İdamlara karşı çağrı: Tepki göstermek yetmez, adımlar atılmalı

Rojhilatê Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı, herhangi bir kişinin idam edilmesinin yaşam hakkının ihlali olduğunu ve uluslararası topluma sorumluluk yüklediğini açıkladı. Sadece tepki göstermekle kalınmaması, pratik adımlar atılması gerektiği belirtildi.

Rojhilatê Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı, İran’da artan idamlara ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklama şu şekilde:

“İnsan hakları merkezlerinin raporları, İran İslam Cumhuriyeti tarafından idam cezasının uygulanması ve infaz edilmesine ilişkin tehlikeli duruma dikkat çekmektedir. 2026 yılının başından bu yana 850’den fazla tutuklu idam edildi. Bununla birlikte, siyasi aktivistler ve kadınlar üzerindeki ağır baskılar, bu cinayet makinesinin hızlandırıldığını göstermektedir; bu durum, İran hükümetinin tarihinde benzeri görülmemiş yeni bir katliama imza atma riskini doğurmaktadır.

Ayrıca derinleşen krizler ve bölgesel anlaşmazlıklarla birlikte belgeler, idam cezasının toplumda korku yaratmak ve halkın taleplerini geri püskürtmek için her zamankinden daha fazla bir cinayet aracı olarak kullanıldığını göstermektedir. Bu yöntem aynı zamanda protesto gösterilerinin ve serhildanların önüne geçmek amacıyla yürütülmektedir.

Bu kapsamda, İran hükümetinin güvenlik ve yargı organları; protestoculara, siyasi ve sivil aktivistlere karşı kapsamlı bir baskı sistemi işletmiştir. Geçtiğimiz aylardaki protestoların ardından, onlarca protestocu hakkında yasadışı yollarla ve adil yargılanma ilkeleri ihlal edilerek idam cezası infaz edilmiştir. Bu cezalar, zoraki itiraflar ve yoğun baskı altında verilmiştir.

Bu süreçte Kürdistan, İran’daki sistematik baskının ana merkezlerinden biri olarak yoğun baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Kürt aktivistler, siyasi partilere üyelik gibi asılsız suçlamalarla idam edilmekte ve ölüm tehditleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Ayrıca, protesto eylemlerinde gözaltına alınanların ve siyasi tutukluların —özellikle de kadın tutukluların— önemli bir kısmı idam cezası riskiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle uluslararası kuruluşlar, bu tutukluların yaşam hakkını korumak adına bu vahşi cezaların infazını engellemek için tüm hukuki ve diplomatik güçlerini kullanmalıdır. Şüphesiz ki İran’daki insan hakları konusundaki sessizlik ve ilgisizlik, cinayet makinesinin devam etmesine yol açmaktadır.

Eş zamanlı olarak, insan hakları ihlallerine ilişkin hukuki mekanizmalar ve sistematik belge toplama süreçleri güçlendirilmelidir. İnsani örgütler tarafından uluslararası merkezlere ve Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı kuruluşlara, bu ihlalleri acilen takip etmeleri için baskı yapılmalıdır.

Rejimin korku ve sindirme üzerine kurulu bu stratejisine karşı tutuklu ailelerinin, sivil toplumun, medyanın ve kamuoyunun rolünün önemi daha da öne çıkmaktadır. Bilgilendirme ve toplumsal destek, bu dosyaların örtbas edilmesini ve bu sessiz suçların işlenmesini engelleyebilir.

Görüşü ve kimliği ne olursa olsun herhangi bir yurttaşın idam edilmesi, yaşam hakkının açık bir ihlalidir ve uluslararası topluma sorumluluk yüklemektedir. İnsan hakları kuruluşları ve kamuoyu sadece tepki dile getirmekle kalmamalı, idam cezalarının infazını durdurmak için acil, koordineli ve etkili adımlar atmalıdır. Ayrıca insanlığa karşı işlenen bu suçların sorumluları yargılanmalıdır.”