis'e gelmesinin beklendiğini ifade etti. Kandil’den de yasa taslağının bir kısmının kendilerine ulaştığı yönünde açıklamalar yapıldı. Ama bunun onlarla da müzakere edilerek Meclis'e sunulması daha doğru olurdu. Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz.Beklentimiz ve temennimiz, ilk etapta da olsa kapsamlı bir yasanın çıkarılmasıdır. Ama bir adım da süreç açısından bizce olumlu olacaktır.”

‘DÜNYA MÜZAKERE ÖRNEKLERİNDE DE OLDUĞU GİBİ YASAL BİR BAĞLAYICILIK OLMALI’

Çıkarılacak yasanın sürece sağlayacağı katkılara da değinen Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yasanın sürece katkıları şöyle olacaktır: 2013-2015 sürecinden hatırladığımız Dolmabahçe Mutabakatı vardı. Taraflar arasında bir mutabakat oluşmuştu ama bu, yasal bağlayıcılığı olmayan bir mutabakattı. Sonrasında da acı bir tecrübe yaşandı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ne mutabakatı tanırım ne de doğru bulurum' diyerek süreci sonlandırmıştı.

Gelinen aşamada, 2015’ten 2025 uzanan ve her iki taraf için de acı deneyimlerin yaşandığı on yıllık bir süreç oldu. Şimdi gelinen aşamada olması gereken ise, yani dünya müzakere örneklerinde de olduğu gibi bir yasal bağlayıcılığa kavuşturulmasıdır.

Yasa, bunun korunmasını sağlıyor. Kimin korunmasını sağlıyor? İmralı heyetinden başlayarak süreçte yer alan herkesin; yani hem Türk hem de Kürt tarafında yer alan tüm aktörlerin. Yarın bir gün, elbette böyle bir ihtimali öngörmüyoruz ama süreç tersine gittiğinde, süreçte rol alan kişilerin yeniden cezalandırılmasının ya da haklarında yine bir 'örgüt üyeliği' sopasının devreye girmemesinin önüne geçecek yasal bir bağlayıcılık sağlanması, süreç açısından olumlu olacaktır.”

‘BUNDAN SONRA TÜRK VE KÜRT İTTİFAKININ YENİDEN İNŞASI İÇİN YOL ALINMASI GEREKİYOR’

Yasanın ilk adım olacağını, sonrasında ise Kürt ve Türk ittifakının yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan İshak Demirel, şunları ifade etti:

“Hatırlarsınız, biz hukukçular olarak da zaten yirmi gün önce Amed’de "Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı" olmuştu. Orada bir sonuç bildirgesi de yayınlanmıştı. Aslında sürece ve yasaya ilişkin taleplerimiz o bildirgede açık ve net.

Yasa, bir ilk adımdır. Hem geri dönüşler hem hukuki güvenilirlik için bir ilk adımdır. Sonrasında ise bizim ifade ettiğimiz değişim ve yeniden inşa sürecinin başlaması gerekiyor. Kürt ve Türk ittifakının yeniden inşası için bir yol alınması gerekiyor.

Kürtlerin Cumhuriyet içinde anayasal güvencesinin sağlanması, anayasal tanınırlığının sağlanması gerekiyor. Bu bir yol haritasıdır. Bundan sonra ise ana dil hakkı ile Kürt kimliğinin, tarihinin, hafızasının tanınması için bir yol alınması gerekiyor. Bunların tamamı, yasanın ardından hayata geçirilmesi gereken adımlardır. Kısa ya da uzun vadede planlanmayla gerçekleşecek şeylerdir.”