İsviçre’nin Cenevre kentinde DEM Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar’ın katılımıyla halk buluşması düzenlendi. Cenevre Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen buluşmada Çandar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolü, Türkiye’deki gelişmeler ve Rojava’daki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çandar, Özgürlük Hareketi’nin “Başkan Apo ne derse odur” yaklaşımında olduğunu belirterek, mevcut fiili statünün resmi bir statüye dönüşmesi için çaba gösterildiğini söyledi.
“Bu bir al-ver süreci değildir” diyen Çandar, Önder Apo ve Hareket yönetiminin devletle temas halinde olduğunu belirtti. Çandar, Oslo sürecinde de benzer bir durumun yaşandığını ifade etti.
‘İLK KEZ KENDİ KARARLARIYLA İSYANI BİTİRDİLER’
Kürt tarihindeki isyanlara değinen Çandar, Koçgirî, Dersim, Agirî ve Şêx Seîd isyanlarını hatırlattı. Bu isyanların liderlerinin ortadan kaldırıldığını ve isyanların kısa sürdüğünü belirten Çandar, “41 yıldır Başkan Apo bütün bunları masaya getirdi” dedi.
Kürtlerin tarihte ilk kez kendi kararlarıyla isyanlarına son verdiğini ifade eden Çandar, sanal medyada sürece ilişkin “ihanet” ve “sapma” tartışmalarına tepki gösterdi.
Çandar, “Yok ihanet, yok sapma. Bırakın bunları. İlk defa kendi kararlarıyla isyanı bitirdiler ve yeni bir aşamaya getirdiler” ifadelerini kullandı.
‘İZLEME KURULUNDA YER ALACAĞIZ’
Türkiye Parlamentosu’nun açılmasına kısa süre kaldığını belirten Çandar, ilk aşamada bir izleme kurulunun oluşturulacağını ve DEM Parti olarak bu kurulda yer alacaklarını söyledi.
MİT ve MGK başta olmak üzere devlet mekanizmalarının süreci teyit etmesinin ardından yasal düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından Resmî Gazete’de yayımlanacağını belirten Çandar, “Başkan Apo, ‘bin kilometrelik yolun ilk adımıdır’ diyor” ifadelerini kullandı.
Sürecin uzun bir yol olduğunu belirten Çandar, kamuoyunun soru sorması ve süreci araştırması gerektiğini söyledi. Çandar, “Ama hazır bitmiş şeyler yok ortada” dedi.
Mevcut yasayı, eksikliklerine rağmen önemli bir güvence olarak değerlendiren Çandar, “İlk kez Türkiye Parlamentosu Kürtler için bir yasa haline getirdi” ifadelerini kullandı.
Devlet ile Kürtler arasında karşılıklı güvensizliğin bulunduğunu söyleyen Çandar, “Devletin bu şeyine güvenilir mi? Tabii ki güvenilmez. Ama bir süreç yürüyorsa karşı tarafla da empati yapmak lazım” diye konuştu.
‘ÖCALAN BELİRLEYİCİ BİR KONUMDA’
Türkiye’nin başkanlık sistemiyle yönetildiğini belirten Çandar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreç açısından belirleyici olduğunu söyledi.
“Bu süreç Tayyip Erdoğan olmazsa olamaz. Çünkü Türkiye başkanlık sistemiyle yürütülüyor” diyen Çandar, Türkiye’de parlamentonun iki temel yetkisinin olduğunu, bunların da anayasa ve bütçe olduğunu dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin güvenlik bürokrasisi içerisindeki rolüne de dikkat çeken Çandar, Bahçeli’nin iktidarlık derdinden çok “devlet cihazının kritik noktalarını” yönettiğini söyledi.
Bahçeli’nin “Kurucu Önder” diyerek Önder Apo’ya yönelik çağrılar yapmasının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çandar, Önder Apo’nun sürecin içerisinde belirleyici bir konumda olduğunu ifade etti.
Çandar, “Öcalan ‘Irak’takiler gelmesin’ derse bu süreç biter. İstediği kadar Bahçeli ‘süreç olsun’ desin, yasanın anlamı olmaz” ifadelerini kullandı.
