Bakırhan: Barış birinci aşama, ikincide demokratik adımları tartışacağız

Bakırhan, süreçte barışın birinci aşama olduğunu, ikinci aşamada demokratik adımları birlikte tartışacaklarını belirterek “Biz Kürt diliyle, kimliğiyle, varlığıyla anayasal vatandaşlar ve eşit yurttaşlar olsun diye barış müzakeresinde oturuyoruz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 5. Olağan Bursa İl Kongresine katıldı.

Burada bir konuşma yapan Bakırhan, barış ve demokrasi mücadelesini başarıya ulaştıracaklarını vuruladı. 

Değerler partisi olduklarını, emekçilerin ve yoksulların partisi olduklarını ifade eden Bakırhan, “Bursa'da bize iyi ve doğruyu, güzeli öğreten bütün eski yol arkadaşlarımıza da buradan sevgi ve saygılarımı iletiyorum” dedi. 

Bursa’nın yeşilinin kalmadığını ve betona dönüştürüldüğünü belirten Bakırhan, iktidara seslenerek, “Bursa'dan elini çek diyoruz. Bursa'nın ormanından, yeşilinden, suyundan, doğasından elinizi çekin diyoruz ve bu ekokırıma karşı da DEM Parti olarak her daim mücadele edeceğiz” dedi. 

Yeşil kent Bursa’nın sanayicinin zengin olduğu kent haline dönüştürdükleri tepkisinde bulundan Bakırhan, 

Yeşil kent Bursa’yı sanayicinin zengin olduğu kent haline getirdiler “Özellikle son 25 yılda iktidarın uygulamış olduğu ekonomi politikalarıyla, sanayi politikalarıyla da biraz birbiriyle bağlantılıdır” dedi. 

Ekonomik kriz ve yoksulluğa işaret ederek Türkiye’de insanların barınmak için kendisini tutuklattığını ifade eden Bakırhan, bu ülkenin kaynaklarının 86 milyon insana eşit ve adilce dağıtılmasının mücadelesini yürüttüklerinin altını çizdi. 

Barışın ve demokrasinin, emeğin ve emekçinin partisini hak ettiği yere getireceklerini ifade eden Bakırhan, bu kadar mücadele eden bir partinin yerinin Türkiye'nin birinci partisi olmak olduğunu kaydetti. 

Bakırhan, memleketin iyi yönetilmediğinin altını çizerek, “2 milyon insanın aşını, ekmeğini cebinden bir gecede iç edenler yargının radarına takılmıyor. Devlet alırken radarı çalışıyor ama yolsuzluk ve hırsızlık konusunda radar bozuk. İşte o radarı, bozuk radarı düzeltmeye geleceğiz. Adalet için geleceğiz. Cezaevinde bulunan sadece siyasi tutsaklar değil, 450 bine yakın insan cezaevinde. Allah aşkına. Bir ülkede cezaevi kapasitesinin 1,5 katı insan cezaevinde olur mu?” diye konuştu. 

Bakırhan, “Ekonomideki sorunları gidermek için, yargıdaki sorunları gidermek için, insanların aş bulamadığı için intihar ettiği bu sistemi ortadan kaldırmak için, dili ve kimliği için 40 yıldır dövülen, sövülen, itilen, horlanan, hala binlerle cezaevinde olan bu antidemokratik uygulamaları ortadan kaldırmak için Türk'üyle, Kürt'üyle, emekçisiyle, kadınıyla, Çerkes'iyle birlikte DEM Parti'yi büyüterek iktidara getireceğiz” diye ekledi. 

BARIŞ BİRİNCİ AŞAMA…

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de dikkat çeken Bakırhan,  “Biz Kürt diliyle, kimliğiyle, varlığıyla anayasal vatandaşlar ve eşit yurttaşlar olsun diye barış müzakeresinde oturuyoruz. Tabii ki barış birinci aşamadır. Bu sürecin birinci aşamasını başarıya ulaştırabilirsek inşallah ikinci aşamada Kürt'ün dilini, Alevi'nin eşit yurttaşlık hakkını, emekçinin ekonomide adalet arayışını, gençlerin geleceksizliğini ortadan kaldıracak demokratik adımları birlikte tartışacağız.”

