‘Rojava devrimine daha fazla sahip çıkacağız ‘

Rojava devriminde şehit düşen Türkiyeli devrimcilerin arkadaşları, Rojava devrimine katılımın temel devrimci görev olduğunu belirterek, “Rojava’da yaratılan mirası Türkiye’ye taşıyarak sonuç alacağız” dedi.

Enternasyonal dayanışma mirasına sahip Türkiye devrimci hareketi Rojava devrimi ile birlikte bu mirası güncelleyerek Rojava cephesinde Kürt halkı ile omuz omuza savaşıyor. Rojava devrimine Birleşik Özgürlük Güçleri (BÖG) adı altında birleşerek katılan çok sayıda Türkiye devrimci hareketi bugüne kadar çok sayıda şehit verdi. Nejat Suphi Ağırnaslı (Paramaz Kızılbaş) ile başlayan Rojava devrimi ile dayanışma süreci Bedrettin Akdeniz, Aziz Güler’e uzanırken, Ayşe Deniz Karacagil ve BÖG komutanlarından Ulaş Bayraktaroğlu ile bugünlere geldi. ANF’ye konuşan BÖG şehitlerinin arkadaşları Devrimci Parti DP üyeleri Musa Piroğlu, Özgür Sazlık ve Yiğit Can Emir, Rojava devrimini daha fazla sahiplenme, Türkiye’ye taşıma ve sonuca götürme sözü verdi.

‘ROJAVA DEVRİMİNE KATILMAK BİR GÖREVDİR’

Türkiye devrimci hareketi açısından Rojava’da insanların mücadeleye katılmasının, hayatlarını ortaya koymasının devrimci, enternasyonal kimliğin ne olduğu ile paralel olduğuna dikkat çeken, Piroğlu, bunun yeni bir durum olmadığını da hatırlattı. Piroğlu, dünya çapında, Paris komününden bugüne ezilen halkların, sınıfların mücadelesine destek için kendi topraklarını terk ederek doğrudan savaşa katılan binlerce örneğe işaret ederek, “Komün, İspanya iç savaşı, Filistin ve Yunanistan iç savaşları bunun en çıplak örneğidir” diye konuştu. Türkiye devrimci hareketinden insanların daha önce Yunanistan, İspanya iç savaşları ve Filistin mücadelesine katıldığını belirten Piroğlu, özellikle Filistin halkının özgürlük mücadelesine Türkiyeli devrimcilerin ciddi bir katılım gösterdiğini kaydetti.

Türkiyeli devrimcilerin Rojava’ya giderek savaşmasının bu kadar ön plana çıkmasına da değinen Piroğlu, “Türkiye devrimci hareketinin Kuzey Kürdistan’da yürütülen mücadeleye, orada devletin saldırılarına karşılık sessizliği ve buna mukabil Rojava ve Kobanê konusunda sessizliğinin kırılmasının etkisi büyük olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

‘SUPHİ NEJAT, ROJAVA DEVRİMİNE KATILIMIN ÖNÜNÜ AÇMIŞTIR’

Türkiyeli devrimcilerin Rojava devrimine katılımı ile vicdanın yeniden dirilişine tanıklık ettiklerini belirten Piroğlu, Rojava devrimine katılımın unutulmuş olan bir geleneği yeniden canlandırarak hatırlattığını söyledi.

“Yıllarca yanı başımızda bir savaş yaşandı, birlikte kurtulacağımızı düşündüğümüz bir halk katliamlara maruz kaldı ama biz sessiz kaldık” diye devam eden Piroğlu, “Öyle ki Kürt sorunun varlığı bile uzun süre tartışma konusu oldu. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sosyalist hareket dışında geniş bir çoğunluk bu gerçeği reddederek siyaset yaptı” ifadelerini kullandı. Piroğlu, Rojava ve Kobanê sürecinin bunun kırılmasına yol açtığına işaret ederek, Suphi Nejat’ın oradaki varlığının Rojava devrimine Türkiyeli sosyalist ve devrimcilerin katılımının önünü açtığını anımsattı.

‘TÜRKİYE’YE TAŞINMADAN SONUÇ ALINAMAZ’

Rojava devrimi ile birlikte Türkiye devrimcilerinin ortaya çıkardığı mirası Türkiye’ye taşımalarının önemine de değinen Piroğlu, “Aksi halde sonuca ulaşamayız, bunu başarmak zorundayız” diye ekledi.

