GÖRÜNTÜLÜ

Dîlan Cûdî Saruhan: Toplum sanatçıya, sanatçı da topluma sahip çıkmalı

Süreçte sanatçıların rolüne değinen Dîlan Cûdî Saruhan, toplumun sanatçıya, sanatçının da topluma sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Barışı konuşmak ciddi bir şey ve cesur bir yaklaşım gerektiriyor. Bu noktada herkesi sorumluluğa davet ediyorum” dedi.

DÎLAN CÛDÎ SARUHAN

12 Eylül’de duyurulan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasının imzacılarından sanatçı Dîlan Cûdî Saruhan ile sanatın ve sanatçının Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki rolü üzerine konuştuk.

1993 yılında köylerin boşatılmaları sırasında Eruh’tan İstanbul’a göç eden bir ailenin kızı olan Dîlan Cûdî Saruhan ile 22 Eylül’de ziyaretçilerine kapılarını açan “Îhtîmaleke Asîman /Bir İhtimal Gökyüzü” adlı sergisinde buluştuk. 2017-2024 arası Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan sanatçı, sergide yer alan çalışmalarını şöyle tanımlıyor:

“Çalışmalarımda kendi on yıllık sürecimi anlattım. Bu süreçte hayatımın üç dönemi yer almakta. Bunlardan biri cezaevi öncesi, diğeri cezaevi dönemi ve sonrasında ise özgürlükle buluşma evresi.”

Multidisipliner işler yaptığını ifade eden Dîlan Cûdî Saruhan’ın sanatının odağında hafıza, mekan, özgürlük, insan hakları ve ekoloji gibi konular yer alıyor.

‘SANATÇI, SÜRECİ VE SÜRECİN HAFIZASINI CANLI TUTMALI’

Cezaevinden çıktıktan sonra sorguladığı en önemli kavramlardan birinin özgürlük olduğunu ifade eden Dîlan Cûdî Saruhan ile “Laş / Beden” adlı çalışmasının önünde konuşmaya başladık. Duvarı metafor olarak kullandığı çalışmada Dîlan Cûdî, duvarın içinde eriyen ve aynı zamanda onu eşeleyen bir bedenin direnişini sergiliyor.

Kendisini “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasına imza atmaya yönelten nedeni anlatan Dîlan Cûdî Saruhan, “Barışın Türkiye’de yeterince konuşulmadığı dönemler oldu ne yazık ki. Böylesine büyük adımların atıldığı bir noktada benim de üzerime görevler düştüğünü göz önünde bulundurdum. Bu yüzden benim de bu noktada imzacı olmam gerekiyordu” dedi.

Bir sanatçı olarak toplumsal sorumluluk üstlenmek gerektiğini düşündüğünü belirten Dîlan Cûdî Saruhan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde sanatçıların sorumluluklarını ise şu sözlerle ifade etti:

“Sanatçının bu süreci ve sürecin hafızasını canlı tutma, kayıt altına alma, ifade özgürlüğünün alanını genişletebilme; bununla beraber sanatın hiciv ve ironi yapabilme durumunu ortaya çıkarma gibi görevleri olduğunu düşünüyorum. Var olan sert ortamı yumuşatabilmek de bu görevler arasında. Bu yüzden biz sanatçıların üzerine çok yükümlülük düşüyor.”

‘SANATÇI HALKLA İÇ İÇE OLMALI’

“Barış ve özgürlüğün konuşulduğu bir toplumda, ifade özgürlüğünün kısıtlanmadığı bir noktadan bahsetmiş oluyoruz. Bununla birlikte Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sanatı destekleyen, alan açan, daha öne çıkması için çabalayan bir yerde olduğunu düşünüyorum” diyen Dîlan Cûdî Saruhan, sanatın; toplumu ileriye taşıyan, hafızasını koruyan, kültürüyle buluşturan bir noktada olduğunu söyledi.

Sanatçıların halkla, toplumla iç içe olması gerektiğini vurgulayan Dîlan Cûdî Saruhan, “Ve iç içe olduğu süre içerisinde de her şeyi konuşabilmek için bunun dilini bulabilmeli. Bunun için bir dil yaratabilmeli, bir kanal açabilmeli. Kanal açtığı takdirde de toplumla buluşabilme, insanla buluşabilme, her alanın içerisine girip onlarla bir hoşgörü yaratacağına inanıyorum” dedi.

Bir kez daha sanatçılara düşen sorumluluğu hatırlatan Dîlan Cûdî Saruhan, herkesi sorumluluk almaya davet ederek şu çağrıda bulundu:

“Barışa en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda ne yazık ki sanatçı, toplumda çok da sevilen ve değer gören bir yerde olmasa bile yine de burayı dönüştürecek olanlardan biri de bizleriz. Bizlere rol ve görevler düşmekte.

Hem toplumun sanatçıya hem de sanatçının topluma sahip çıkması gereken bir noktadayız. Ve böylesi bir zaman diliminde barışı konuşuyoruz. Barışı konuşmak ciddi bir şey ve gerçekten cesur bir yaklaşım gerektiriyor. Ben bu noktada herkesi sorumluluğa davet ediyorum.”