GÖRÜNTÜLÜ

Londra’da Kürtlerin geleceği tartışıldı: Entegrasyon hak ve özgürlüklerle mümkün

Londra’da düzenlenen “Sınırlar Ötesinde Kürt Sorunu” panelinde Rojava ve Rojhilat’ın geleceği ele alındı. Panelde, Kürtlerin hak ve statülerinin güvence altına alınması, kadın özgürlüğü ve yeni dönemde siyaset, diplomasi ve barışçıl mücadelenin güçlendiri

İngiltere’nin başkenti Londra’da Centre for Kurdish Affairs tarafından düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın ikinci günü, Kürt meselesinin farklı parçalardaki siyasal geleceğine ilişkin tartışmalarla devam etti.

“The Kurdish Question Across Borders – Sınırlar Ötesinde Kürt Sorunu” başlığıyla gerçekleşen oturuma gazeteci Fréderike Geerdink moderatörlük yaptı. Oturumda Îlham Ehmed video mesajla yer alırken, Dr. Abdulkerîm Omer, Dr. Şîlan Fuad Huseyîn ve Dr. Hêmin Seyîdî değerlendirmelerde bulundu.

ÎLHAM EHMED: ENTEGRASYON ÖZGÜRLÜK VE HAKLARA DAYANMALI
Îlham Ehmed, Suriye’de yürütülen süreç ile Kürtlerin ülkenin geleceğindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 29 Ocak’ta ateşkesi öngören bir anlaşmaya ulaşıldığını belirten Îlham Ehmed, hedefin savaşı sona erdirmek ve Kürtlerin Suriye devleti ile kurumlarına katılımını sağlayacak bir süreç oluşturmak olduğunu söyledi.

Îlham Ehmed, bu kapsamda Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) orduya, İç Güvenlik Güçleri’nin İçişleri Bakanlığı’na ve Özerk Yönetim kurumlarının devlet kurumlarına entegrasyonunun gündemde olduğunu belirtti. Süreçte bazı adımlar atıldığını ancak özellikle eğitim alanında ciddi sorunların devam ettiğini ifade etti.

Kürtçenin hükümet okullarında haftada üç saat okutulmasının kabul edildiğini ancak resmi eğitim dili olarak tanınmadığını belirten Îlham Ehmed, yıllardır kendi anadilinde eğitim gören ve yalnızca Kürtçe bilen çocukların bulunduğuna dikkat çekti. Eğitim sisteminin bir anda değiştirilmesinin çocukların geleceğini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Îlham Ehmed, Kürtçenin Kürtler için resmi eğitim dili olarak Suriye Anayasası’nda tanınmasını istediklerini ifade etti.

Kürtlerin Suriye’nin bütün kurumlarında ve bakanlıklarında temsil edilmesi gerektiğini belirten Îlham Ehmed, Kürt toplumunun kültürel, coğrafi ve toplumsal alanlardaki haklarının yanı sıra siyasal faaliyet yürütme hakkının da güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Kadınların siyasal ve idari karar mekanizmalarında yer almasının önemini vurgulayan Îlham Ehmed, şöyle dedi: “Konuşulan entegrasyon gerçek olmalı ve özgürlük ile haklara dayanmalıdır.”

OMER: MÜCADELE BARIŞÇIL YÖNTEMLERLE SÜRECEK

Dr. Abdulkerîm Omer ise bundan sonraki temel meselelerden birinin demokratik güçlerin nasıl örgütleneceği olduğunu söyledi. Rojava’da yeni siyasal yapının nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaların sürdüğünü belirten Omer, bunun bir parti mi yoksa daha geniş ve kapsayıcı bir siyasal oluşum mu olacağının henüz kesinleşmediğini ifade etti.

Omer, kurulacak siyasal yapının yalnızca Kürtlerden oluşması ya da Suriye’deki farklı halkları, toplumsal kesimleri, siyasi güçleri ve düşünceleri kapsayan ortak bir yapıya dönüşmesi seçeneklerinin tartışıldığını söyledi. Bu çerçevede Suriye’nin tamamına hitap eden ulusal ve demokratik bir siyasal oluşumun da seçenekler arasında olduğunu belirtti.

Bundan sonraki mücadele yöntemine ilişkin iradenin ise net olduğunu vurgulayan Omer şöyle konuştu: “Bundan sonraki mücadele silahla ve askeri yöntemlerle değil; siyaset, diplomasi ve barışçıl mücadele yoluyla sürdürülecektir.”

Siyasi örgütlenmenin güçlendirilmesi, diyalog ve diplomasi kanallarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Omer, amacın Kürtlerin kendi kimlikleri ve haklarıyla Suriye’nin geleceğinde yer alması ve diğer halklar ile toplumsal kesimlerle ortak, demokratik ve barışçıl bir gelecek kurulması olduğunu ifade etti.

Sürece umutla baktıklarını belirten Omer, siyasi demagoji ve dar hesaplardan uzak durulması gerektiğini belirterek, “Asıl mesele geçmişte yaşananları tekrar etmek değil, geleceği nasıl kuracağımızdır” dedi.

