KCÊ-E: Şengal’in statüsü güvence altına alınmalı

Avrupa Êzidi Toplumu Koordinasyonu (KCÊ-E), 3 Ağustos 2014’teki Êzidi soykırımının yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yaparak, herkesi soykırım kurbanlarını anma etkinliklerine katılmaya çağırdı.

KCÊ-E’nin açıklaması şu şekilde:

“Her şeyden önce, Avrupa’daki tüm Êzidi Toplumu kurumları ve bileşenleri adına, 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleşen soykırımı şiddetle kınıyoruz.

Ayrıca, Şengal Fermanı’nın 12. yıl dönümünde, 3 Ağustos fermanının, Êzidxan’ın ve Kürdistan’ın tüm şehitlerini saygıyla anıyoruz.

Şengal fermanının üzerinden 12 yıl geçti ama Şengal hâlâ yaralı ve yaraları sarılmadı. Binlerce masum insanın akıbeti hâlâ belirsizliğini koruyor.

Uluslararası alanda, küresel çıkarlar nedeniyle bir duruşsuzluk ve sessizlik hakimdir. Egemen güçlerin amacı, kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşen binlerce kişinin umutlarını kırmak ve Şengal’e geri dönenler arasında güvensizlik ile çaresizliği yaymaktır. Ancak tüm engellere rağmen, güneydeki kamplarda kalan toplumumuz, kutsal Şengal topraklarına geri dönmektedir.

12 yıllık mücadelenin sonucunda; soykırım ve göç ettirme politikalarına rağmen toplumumuzun cevabı, Êzidi kadınlarının ve gençlerinin öncülüğünde, Önder Apo’nun Demokratik Toplum paradigması temelinde yeni ve onurlu bir yaşam sistemini inşa etmek olmuştur.

Êzidi toplumu siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal, idari ve yerel alanlarda örgütlenmekte; dini ve kültürel değerleri korumak için tüm engellere karşı kararlılıkla direnmektedir.

Êzidi toplumunun huzur içinde yaşayabilmesi ve Şengal’in yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Şengal Fermanı birçok devlet tarafından 'Soykırım' olarak kabul edilmiş olsa da, Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak tanınmalı ve somut adımlar atılmalıdır.

Ayrıca, başta merkezi hükümet ve bölgesel yönetim olmak üzere, Êzidi toplumuyla helalleşmek ve 3 Ağustos fermanının utancından arınmak istiyorlarsa, Êzidi toplumundan özür dilemeli ve 3 Ağustos soykırımını tanımalıdırlar.

Yine, 9 Ekim Anlaşması durdurulmalı, Şengal’deki Êzidilerin iradesi esas alınmalı ve bu anlaşma yeniden düzenlenmelidir. Şengal’in statüsü tanınmalı ve Şengal’in inşası için sorumluluklar yerine getirilmelidir.

Şengal’in statüsü, Êzidi toplumu için bir varlık ve yokluk meselesidir.

Öte yandan, DAİŞ çetelerinin yargılanması için uluslararası bir mahkeme kurulmalı ve insanlığa karşı işlenen suçlar temelinde yargılanmalıdırlar.

Ayrıca Êzidi Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ), Êzidi Kadın Meclisleri Çatısı-Almanya (SMJÊ), Suriye Êzidi Kadınlar Birliği (YJÊS), Rusya’daki Êzidi Kadınlar ve Ermenistan’daki Êzidi Kadınlar ortak bir açıklamayla ‘Adalet ve özgürlük için - sen de ferman tutsaklarının sesi ol’ hamlesi başlattı. Bu hamle 17 Temmuz’da başlamış olup, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne kadar devam edecektir. Başta toplumumuz ve halkımızın dostları olmak üzere herkes bu hamleyi desteklemeli ve güçlü bir şekilde katılmalıdır.

Yine her kesimden çok Êzidi kadınlar, gençler, aydınlar, sanatçılar ve toplumun tüm kesimleri, nerede olurlarsa olsunlar Şengal’in savunulması ve özerkliği için çalışmalı, ona sahip çıkmalıdır.

Bunun yanı sıra Êzidi toplumu ve kurumları; Şengal’de, Êzidxan’da ve yurt dışında, Önder Apo’nun Êzidi Toplumunun Rönesansı çağrısını esas almalı ve değişim için çaba göstermelidir.

Bizler de Avrupa sahasındaki Êzidi toplumunun kurum ve bileşenleri olarak, Êzidxan’ın tanınması, korunması ve inşası için tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz.

Ayrıca Êzidi toplumuna, kurumlarına, Kürt halkına ve toplumumuzun dostlarına çağrıda bulunuyoruz: 3 Ağustos fermanının yıl dönümü vesilesiyle Avrupa’nın birçok merkezinde ve özellikle Almanya’da düzenlenecek eylem ve halk toplantılarına tüm güçleriyle katılmalıdırlar.”