Kanîreş’te halk buluşması: Önderlik bizim gözümüz ve kulağımız

DBP tarafından birçok kentte sürdürülen "Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz" buluşmaları devam ediyor. Toplantıda, “Önderlik bizim gözümüz ve kulağımız. Onlara ve başlattıkları sürece sonsuz güveniyoruz” denildi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından birçok kentte sürdürülen "Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz" buluşmaları sürüyor.  DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Çewlîg’in Kanîreş (Karlıova) ilçesine bağlı Hacıyan köyünde yurttaşlarla bir araya geldi. Çok kişinin katıldığı halk buluşmasında konuşan yapan Çiğdem Kılıçgün Uçar, güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Çewlîg’in özgürlük mücadelesinde büyük bir emeğe sahip olduğunu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, bugün mecliste Kürt meselesinin tartışılır hale gelmesinin ve Kürtlerin sürecin öncüsü haline dönüşmesinin bu emek sayesinde gerçekleştiğini söyledi. Çerçeve yasanın görüşüldüğü gün Meclis’te kritik bir atmosferin yaşandığını vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, genel kurulda fikirlerin yarıştığını ve inkar edilen bir halkın sorununun çözümü konusunda kapsayıcı bir birlikteliğin açığa çıktığını belirtti. Kanun teklifinin Meclis tarihinin en yüksek kabul oyları arasında yer alarak geçtiğinin altını çizen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu durum yok sayılan bir halkın ve kimliğin mücadelesiyle elde edilen bir kazanımdır” diye konuştu.

Kürt halkının en temel sorununun yasada ve hukukta yer almaması, hatta hukuk eliyle inkar edilmesi olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, 1921 Anayasası'ndaki muhtariyet tartışmalarının ardından 100 yıllık bir yok sayma ve baskı politikasının uygulandığına dikkat çekti. Yıllar sonra meclisin Kürt meselesinin çözümü için bir komisyon kurarak hukuki tanınmayı tartışacağı bir aşamaya geldiğini kaydeden Çiğdem Kılıçgün Uçar, bu tablonun kendiliğinden ya da sadece devlet adımıyla oluşmadığını, halkın kararlı mücadelesi sonucunda ortaya çıktığını belirtti. Meselenin çözümünde devletle henüz aynı pencereden bakılamadığını ve yöntemsel farklılıkların bulunduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürt sorununun çözümünün sadece silahların bırakılmasından ibaret görülemez. Esas çözüm herkesin eşit yurttaş olarak kabul edilmesi ve silaha başvurulmayacak ortak bir anlayışın hakim kılınmasıdır” dedi.

Devletin, Kürtlere, Alevilere ve ezilenlere yönelik politikalarını yeniden düzenlemesi gerektiğini ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, yürütülen demokratik siyaset sayesinde ülkede siyaset yapma biçiminin dönüşmek zorunda kaldığını vurguladı. 27 Şubat çağrısının sadece Kürt halkına değil, aynı zamanda Kürtlerin varlığını inkar eden ve cezalandırma politikalarını yürüten devlet aklına da bir değişim çağrısı olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Çerçeve yasa içerisinde demokratikleşme adımları yer almıyor yönündeki eleştiriler doğru. Temel öncelik çatışmalı iklimi hukuki bir zemine çekmek. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan en başından itibaren silahlı mücadele yerine demokratik siyaset zeminine işaret etti. Bu çatışmalı ortamın bir daha yaşanmaması adına hukuki bir çerçevenin şart olduğunu belirtti. Devlet meseleye sonuç üzerinden yaklaşıyor” diye konuştu.

Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın konuşmasının ardından söz alan yurttaşlar, sürece, mecliste kabul edilen çerçeve yasaya ve toplumsal beklentilere dair görüşlerini dile getirdi.

Söz alan ilk yurttaş, barıştan başka bir çarenin olmadığını vurgulayarak toplumda ciddi bir güvensizlik ve kırılma yaşandığını belirtti. Siyasetçilerin ve 30 yıllık mahpusların halen cezaevinde olduğuna dikkat çeken yurttaş, "Milli Birlik" söylemleri ile sunulan çerçevenin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Geçmişteki tecrübeler nedeniyle halkta güvensizlik oluştuğunu ifade ederek parti yöneticilerine "Yeni bir güven ortamı nasıl inşa edilecek, bu konuda nasıl bir yöntem izliyorsunuz?" sorusunu yöneltti.

Süreçle ilgili dezenformasyona dikkat çeken başka bir yurttaş ise özellikle sanal medyadaki bilgi kirliliğine işaret etti. Dün savaşı eleştiren kesimlerin bugün barış adımlarını hedef aldığını söyleyen yurttaş, gençlerin yüzeysel içeriklerle yönlendirildiğini dile getirdi. Bu durum karşısında parti yapılarının hem sahada hem de medyada halkı aydınlatacak güçlü ve doyurucu yanıtlar üretmesi gerektiğini ifade etti.

Toplantıda Kirmançki (Zazaki) değerlendirmelerde bulunan bir diğer yurttaş; halkın en çok başta Önder Apo'nun fiziki özgürlüğü olmak üzere, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven gibi siyasetçilerin, cezaevindekilerin ve Özgürlük Hareketi üyelerinin durumunu sorduğunu aktardı. Sürecin hangi evrede olduğunu ve meclisten geçen yasanın pratik karşılığını merak ettiklerini söyleyen yurttaş, İmralı’ya selamlarını göndererek, “Önderlik bizim gözümüz ve kulağımız. Onlara ve başlattıkları sürece sonsuz güveniyoruz” dedi.

Son olarak söz alan bir yurttaş da meclisten geçen çerçeve yasanın detaylarına tam olarak hakim olamadıklarını kaydetti. Bölgede yürütülen bu bilgilendirme ve iletişim çalışmalarının batı illerinde de yapılıp yapılmadığını merak ettiğini ifade eden yurttaş, mevcut durumdan kimsenin yeteri kadar memnun olmadığını ve eşit yurttaşlık temelinde hakiki bir değişimin şart olduğunu belirtti.

Heyet, Hacıyan köyündeki programın ardından Kanîreş ilçe merkezine geçti. Buradaki halk toplantısıyla devam eden programda, meclisten geçen çerçeve yasa ile Barış Ve Demokratik Toplum Süreci üzerine tartışmalar yürütüldü. Heyetin bir sonraki durağı ise Çerme (Yedisu) ilçesindeki halk buluşması olacak.