Özgür Kadın Hareketi (TJA), DAİŞ’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzidî toplumuna yönelik gerçekleştirdiği soykırımın 12’nci yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Aksaray Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
TJA öncülüğünde gerçekleştirilen açıklamaya Barış Anneleri, sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kadın katıldı. “Şengal’i unutmadık, unutmayacağız” pankartının açıldığı açıklamada zılgıtlar eşliğinde “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı.
Basın metninin Kürtçesini Kürt Araştırmaları Derneği üyesi Rojbîn Dağ, Türkçesini ise TJA aktivisti Gülşen Karasu okudu.
‘ŞENGAL’DE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENDİ’
Şengal’de katledilenleri anmak, kayıpların sesini duyurmak ve Êzidî kadınların adalet mücadelesini büyütmek için bir araya geldiklerini belirten Gülşen Karasu, DAİŞ’in saldırılarında binlerce Êzidî’nin katledildiğini, yüz binlerce kişinin ise yaşadığı topraklardan göç etmek zorunda bırakıldığını söyledi.
Gülşen Karasu, saldırılarda köylerin, evlerin ve ibadet yerlerinin yıkıldığını; Êzidî halkının inancı, kültürü ve toplumsal varlığının hedef alındığını ifade etti. Şengal Dağı’na sığınan binlerce kişinin günlerce açlık, susuzluk ve ölüm tehdidi altında yaşadığını belirten Gülşen Karasu, birçok kişinin yaşamını yitirdiğini, katledilenlerin bir bölümüne ise yıllar sonra toplu mezarlarda ulaşıldığını hatırlattı.
Aradan geçen 12 yıla rağmen birçok toplu mezarın hâlâ açılmadığını ve kimliklendirme çalışmalarının tamamlanmadığını vurgulayan Gülşen Karasu, ailelerin yakınlarının akıbetine ilişkin yeterli bilgiye ulaşamadığını kaydetti.
‘KADIN BEDENİ SAVAŞ ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ’
Binlerce kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını, köle pazarlarında satıldığını ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını belirten Gülşen Karasu, kadın bedeninin bir halkın iradesini kırmanın aracı haline getirildiğini söyledi.
Gülşen Karasu, “Kadınların köleleştirilmesiyle Êzidî toplumunun hafızası, geleceği ve toplumsal bağları hedef alınmıştır. Bugün hâlâ 2 bin 500’ü aşkın Êzidî’nin akıbeti bilinmemektedir. Bunların arasında kaçırıldıkları sırada çocuk yaşta olanlar ile hâlâ esaret altında tutulduğu düşünülen kadınlar da bulunmaktadır” dedi.
Kayıpların bulunmadığı, toplu mezarların açılmadığı ve sorumluların yargılanmadığı sürece soykırımın sonuçlarının devam ettiğini ifade eden Gülşen Karasu, Şengal’de güvenlik, sağlık, eğitim, barınma ve altyapı sorunlarının sürdüğüne dikkat çekti.
DAİŞ SORUŞTURMALARI ÇAĞRISI
Açıklamada, Şengal’de işlenen suçların Türkiye boyutunun da araştırılması gerektiği vurgulandı.
Gülşen Karasu, Türkiye’den DAİŞ’e katılan ve daha sonra geri dönen kişilerin, Êzidî kadınların kaçırılması, alıkonulması, köleleştirilmesi ve insan ticaretine maruz bırakılması süreçlerindeki rollerinin bağımsız ve şeffaf soruşturmalarla ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Bu kişilerin soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, cinsel şiddet, köleleştirme ve insan ticareti suçları kapsamında soruşturulup yargılanması çağrısında bulunan Gülşen Karasu, DAİŞ’e katılan kadınların rollerinin de kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini ifade etti.
‘ÊZİDÎ HALKININ İRADESİ TANINMALI’
Soykırımın çeşitli ülkeler ve kurumlar tarafından tanınmasının önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Gülşen Karasu, adalet için somut hukuki ve siyasi adımların atılması gerektiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Irak merkezi yönetimi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Türkiye ve ilgili devletlere çağrıda bulunan Gülşen Karasu, kayıp Êzidî kadın ve çocukların bulunması için uluslararası iş birliğine dayalı bağımsız bir mekanizma kurulmasını istedi.
Toplu mezarların uluslararası standartlara uygun biçimde açılması, kimliklendirme çalışmalarının hızlandırılması ve ailelerin hakikate erişim hakkının güvence altına alınması gerektiğini belirten Gülşen Karasu, delillerin korunması ve devletler arasında bilgi paylaşımının sağlanmasının önemine dikkat çekti.
Hayatta kalan kadınlara yönelik sağlık, psikososyal destek, eğitim, hukuki yardım ve ekonomik güçlenme programlarının uzun vadeli olarak uygulanmasını isteyen Gülşen Karasu, “Şengal’in geleceğinde Êzidî halkının ve kadınların iradesi tanınsın. Êzidî kadınlar özgürleşmeden, Şengal için adalet sağlanmadan bu ferman sona ermiş sayılmayacaktır” dedi.
Açıklama sloganlarla sona erdi.