AMED’DE SÜRECE DESTEK YÜZDE 80
Çandar, sürecin ortaya çıkış nedenlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Geçtiğimiz yıl Rawest Araştırma tarafından Amed’de yapılan araştırmaya değinen Çandar, çözüm sürecine desteğin yüzde 80, güvenin ise yüzde 40 civarında olduğunu söyledi.
2023 seçimlerine de değinen Çandar, o dönemde kendisinin aday gösterilmesinin arkasındaki siyasi hesabın, seçim sonrasında DEM Parti’nin kilit parti olması ve çözümün önünü açması olduğunu belirtti.
2016’daki darbe sürecinin ardından Türkiye içerisinde birçok şeyin kontrol altına alındığını ifade eden Çandar, 2024 yılı itibarıyla yeni bir hikâyenin başladığını söyledi.
‘SÜREÇ SADECE TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELERLE AÇIKLANAMAZ’
Çandar, sürecin yalnızca Türkiye içerisindeki siyasi gelişmelerle açıklanamayacağını belirtti.
Gazze savaşının ardından Ortadoğu’daki dengelerin değiştiğini söyleyen Çandar, İsrail’in bölgedeki etkisini artırmaya çalıştığını ifade etti.
Türkiye’nin İsrail karşısında Sünni İslami ideoloji üzerinden bölgesel bir rakip olarak ortaya çıktığını belirten Çandar, İsrail’in varlığını çevresindeki yapıların zayıflığı üzerinden sürdürmek istediğini söyledi.
“Türkiye’nin yumuşak karnı Kürt sorunudur” diyen Çandar, Suriye’deki Kürt varlığının da bu nedenle önemli olduğunu belirtti.
Çandar, sürecin başlamasını “jeopolitik fay hatlarından kaynaklı” bir gelişme olarak değerlendirdi.
‘KÜRTLER YENİ SURİYE’NİN İNŞASINDA YER ALMALI’
Seminerde Rojava’daki gelişmelere de geniş yer veren Çandar, Suriye’de rejimin çekilmesinin ardından Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtlerin önemli bir alan oluşturduğunu belirtti.
Daha sonra DAİŞ’in Reqa ve Dêrezor’da kontrol sağladığını söyleyen Çandar, Reqa ve Dêrezor’un Araplar ve aşiretlerden oluştuğunu, bu bölgelerin uzun süre aynı şekilde tutulmasının mümkün olmadığını ifade etti.
ABD’nin Suriye’deki rolüne değinen Çandar, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın da Suriye’deki gelişmelerde farklı roller üstlendiğini söyledi.
Kobanê, Qamişlo, Dêrik ve diğer bölgelerde yaşanan gelişmelere değinen Çandar, Rojava’daki siyasi ve askeri yapının zaman içerisinde güç kazandığını belirtti.
Mazlum Abdî ve Îlham Ahmed’in Suriye’deki siyasi süreçteki rollerine de değinen Çandar, Kürtlerin yeni Suriye’nin inşasında yer alması gerektiğini söyledi.
‘ROJAVA’DA KAYBEDİLMİŞ BİR ŞEY YOK’
Rojava’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çandar, Kürtlerin Suriye’de ortaklık temelinde hareket etmesi gerektiğini belirtti.
“Rojava’da kaybedilmiş bir şey yok” diyen Çandar, Suriye’nin halen yeniden inşa halinde olduğunu ve Kürtlerin bu süreçte elde ettiği kazanımların korunmasının önemli olduğunu söyledi.
‘ÖNÜMÜZDE İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR GELECEK VAR’
Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik cumhuriyet çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirten Çandar, Kürtlerin yıllarca “bölücü ve terörist” olarak tanımlandığını söyledi.
Yeni dönemde Kürtlerin siyasi ve toplumsal olarak sisteme dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Çandar, demokratik cumhuriyet içerisinde inanç özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Çandar, Alevilerin haklarına da dikkat çekti.
Sürecin en temel eksikliklerinden birinin karşılıklı güvensizlik olduğunu belirten Çandar, yasal düzenlemelerin bütün eksikliklerine rağmen bu güvenin oluşturulmasına katkı sunabileceğini söyledi.
Çandar, önümüzdeki dönemin kolay geçmeyeceğini belirterek, “Önümüzde çok inişli çıkışlı bir gelecek uzanıyor ama garanti olmayan bir gelecek” değerlendirmesinde bulundu.