GÖRÜNTÜLÜ

Amedli yurttaşlar: Şehitlerimize ve onların mücadelesine sahip çıkalım

Amed’de kurulan toplu taziyeye yoğun katılım sürerken, yurttaşlar şehitlerin anısına sahip çıkılması ve taziyeye katılım çağrısı yaptı.

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde şehit düşenler için Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Geterler Düğün ve Konferans Salonu’nda toplu taziye kuruldu. Üç gün sürecek taziyede şehitlerin fotoğraflarının yanı sıra Önder Apo’nun fotoğrafları da asıldı.

Kentin farklı bölgelerinden gelen binlerce yurttaş taziye yerini ziyaret ederek ailelere başsağlığı dileklerini iletti. Taziyeye katılan yurttaşlar, ANF’ye yaptıkları değerlendirmelerde şehitlerin anısına sahip çıkmanın önemine vurgu yaparak, tüm halkı taziyeye katılmaya çağırdı.

‘ŞEHİTLERE SAHİP ÇIKMAK ARTIK GÖREVİMİZDİR’

Taziyeyi ziyaret eden Emin Kılıç, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli bir aşamaya ulaştığını belirterek, artık siyasal mücadelenin ön plana çıktığını söyledi. Kılıç, bu aşamaya gelinmesinde şehitlerin büyük bir payı olduğunu ifade ederek, şehitlerin anılarına sahip çıkmanın herkes için bir görev olduğunu dile getirdi.

Bağlar’da kurulan taziyede ortaya çıkan tablonun önemli olduğunu belirten Kılıç, şunları dile getirdi: “Her mücadelenin davası barış zamanının, artık siyasal mücadelenin zamanının havasındadır. Biz Kürt halkı da o seviyeye ulaştık; savaş seviyesinden çıkıp siyasi mücadele seviyesine geçtik. Bu da şu anlama geliyor: Artık zaman, bu davayı bu seviyeye getiren özgürlük şehitlerine, canlarını verenlere sahip çıkma zamanıdır. Bu davayı bu seviyeye getiren şehitlere sahip çıkılmazsa, bu topraklarda tek bir nefes kalana kadar Kürt halkının kendi şehitlerine sahip çıkmayı görev bilmesi gerekir. Şu an Diyarbakır’da, Bağlar ilçesinde, Geterler Salonu’nda gördüğümüz tablo bunun en açık göstergesidir. Burada birçok şehidin, canını verenlerin anması var. Birçok Kürt bu alana gelecektir. Artık kimse bunun önünü kesemez ve kimse bu seviyede insanların kendi şehitlerini anmasını engelleyemez. Doğrusu öyle bir tablo ki, insanın bunu kendi gözleriyle görmesi gerekir. Gelip bu tabloyu gören birinin manevi olarak çok büyük bir güç kazanacağına inanıyorum. Şehitlere sahip çıkmanın ne kadar önemli ve değerli olduğu, bugün Bağlar’daki Geterler Düğün ve Etkinlik Salonu’ndaki bu tabloyla gözler önüne çıkıyor. Halkımıza çağrımız, kendi şehitlerinin anısına katılmalarıdır.”

‘KÜRT HALKI İNTİKAM DEĞİL, BARIŞ İSTİYOR’

Özgürlük mücadelesinde yakınlarını kaybeden ailelerin barış talebine de dikkat çeken Kılıç şunları ifade etti: “Kürt halkı bağrı yanmış, bu uğurda çocuklarını feda etmiş birçok annemizi sürekli dinliyoruz. ‘Biz barış istiyoruz’ diyorlar. Bazen karşı tarafta, devlet tarafında diyelim, sürekli ‘intikam’, ‘çocuklarımızın öcünü alacağız’ ifadeleri kullanılıyor. Buna karşılık Kürt halkı ‘Yeter, yeter, yeter; biz intikam da istemiyoruz. Yeter ki bizim ciğerimiz yandı, çocuklarımız elimizden gitti, artık başka kimse yaşamını yitirmesin. Annelerin gözyaşları sadece çocuklarının yüzüne tebessüm olarak aksın, biz barış istiyoruz’ diyor. Yani yitip gidenler gitti, kayıplarımız artık daha fazla artmasın, biz barış istiyoruz. Tek talebimiz barıştır.” 

