GÖRÜNTÜLÜ

Duran Kalkan: Barışın kilit noktası İmralı, siyasetin önü açılmalı

Gazeteci Ruşen Çakır'a konuşan Kalkan, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin merkezinde Önder Apo’nun olduğunu belirterek, "Silahlı mücadeleyi sona erdirdik, Türkiye'ye karşı silahlı eylem yapan güç olmayacağız. Gerçek barışın yolu İmralı'dan geçiyor" dedi

Gazeteci Ruşen Çakır, Qendîl’de Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi.

 

Röportajın başında Kalkan, "Bir şey söylemek istiyorum başlamadan önce. Sanki biraz yanlış geldiniz. Buraya değil de önce İmralı'ya gitseydiniz. Daha doğru adrese gitmiş olurdunuz" sözleriyle sürecin merkezinde Önder Apo’nun bulunduğunu vurguladı.

2013'teki çözüm sürecinden farklı bir dönemin yaşandığını belirten Kalkan, Gazze'deki savaş, Suriye'deki gelişmeler ve Türkiye'deki dinamiklerin yeni bir siyasal zemin oluşturduğunu söyledi. Savaşın çözüm ihtiyacını artırdığını ifade eden Kalkan, "Her şey savaşla çözülmez; savaş açığa çıkarır, siyaset çözer. Dolayısıyla hem çözümün hem de siyasetin zamanı geldi" dedi.

Kalkan, Önder Apo’nun 27 Şubat'ta yaptığı çağrıyı esas aldıklarını belirterek, bu doğrultuda yeni süreçleri geliştirmekte kararlı olduklarını ifade etti. Ortadoğu'daki değişimlere dikkat çeken Kalkan, bölge halklarının sorunlarını kendi iradeleriyle çözmesi gerektiğini söyledi.

Önder Apo’nun çağrısının ardından hem toplumda hem de kendi çevrelerinde şaşkınlık yaşandığını belirten Kalkan, buna rağmen çağrıya zihniyet olarak hazırlıklı olduklarını kaydetti. PKK'nin çağrıyı hızla değerlendirdiğini belirten Kalkan, 1 Mart'ta ateşkes ilan ettiklerini hatırlattı.

‘SİYASETİN ÖNÜNÜN AÇILMASINI İSTİYORUZ’

Önder Apo’nun çağrısında statü talebinin yer almamasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Kalkan, Önder Apo’nun Kürt halkına yaptığı katkıların inkâr edilemeyeceğini savundu.

Sürecin kalıcı hale getirilmesi konusunda kararlı olduklarını ifade eden Kalkan, "Eskisi gibi savaş olmayacak artık. Koşullar değişmedikçe ve yeni bir kongre kararı alınmadıkça, mevcut kararlılıkla biz Türkiye'ye karşı silahlı eylem yapan güç olmayacağız, bunu durdurduk. Ancak üzerimize saldırı olursa elbette kendimizi savunacağız. Biz siyasetin önünün açılmasını istiyoruz" dedi.

Türkmen kökenli olduğunu da hatırlatan Kalkan, Türkiye kamuoyunda yaşanan güvensizlik ortamına değinerek, sürecin yaklaşık iki yıldır devam ettiğini söyledi. Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrıların daha geniş kesimlere anlatılması gerektiğini belirten Kalkan, sol ve demokratik çevrelere de kamuoyundaki milliyetçi yaklaşımın aşılması için daha fazla sorumluluk alma çağrısı yaptı.

‘SAVAŞA SON VERECEK OLANLAR SAVAŞANLARDIR’

Sürece yönelik "Erdoğan'ın oyunu" eleştirilerini de değerlendiren Kalkan, siyasette her zaman çeşitli hesapların bulunabileceğini ancak önemli olanın demokratik siyasetin önünün açılması olduğunu söyledi.

"Yüzde bir olumluluk varsa, oradan başlayarak imkânı büyütüyoruz" diyen Kalkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te Meclis'teki ilk çıkışını da değerlendirdi.

İlk etapta şaşırdıklarını ancak daha sonra bu çıkışı olumlu bulduklarını belirten Kalkan, "Barışı savaşanlar getirir. Savaşı durdurmayı savaş yapanlar gündeme alır, irade koyarlar. Dolayısıyla böyle bir çıkışın Devlet Bahçeli tarafından yapılması anormal değil, doğruya yakın olandır. Savaşa son verecek olanlar savaşanlardır" ifadelerini kullandı.

