Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu, Ege Bölgesi'ndeki 13 hapishanede 2026'nın ilk altı ayında yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.
Tutsaklarla yapılan görüşmeler doğrultusunda hazırlanan raporda hak ihlalleri; sağlık hakkı, işkence ve kötü muamele, koşullu salıvermenin engellenmesi, haberleşme hakkı ihlalleri, keyfi disiplin cezaları ve kadın tutsakların yaşadığı özgün ihlallerin de aralarında bulunduğu 10 başlık altında toplandı.
Raporu kamuoyuyla paylaşan ÖHD İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Nehir Bilece, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin münferit olmaktan çıkarak sistematik ve yapısal bir insan hakları krizine dönüştüğünü söyledi.
Nehir Bilece, "İnsan hakları ihlallerinin en yoğun yaşandığı alanlardan biri olan hapishanelerde işkence ve kötü muamele uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, sürgün sevkler, tahliyesi yaklaşan mahpusların soyut gerekçelerle infazlarının uzatılması, sosyal faaliyet ve iletişim haklarının engellenmesi ile sağlık hizmetlerine erişimin sistematik biçimde ihlal edilmesi artık istisna değil, kural haline gelmiştir" dedi.
HASTA TUTSAKLAR VE İNFAZ UYGULAMALARI
Önder Apo üzerindeki tecride de değinen Nehir Bilece, yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan ağırlaştırılmış infaz rejiminin tutsaklar üzerinde ağır fiziksel ve psikolojik izolasyon yarattığını kaydetti.
Hasta tutsakların durumunun aciliyetini koruduğunu belirten Nehir Bilece, yasal infaz süresini tamamlayan çok sayıda siyasi tutsağın "pişmanlık göstermediği" veya hukuki dayanağı bulunmayan değerlendirmeler gerekçe gösterilerek tahliye edilmediğini söyledi.
İdare ve Gözlem Kurullarının, koşullu salıverilme hakkı kazanan tutsaklar hakkında keyfi kararlar verdiğine dikkat çeken Nehir Bilece, bu uygulamanın ikinci bir cezalandırma anlamına geldiğini ifade etti.
Bilece ayrıca, Türkiye hapishanelerde bulunan Rojavalı ve Rojhilatlı tutsakların avukat desteği ve aile görüşü gibi temel haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadığını belirtti.
KADIN TUTSAKLARIN YAŞADIĞI İHLALLER
Nehir Bilece, mevcut infaz sisteminin ayrımcı uygulamalar içerdiğini belirterek, kadın tutsakların hem cinsiyetleri hem de politik kimlikleri nedeniyle çok yönlü hak ihlallerine maruz kaldığını söyledi.
İzmir Kadın Kapalı Hapishanesinin de aralarında bulunduğu kadın hapishanelerinde hijyen ürünlerine erişim, sağlık hizmetleri ve çocuklarla görüş gibi temel hakların keyfi biçimde sınırlandırıldığını ifade eden Nehir Bilece, bunun yapısal bir eşitsizliğe dönüştüğünü kaydetti.
Ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan tutsakların uzun yıllardır tek kişilik hücrelerde tutulduğunu belirten Nehir Bilece, bu uygulamanın insan onurunu ihlal ettiğini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Vinter ve Diğerleri/Birleşik Krallık" kararına aykırı olduğunu dile getirdi.
YAYIN YASAKLARI VE BARIŞ SÜRECİ
Muhalif ve Kürtçe gazete, kitap, dergi ve mektuplara yönelik yasakların sürdüğünü belirten Nehir Bilece, Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihli "Demokratik Toplum ve Barış" çağrısının ardından başlayan görüşme sürecine rağmen hapishanelerdeki hak ihlallerinde temel bir iyileşme yaşanmadığını söyledi.
Nehir Bilece, "Türkiye'de toplumsal barışın yeniden tesisine ilişkin umutların güçlendiği bir dönemde siyasi mahpuslara yönelik ayrımcı infaz politikalarının sürdürülmesi, barış ve demokratik çözüm iradesiyle çelişmektedir. Bu sürecin kalıcı olması yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumsal adaletin sağlanmasıyla mümkündür. Hapishaneler adaletin askıya alındığı yerler olamaz" ifadelerini kullandı.