‘UMARIM ANNELER BİR DAHA HİÇ AĞLAMAZ’

Özgürlük mücadelesinde şehit düşenlerin Kürt halkına özgür yaşam umudu bıraktığını belirten Mecit Yılmaz, “Öncelikle tüm Kürdistan halkının, tüm ailelerimizin başı sağ olsun. Bize özgür yaşamı armağan etmek için şehit düştüler. Bize özgür Kürdistan’ı armağan etmek için şehit düştüler. Anılarının önünde saygıyla eğiliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. Umarım artık bir daha anneler hiç ağlamaz. Annelerin gözyaşı hiç dökülmez, barışın ve güzelliğin olduğu günler olur” dedi. 

‘ÇÖZÜMÜN ANAHTARI ÖNDER APO’DUR’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir çözüme ulaşması için Önder Apo’nun özgürlüğünün gerekli olduğunu söyleyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Tabii bunun için de çözüm sürecinde Sayın Abdullah Öcalan özgür olmalı, özgür yaşama katılmalı. Ki kimse bizi kandıramaz; Sayın Öcalan özgür olduğu oranda biz özgürüz. Sayın Öcalan demokratik yaşama katıldığı oranda biz de demokratik yaşama katılırız. Mesela Sayın Öcalan demokratik ulusu kurmak istiyor, demokratik ulusta da özgür Kürdistan ve özgür Kürdün de yer almasını istiyor, yer alacaktır. Ama bizim bu devlete inanmamız için Sayın Öcalan’ın özgür olup Diyarbakır’a gelmesi gerekiyor, halkıyla konuşması gerekiyor. Bizi barışa ikna eden Sayın Öcalan’dır; ne ABD’dir ne İngiltere’dir, Sayın Öcalan’dır. Onun için Sayın Öcalan’ın demokratik toplumu hem Kürdistan’a hem Türkiye’ye kazandıracak hem Ortadoğu’ya kazandıracak. Çünkü Sayın Öcalan Dünya Uluslar Birliği Konfederasyonu’nu kurmak istiyor; devletlerin sınırlandığı, halkların daha da çok özgür olduğu, halkların tüm kimlikleriyle özgür olduğu Uluslar Birliği Konfederasyonu’nu kurmak istiyor. Onun için bu çözümün anahtarı Sayın Öcalan’dır, çözüm durağı Sayın Öcalan’dır.”

‘ONLARIN MÜCADELESİ SAYESİNDE BUGÜNLERE GELDİK’

Eylül ayının kendileri açısından hem umut hem de hüzün taşıdığını ifade eden Hacer Kurt, şunları belirtti: “Eylül ayı bizim için hem umut ayı oldu hem de yanı sıra buruk geçiyor. Aynı zamanda gelen değerlerimizin haberleri bizi ciddi anlamda üzüyor. Bu mücadelede en büyük desteği veren ve biz bugünlere onların sayesinde geldik, onların mücadeleleri sayesinde geldik. Bu uğurda canlarını, bedenlerini, her anlamda bütün emeklerini ortaya koydular. Her şey Kürt halkının mücadelesi ve özgürlüğü içindi. Bu ayda aldığımız bu üzücü haberler bizi çok ciddi anlamda üzdü ama bir yanımızda da gözleri arkada kalmadı. Önümüzde çok güzel bir barış süreci işliyor ve biz bu barışı onlar sayesinde, kazanımı elde ettik. Benim buradaki tüm çağrım Kürt halkının şehitlerine çok ciddi anlamda sahip çıkmasıdır. Hiçbir mazeret, hiçbir şey belirtmeden bugünlerde hepimizin bu dayanışmayı sağlaması lazım. Bu yüzden başta söylediğim gibi de bu günler bizim için hem umut dolu hem de büyük bir hüzündür.”