Kalkan, Bahçeli'nin çıkışıyla fiilen, Önder Apo’nun çağrısıyla ise resmen başlayan sürecin en önemli kazanımının toplumda tartışma zemininin açılması ve gerginliğin kısmen azalması olduğunu söyledi.

‘KİLİT NOKTA İMRALI’DIR’

Kalıcı çözümün ancak Önder Apo’nun sürece doğrudan katılımıyla mümkün olacağını dile getiren Kalkan, örgütün feshi ve kadroların geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Silahlı mücadeleyi sona erdirdik, fesih kararı aldık ancak bu insanların buharlaşması anlamına gelmiyor. Fesih kararının uygulanması örgütün değişim ve dönüşüm yaşamasını gerektirir, bunun için de uygun hukuki ve siyasi zemin şarttır. Gerçek bir barış isteniyorsa bunun yolu İmralı'dan geçiyor" diyen Kalkan, yasal düzenlemelerde yaşanan gecikmelerden rahatsız olduklarını ifade etti.

İmralı'dan gelecek değerlendirmeler doğrultusunda hareket edeceklerini belirten Kalkan, fesih kararının uygulanabilmesi için hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması gerektiğini kaydetti.

‘BU SÜREÇ TÜRKİYE’NİN KÜRT SİYASETİNİ DEMOKRATİK TEMELE OTURTMA SÜRECİDİR’

Rojava Devrimi'ne de değinen Kalkan, taktik ittifaklarla stratejik ilişkilerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Halep sürecinde İmralı ile Kandil arasında görüş ayrılığı bulunduğu yönündeki iddiaların ise bilgilendirme eksikliğinden kaynaklandığını söyledi.

Ortadoğu'daki hegemonya mücadelesine ve İsrail'in bölgedeki etkisine değinen Kalkan, ulus devlet sisteminin çözülme sürecine girdiğini savunarak, Kürtlerin yeni dönemde demokratik bir statüye kavuşması gerektiğini ifade etti.

"Kürtlerin varlığının ve özgürlüğünün garantisi Türkiye'nin ve bölgenin demokrasisinden geçiyor. İsrail'in de İran'ın da Kürt dinamikleriyle ilişkilenme çabası var. Bu süreç, Türkiye'nin Kürt siyasetini demokratik temele oturtma sürecidir" dedi.

MUHALEFETE VE TOPLUMA ÇAĞRI

Kalkan, CHP başta olmak üzere muhalefete "dar particilik" eleştirisinde bulunarak, Türkiye'nin güvenlik, demokrasi ve Kürt meselesi gibi temel sorunlarına odaklanılması gerektiğini söyledi.

Sol, demokratik ve sosyalist çevrelerin sürece daha güçlü destek vermesi çağrısında bulunan Kalkan, demokratik kamuoyuna ittifak çağrısı yaptı. Emekçi kesimlerin süreci doğru tanıması halinde karşı çıkmayacağını düşündüğünü belirten Kalkan, iktidarı ise "dar çıkarcılık ve korku siyaseti" yürütmekle eleştirerek, "Korku sistemini kırmak gerekiyor" dedi.

AİHM KARARLARINI HATIRLATTI

Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Kalkan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmadığını söyledi.

"Sadece Demirtaş değil, cezaevlerindeki tüm siyasiler çıkmalı. Cezaevinde de olsalar herkesin bir rolü var. Rol karmaşası yaşamamalıyız, herkes kendi rolünü iyi bilmeli. Elbette dışarıda olsa Selahattin Demirtaş iyi rol oynar. Biz de tanıdık, çok deneyimli biri, önemli buluyoruz" diyen Kalkan, Avrupa'daki eski siyasetçilerin de sürece katkı sunabileceğini ifade etti.

Röportajın sonunda stratejik değişimin kalıcı olduğunu yineleyen Kalkan, demokratik siyasetin önünün açılmasının Türkiye demokrasisini güçlendireceğini ve Ortadoğu'da barışa katkı sağlayacağını savundu.

Yakın dönemde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni de değerlendiren Kalkan, "Silahlanmadan başka bir şey düşünmüyor. Savaştan başka bir şey düşünmüyor. Türkiye'ye başka bir şey vermez" ifadelerini kullanarak, dış dinamikler yerine barış sürecinin Türkiye açısından daha fazla kazanım sağlayacağını vurguladı.