Barışı kurumsallaştırmak için demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamak gerektiğini söyleyen Bakırhan şöyle konuştu:

“Barış kim olursa olsun onunla yürütülen bir şeydir. Barış ertelenmesi gereken bir mesele değil. Barış geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Her barışmadığımız süreç içerisinde Türk ve Kürt gençleri yaşamını yitiriyor. Dolayısıyla barışı kurumsallaştırmak için karşımızdaki muhatap kimse Türk'ü, Kürt'ü, devrimcisi, demokratı, sosyalistiyle birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Biz adım atmaya zorlatmadığımız müddetçe vallahi her şey iktidarın istediği gibi devam eder. Onun için barış süreci tarihidir, önemlidir. Kiminle sürdüğünün, kiminle yürüttüğümüzün tartışması yerine barış sürecinde iktidara adım attırmak için ortak mücadele etmek, barış sürecine ortak destek vermek, omuz omuza Kürt'ün dili, Alevi'nin eşit yurttaşlık hakkı, emekçinin iş ve aş hakkını, gençlerin geleceğini garantiye  almak için mücadele etmemiz gerekiyor. 

Bakın Sayın Öcalan çok önemli bir risk aldı. Bursa'dan İmralı Adası'na da Sayın Öcalan'a ve yanındaki arkadaşlara, cezaevindeki tutsak yoldaşlarımıza da selam, sevgi ve saygı gönderiyoruz. Sayın Öcalan dünyanın hiçbir çatışma ve çözüm süreçlerinde olmayan bir şey yaptı. "Silah mı? Hadi buyurun devreden çıkarabilirim. Hadi PKK'yi feshedeyim. Örgüt gelip de demokratik siyasal yaşama dair olsun'' dedi. Ve büyük bir sorumluluk aldı. İyi niyetle, samimice 86 milyonu düşünerek büyük bir risk aldı. Şimdi ben size soruyorum. Ya bizim devlet adım atmak için neyi bekliyor? Tek taraflı bu kadar önemli adımlar atılmışken, tek taraflı bu kadar sorumluluk alınmışken acaba bizim iktidarımız Ahmet Türk'ün görevine dönmesi için neyi bekliyor? Siirt 

Belediye Eş Başkanlarımızın, halkın iradesiyle seçilip yerine kayyım atanan kardeşlerimizin, yoldaşlarımızın görevine dönmesi için neyi bekliyor? AİHM kararını uygulamak için neyi bekliyor? AYM kararını uygulamak için neyi bekliyor? Figenleri, Selahattinleri bırakmak için daha neyi bekliyor? 

İKTİDARA SESLENİYORUZ; ADIM ATMAK İÇİN BEKLEMEYİN

Bugün Kürt kentlerini uyuşturucuya, kriminal işlere bulaştıran bu çetelerle mücadele etmek için neyi bekliyor? Dolayısıyla Bursa'dan çağrımızdır. Kürtler genciyle, barış anneleriyle, 7'den 70'e bir bütün olarak bu barış sürecini destekliyor ve samimidir. Siyaset yapmıyor, takiye yapmıyor, gerçek barışa ulaşmak için elinden gelen bütün sorumluluğu ortaya koyuyor. Bursa'dan diyoruz ki iktidar neyi bekliyor? İktidar da görev ve sorumluluklarını yerine getirsin diyoruz. Emin olun gittiğimiz her yerde sadece Kürtlerin değil, Türkiye'deki emekçilerin ve yoksulların ortak talebi de artık bir an önce iktidarın yol temizliği yaparak adımlar atması yönündedir. Dolayısıyla iktidara sesleniyoruz. Adım atmak için beklemeyin. Başta cezaevlerinden başlayın. Sürgünlerden başlayın. Bölgedeki hukuksuzluklardan, adaletsizliklerden başlayın. Can Atalay'dan başlayın. Selçuk Kozağaçlı'dan başlayın. Selahattin Demirtaş'tan, Leyla Güven'den, Figen Yüksekdağ'dan başlayın. Kanun Hükmünde Kararnamelerle işinden ve aşından edilen KHK'lılardan başlayın. "Barış bir insanlık sorunudur." diyen barış akademisyenlerinden başlayın. Her gün kadınları katleden bu cezasızlık içeren yasalarınızı değiştirmekten başlayın. Bursa'daki doğa talanı ve doğa kırımından vazgeçmekten başlayın. Yoksulun asgari ücretini artırmaktan başlayın. Geçinemeyen, torununa harçlık dahi veremeyen emekçilerin alın terinden başlayın. Demokrasiden, hukuktan, adaletten başlayın diyoruz. 

MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ

Şimdi iktidar isteksiz davranıyor ama bizim istekli olmamız lazım. AİHM kararları uygulansın dememiz lazım. Doğa talanına son verin dememiz lazım. Hukuk olsun, adalet olsun dememiz lazım. Gençlerin alın terini ve geleceklerini, umutlarını bir avuç sermayeye peşkeş çekmeyin dememiz lazım. Bir an önce bu barış sürecinin başarıya ulaşması için adım atın dememiz lazım. O kadar çok şey anlatabiliriz ki ama şuna emin olun sizin kardeşleriniz, yoldaşlarınız olarak sizin adınızla mecliste, belediyelerde, yerel yönetimlerin diğer kademelerinde bulunan yoldaşlarınız sizlere layık olmak için elinden gelen her şeyi yapıyor ve yapacaktır. Bizler hiçbir zaman şimdi burada oturan annelerimizin başını eğecek bir pratik içerisinde olmayacağız. Bizler gençlerimize örnek siyasetçiler, devrimci siyasetçiler olmak için nasıl bir duruş, nasıl bir tutum, içerisinde olunması gerekiyorsa öyle olmaya devam edeceğiz. Bizler ekolojist kurumlarıyla birlikte doğamızı sahiplenmeye devam edeceğiz. Cemevleri ibadethane statüsü kazansın diyen Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık hakkını sahipleneceğiz. Çerkeslerin, Abhazların, göçmenlerin, kimin olursa olsun hakkını savunacağız. Çünkü bizler insanız. Bizler dünya değerlerine sahip çıkan, kendisinin ve komşusunun hakkını ve hukukunu arayan Kürtleriz. Bizler Amed'iz, Dersim'iz, Siirt'iz, Batman'ız. Bizler kendisine barış eli uzatıldığı zaman o eli sıkı sıkıya, samimice tutan Bedirxanların, Cegerxwînlerin, Apê Musaların torunlarıyız. Onun için tekrar ediyorum. Samimi bir şekilde bu meselenin çözülmesi, Türkiye'nin önümüzdeki yüz yılda demokratik bir Türkiye, demokratik bir cumhuriyet olması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu kongremiz de inşallah önümüzdeki dönem Kürtlerin kimliği, vatandaşlık hakkı, kültürü, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı, diğer hakların ve inançların demokratik hak ve özgürlüklerini daha güçlü savunacak. İnşallah bir sonraki kongremize geldiğimiz zaman yönetimimizde göçmenler de olacak. Çerkesler de olacak, Araplar da, Türkler de olacak. Çünkü biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Bu ülkeyi birlikte yöneteceğiz. Kürt'ü dışlayan, Alevi'yi yok sayan, emekçiyi ve yoksulu kapının kenarına bırakan, ölüme ve yoksulluğa terk eden bir anlayış yerine emekçilerin, ezilenlerin de içinde olduğu bir yönetim anlayışıyla birlikte Türkiye'yi hak ettiği yere getireceğiz. 