Türk devletinin Selefi çetelere verdiği desteği de ifade eden Piroğlu, oradaki savaşın bir ayağının da burada sürdüğünü belirtti. Bu nedenle burada yürütülecek mücadele ile birlikte Rojava’da ortaya çıkan kazanımların tamamlanabileceğini dile getirdi.

‘ŞEHİTLERİN MİRASINI BÜYÜTECEĞİZ’

Rojava’da şehit düşen yoldaşlarının mirasına mutlaka sahip çıkarak direneceklerini açıklayan Piroğlu, Türkiye halklarını Rojava devrimi ile dayanışma içerisinde olmaya ve Türkiye’de Kürt halkı ile birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

'ROJAVA EMPERYALİZME ALTERNATİF BİR ALANDIR'

https://ssl.gstatic.com/ui/v1/icons/mail/images/cleardot.gifÖzgür Sazlık ise Rojava devrimine katılımın bir geleneğin devamı olduğunun altını çizerek Türkiye sosyalist hareketinin 60, 70 ve 80’li yıllar boyunca Türkiye devrimci hareketinin enternasyonalist görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığını belirtti.

Ezilen halkların yanında bulunmanın devrimci bir görev olarak tüm dünya devrimcilerinin görevi olduğuna dikkat çeken Sazlık, “Bugün Ortadoğu’da devrimsel sürecin bir parçası olmak, bu parçanın bir yerinde olmak, Türkiyeli devrimcilerin de önünde duran bir sorumluluk olduğu için yoldaşlarımız da Rojava’da bir yer tutma amacıyla oraya gittiler” dedi.

Ortadoğu’da emperyalizmin alternatifin yaratıldığı bir mücadele alanı olarak Rojava’nın belirleyici önemine işaret eden Sazlık, Türkiyeli devrimciler olarak Rojava devrimin yanında olmanın temel görev olarak gündemlerinde olması gerektiğine vurgu yaptı.

‘BEDRETTİN’DEN, İBRAHİM’E, KOMUTAN ULAŞ’A BİR HAKİKAT GÖSTERİLİYOR’

Nejat Suphi ve Bedrettin Akdenizler’den başlayan, Aziz Güler, Ayşe Deniz Karacagil’e uzanan ve komutan Ulaş ile bugüne kadar gelen Rojava’daki direnişin “dünyada nerede bir ezilenin yüzüne tokat atılırsa biz oradayız” hakikatini ortaya koyduğuna dikkat çeken Sazlık, şehit düşen yoldaşlarının Mahirlerin, Denizlerin statik soldan yarattığı kopuşu sürdürerek halkların dayanışması ilkesinin altını dolduğunu ifade etti.

Sazlık, Rojava hamlesinin kendileri için bu kopuşun sağlanması demek olduğunun da altını çizdi.

‘ÜNİVERSİTEDE MÜCADELE İLE ROJAVA’YA KATILIM BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR’

Şehit yoldaşlarına bağlılıklarının, anılarını yaşatmanın gereği olarak Türkiye’de mücadeleyi büyüteceklerini dile getiren Sazlık, Türkiyeli halkların değişen dengelerle birlikte Rojava devrimini sahiplenmemesinin tarihsel bir olumsuzluk olacağını söyledi. Üniversite’de mücadele etmek ile Rojava devrimine katılmanın, destek vermenin birbirini tamamlayan, besleyen dinamikler olduğunu da paylaşan Sazlık, Aziz Güler’in Üniversite mücadelesi ile Rojava direnişi arasında ki diyalektik bağı kendilerine gösterdiğini ifade etti.

‘ONLARIN BAŞLATTIĞI YOLDA YÜRÜYECEĞİZ’

Yoldaşlarının şehadeti ile birlikte AKP faşizminin arkadaşlarını da Türkiye’ de tutuklamaya başladığını belirten Yiğit Can Emir de AKP’nin DAİŞ’ten bir farkı olmadığını ve hem Rojava’da hem de Türkiye’de bu gericiliğe karşı mücadele edeceklerini vurguladı. Türkiye ve Ortadoğu’nun kurtuluşunun Rojava’da direnerek canını verenlerin mücadelesi ile olacağını söyleyen Emir, “Onların başlattığı yolda direneceğiz, bu mücadeleye sahip çıkacağız” dedi.