ŞÎLAN FUAD HUSEYÎN: KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN BİRLİK EKSİK KALIR

Dr. Şîlan Fuad Huseyîn konuşmasında Kürt birliği, özerklik ve kadın özgürlüğü arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Kürt birliğinin yalnızca coğrafya, sınırlar, dil ya da farklı siyasi partilerin tek bir ulusal isim altında toplanması olarak görülemeyeceğini belirten Şîlan Fuad Huseyîn, birliğin farklılıkları tanıyan, gücü paylaşan ve özgürlüğü eşit biçimde güvence altına alan bir ilişki olması gerektiğini söyledi.

Kadın meselesinin kurulmak istenen siyasal ve toplumsal yapının temel ölçütlerinden biri olduğunu vurgulayan Şîlan Fuad Huseyîn, “Kadınların özgürlüğü olmadan birlik eksik kalır. Kadınların liderliği olmadan demokrasi, ulusun yarısının bütün ulus adına verdiği bir söze dönüşür” dedi.

Rojava deneyimine de değinen Şîlan Fuad Huseyîn, kadınların yalnızca özgürleşmenin yararlanıcıları değil, yeni kurumların kurucuları olarak ortaya çıktığını belirtti. Kadın meclisleri, akademiler, komünler, kooperatifler, sivil kurumlar ve eşbaşkanlık sisteminin siyasetin yapısını değiştirdiğini ifade eden Şîlan Fuad Huseyîn, bu deneyimin yalnızca silahlı kadınların görüntülerine indirgenmemesi gerektiğini söyledi.

Şîlan Fuad Huseyîn’e göre kalıcı dönüşüm mahallelerde, meclislerde, eğitim alanında ve kadınların gündelik yaşamda söz ve karar sahibi olmasıyla gerçekleşiyor.

Rojava deneyiminin romantikleştirilmemesi gerektiğini de vurgulayan Şîlan Fuad Huseyîn, kadınların kamusal alanda görev alırken ev içinde hâlâ erkek egemen ilişkiler ve eşitsiz emek yüküyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.

Kadın örgütlerinin Kürt kurumlarını, liderlerini ve hareketlerini sorgulama özgürlüğüne sahip olması gerektiğini söyleyen Şîlan Fuad Huseyîn, eleştirinin ihanet olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Kadınların gerçeği söylediği için cezalandırıldığı bir yapının birliği değil hiyerarşiyi koruyacağını ifade etti.

Şîlan Fuad Huseyîn, konuşmasının sonunda kadınların geleceğe sonradan dahil edilen değil, geleceğin kuruluşuna başından itibaren katılan aktörler olması gerektiğini belirterek şu sözleri kullandı: “Kadın özgürlüğü Kürt kurtuluş tarihinin bir bölümü değildir. Bütün hikâyenin yazılması gereken gramerdir.”

Şîlan Fuad Huseyîn “Jin, Jiyan, Azadî” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

SEYÎDÎ: MÜZAKERELERE YÖNELİK KUŞKU TARİHSEL DENEYİMLERDEN GELİYOR

Dr. Hêmin Seyîdî ise Rojhilat’taki siyasal durum ve İran Kürtlerinin müzakere deneyimleri üzerinde durdu. Rojhilat’ta Kürtlerin uzun yıllardır ulusal hakları için mücadele ettiğini belirten Seyîdî, İran’daki Kürt toplumunun siyasal örgütlenme konusunda önemli bir tarihsel birikime sahip olduğunu söyledi.

Rojhilat’taki Kürtlerin hükümetle yürütülecek müzakerelere karşı son derece temkinli ve kuşkucu olduğunu söyleyen Seyîdî, bu tutumun geçmiş deneyimlerden kaynaklandığını ifade etti.
“Bu kuşku soyut değil; kanla yazılmıştır” diyen Seyîdî, geçmişte Kürt siyasal aktörlerinin yaşadığı çeşitli müzakere deneyimlerini örnek gösterdi.

Buna rağmen Rojhilat’taki Kürtlerin Türkiye’de devam eden süreci umut ve temkinle izlediğini söyleyen Seyîdî, İran ve Türkiye’nin siyasal koşullarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti. Farklı Kürdistan parçalarındaki deneyimlerin birbirinden öğrenebileceğini ancak bir yerde uygulanan modelin başka bir yere doğrudan taşınamayacağını kaydetti.

Seyîdî, konuşmasında “Jin, Jiyan, Azadî” düşüncesine de özel bir yer ayırdı. Bu sloganın 2022’de İran’daki protestolarda güçlü bir toplumsal ve siyasal karşılık bulduğunu belirten Seyîdî, kadın özgürlüğü eksenli bu düşüncenin Kürdistan’ın sınırlarını aşan bir etki yarattığını ifade etti.

Seyîdî, Rojhilat’taki Kürtlerin siyasal örgütlenme ve mücadele deneyiminin İran’ın geleceğine ilişkin tartışmalarda önemli bir yere sahip olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.