Mısırlı akademisyenler: Abdullah Öcalan'ın demokratik ulus projesi evrensel nitelikte

Mısırlı akademisyen Prof. Dr. Muhammed Rifaat El İmam, Önder Apo’nun projesinin evrensel nitelikte olduğunu ve Suriye'de çözümün ademi merkeziyetçilikten geçtiğini belirtti. Dr. Mirzad Hacim, İstanbul’daki konferansın güçlü bir mesaj taşıdığını söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 6-7 Aralık tarihlerinde İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” düzenledi. İki gün süren ve çok sayıda yerli-yabancı aydın, akademisyen, hukukçu, gazeteci ile Nobel ödüllü isimlerin konuşmacı olduğu konferansa, siyasi parti temsilcileri, yazarlar ve sivil toplum temsilcileri de geniş katılım gösterdi.

Konferansa damgasını vuran gelişme, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 25 yıldır ağır tecrit koşullarında tutulan Önder Apo’nun gönderdiği mesaj oldu. Önder Apo’nun barış ve demokratik çözüm çağrısı içeren mesajı, salonda büyük yankı uyandırdı.

‘ABDULLAH ÖCALAN TARİHSEL BİR FİLOZOF’

Mısır’dan konferansa katılan Modern ve Çağdaş Tarih Profesörü Dr. Muhammed Rifaat el-İmam, ANF’ye yaptığı değerlendirmede, Önder Apo’yu “tarihsel dönüşümlere yön veren liderlerin cesaretiyle hareket eden bir filozof” olarak tanımladı.

El-İmam, Önder Apo’nun ortaya koyduğu demokratik ulus başta olmak üzere kavramların evrensel insani nitelikte olduğunu, tüm halklara ve devletlere uygulanabilir olduğunu; çünkü bu kavramların özünde insanı, kimliğe ve kültüre saygıyı temel aldığını, inkâr ve imhayı reddettiğini vurguladı.

Bu nedenle barışı seven herkesin bu ilke ve fikirlerde buluştuğuna dikkat çeken El-İmam, konferansta Önder Apo üzerindeki tecridin bir an önce kaldırılması çağrısının başat bir konu olduğunu ve bunun barış yaklaşımına önemli bir destek mesajı niteliğinde olduğunu belirtti.

Konferansın mesajları Suriye’ye de uzandı. Çok sayıda konuşmacı, Suriye’de etnik ve mezhepsel çatışmaları aşmanın yolunun “askeri veya dışlayıcı değil, uzlaşıya dayalı siyasi çözüm” olduğunu belirterek, ülkede tüm halkların kolektif ve bireysel haklarını güvence altına alacak, yerel özyönetimlere geniş yetkiler tanıyacak âdem-i merkeziyetçi, demokratik bir devletin önemini vurguladı.

Bu modelin, halihazırda Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) Önder Apo’nun felsefesinden ilhamla uygulanan özerk yönetimle büyük ölçüde uyumlu olduğu ifade edildi.

Ayrıca bazı katılımcılar, aynı çözümün -yani âdem-i merkeziyetçilik ve federalizmin- Türkiye’nin mevcut sınırları içinde demokratikleşmesi için de gerekli olduğunu ve bu taleplerin hukuken meşru olduğunu vurguladı. Böylece, çok bileşenli Ortadoğu ülkelerinin pek çok krizine çözüm sunan demokrasi ve adem-i merkeziyetçiliğin önemine dikkat çekildi, bunların Apo’nun felsefesinin temel ilkeleri olduğu hatırlatıldı.

EN BÜYÜK TEHLİKE....

Bu çerçevede, uluslararası ilişkiler alanında akademisyen olan Dr. Mirzad Hacim, Suriye’deki mevcut geçiş döneminin, toplumsal çeşitlilikle başa çıkma kapasitesi açısından gerçek bir sınavdan geçtiğini söyledi. Ancak mevcut yönetimin bu konuda açıkça yetersiz kaldığını, bunun son örneklerinin sahil bölgesindeki kasıtlı ihlaller ve Süveyda’daki hareketliliğe yönelik sistematik saldırılar olduğunu belirtti.

Hacim, en büyük tehlikenin “Kürtlere karşı yükselen şoven-milliyetçi söylem” olduğunu vurguladı: “Bu söylem, kendisini yeniden tahkim etmeye çalışan merkezi yönetimin ucuz bir popülist aracı olarak açıkça kullanılmaktadır. Bunun paralelinde siyasi dışlama devam ediyor. Mevcut Halk Meclisi ve hükümet oluşumları Suriye’nin zengin çeşitliliğini neredeyse hiç yansıtmıyor.”

Bunun “taraflı kabine” haline geldiğini ifade eden Hacim, Esad dönemindeki durumun bir tekrarı olduğunu belirterek Suriye’de yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu kaydetti.

El Hacim ayrıca uluslararası konferansın, Türkiye’nin en önemli kenti olan İstanbul’da düzenlenmesinin güçlü bir siyasi mesaj taşıdığına dikkat çekti.