Inuit kadınlara yönelik doğum kontrolü uygulamalarında ‘soykırım niyeti’ kanıtlanamadı

Grönlandlı Inuit kadınlara yönelik istemsiz doğum kontrolü uygulamalarını inceleyen iki raporda, ihlaller tespit edilirken soykırım sonucuna varılmadı. Uzmanlar, soykırımın kanıtlanması için belirleyici unsurun “yok etme niyeti” olduğunu vurguladı.

Grönlandlı Inuit kadınlara yönelik geçmişte uygulanan istemsiz doğum kontrolü politikalarını inceleyen uzmanlar, uygulamaların kadınların temel haklarını ihlal ettiğine ilişkin bulgular ortaya koydu. Ancak raporlarda, uygulamaların soykırım oluşturduğu sonucuna varılmadı.

Alaska'lı avukat ve Inuit Circumpolar Council'in eski başkanı Dalee Sambo Dorough ile Kopenhag Üniversitesi hukuk profesörü Miriam Cullen, kadınların rızaları dışında doğum kontrol yöntemlerine maruz bırakıldığına ilişkin “makul gerekçeler” bulunduğunu belirtti. Uzmanlar, uygulamalardan birinin nüfus artışını sınırlamak olduğuna dair de makul gerekçe bulunduğunu ifade etti.

Ancak Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi kapsamında soykırım suçunun ortaya konulabilmesi için bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesine yönelik özel kastın, yani “niyetin” kanıtlanması gerekiyor. Dorough ve Cullen, yalnızca doğum kontrol uygulamalarına dayanarak böyle bir niyetin kanıtlanamayacağını belirtti.

Diğer raporu hazırlayan Danimarka İnsan Hakları Enstitüsü'nün eski başkanı Jonas Christoffersen ve psikolog Jensine Nedergaard da kadınların haklarının ihlal edildiğini kabul etti. Ancak ikili, herhangi bir yetkilinin veya sağlık çalışanının Grönland nüfusunu yok etme niyetinde olduğuna dair kanıt bulunmadığını kaydetti.

Dorough ve Cullen ayrıca Danimarka'nın, 1969 gibi erken bir tarihte uygulamaların bir grup içinde doğumları engelleme riski taşıdığını bildiği halde gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal etmiş olabileceğine dair “makul gerekçe” bulunduğunu belirtti. Nihai değerlendirmenin mahkeme tarafından yapılması gerektiği vurgulandı.

'BİZE HAYVAN GİBİ DAVRANDILAR'

Uygulamadan etkilenen 70 yaşındaki Inger Platou, kendisine küçük bir operasyon yapılacağı söylenerek rızası dışında rahim içi araç (spiral) takıldığını Reuters'a anlattı. Inger Platou, “Meğer bize hayvan gibi davranılmış. Rızamız olmadan kadınların doğum yapmasını veya çocuk sahibi olmasını engellemek istiyorlarmış” dedi.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, 2025 yılında kadınlardan özür dilerken, Danimarka hükümeti Perşembe günü uygulamalardan etkilenen kadınlara 300 bin Danimarka kronu tazminat ödenmesini öngören yasayı kabul etti.

Raporda ayrıca, Inuit çocuklarının Danimarkalı ailelere verilmesi gibi Grönland'daki diğer uygulamaların da soykırım niyetinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği belirtildi. Bu konuların ise mevcut incelemenin kapsamı dışında kaldığı ifade edildi.