KÜRTLER ARASI BİRLİĞE İHTİYAÇ VAR

Bir grup arkadaşımızla birlikte Federe Kürdistan Bölgesine bir ziyarete gitmiştik. Orada bir konferans vardı. Oraya katılmıştık. Neredeyse hem Irak'ın bütün dinamikleri, hem Kürdistan Bölgesinin bütün yönetim kademesi, Ürdün'den tutalım, Arap coğrafyasındaki ülkelerin devrimcileri, demokratları, hak ve hukuk arayan siyasi kurumlarının bütün temsilcileri o konferanstaydı. Biz de oradaydık. Orada bir kez daha gördüm ki Ortadoğu'daki ülkeler de Türkiye'deki barış sürecini önemsiyor, kıymetli ve değerli olduğunu biliyor. Türkiye'nin demokratik, onurlu bir barışa kavuşması halinde bu barışın Ortadoğu'yu da iyileştireceğini söylüyorlardı. Dolayısıyla bizim kendi barışımız sadece bizimle ilgili değil, aynı zamanda bölgede de, Ortadoğu'da da onurlu bir barışı getirebilir. Bizim barışımız Ortadoğu'da örnek olabilir. Bizim barışımız Beluçların, oradaki Kürtlerin, oradaki Filistinlilerin, orada hak ve hukuk mücadelesi yürütenlerin de mücadelesini güçlendirebilir.  Yine o konferansta bir şey daha gördüm. Kürtler arası bir birliğe ihtiyaç var. Bu birlik kimseye düşmanlık yapmak üzerine kurulu bir birlik değil. Bu birlik Hewlêr'deki Kürt'ün de hakkını arayan, Qamişlo'da, Kobanî'de adalet ve özgürlük arayan Kürt'ün de hakkını koruyan, bu birlik Hewlêr'e, Süleymaniye'ye İran'ın topları ve bombaları düştüğü zaman bu yanlıştır, bunu yapmayın diyen, bu birlik Türkiye'deki Kürt'ün kimlik hakkını ve demokratik hakkını arayan bir geleceğe hizmet edecek bir birliktir. Kürtlerin kendi içinde birliğe ihtiyacı var. Kürtlerin Türkiye'de devrimciler, demokratlar, kadınlar, ekolojistlerin birliğine ihtiyacı var, ittifakına ihtiyacı var. Önce kendi birliğimizi, sonra dostlarımızla demokratik bir birlik oluşturabilirsek, emin olun yolsuzluğun olmadığı, hırsızlığın olmadığı, aç ve açıkta kimsenin olmadığı, insanların aç olduğu için bilerek kendisini cezaevine attırmadığı bir Türkiye fotoğrafının olmadığı, emeklilerin ve emekçilerin ekonomik sebeplerden dolayı intihar etmediği bir Türkiye yaratacağımıza inanıyorum.

HEP BİRLİKTE DEMOKRATİK TÜRKİYE OLACAĞIZ

Kongremize başarılar diliyorum. Eski başkanlarımız Mehmet Deniz ve Abide Ok başkanlarımıza da selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Bize çok büyük emekleri oldu. Son iki yıldır Bursa'da ciddi bir örgütlenme ve hareketlenme var. En son Newroz'da da bunu ortaya koydunuz. İnşallah daha büyük Newrozlar, daha büyük eylem etkinlikler, daha büyük barış mücadelesini gerektirecek işleri hep birlikte yapacağız. Yeni seçilecek yönetime de başarılar diliyorum. Mahkum Taş'la Rabia Toktaş arkadaşlarımız eş başkan adayıdır. Onlara da başarılar diliyorum. Birlikte olacağız. Beraber olacağız. Hakkı, hukuku, demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Yoksulların, emekçilerin partisi olmaya devam edeceğiz. Kürt'ün, Alevi'nin partisi olmaya devam edeceğiz. Kadınların özgürce siyaset yapabildikleri, özgürce kendilerini ifade edebildikleri bir zemin olmaya devam edeceğiz. İnşallah hep birlikte demokratik Türkiye olacağız. İnşallah hep birlikte demokratik ve kimsenin ezilmediği bir Türkiye'nin yönetimi olacağız diyorum. Hepinizi selamlıyor, saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum."