Frankfurt Kitap Fuarı’nda Kürt edebiyatı ve kültürel hafıza buluşması

Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı, dünyanın farklı ülkelerinden yayıncıları, yazarları ve kültür kurumlarını bir araya getirdi.

FRANKFURT KİTAP FUARI

Almanya’nın Frankfurt kentinde 7 Ekim’de başlayan 78. Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı, 11 Ekim Pazar akşamı sona erdi. Fuar, dünyanın farklı ülkelerinden yayınevlerini, edebiyatçıları, kültür kurumlarını, gazetecileri, akademisyenleri ve yayıncılık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi.

Fuarda 4 bin 131 katılımcı yer alırken, program kapsamında 3 bin 600’ün üzerinde etkinlik düzenlendi.

Kitap ve yayıncılık sektörünün uluslararası buluşma noktalarından biri olan fuarda edebiyat, kültür, ifade özgürlüğü, demokrasi, insan hakları ve teknolojinin geleceği gibi konular da tartışıldı.

ÇEKYA ONUR KONUĞUYDU

Bu yıl Frankfurt Kitap Fuarı’nın onur konuğu Çekya oldu.

Çekya, “Ein Land an der Küste” (Kıyıda Bir Ülke) temasıyla fuarda 2 bin 300 metrekarelik bir alan oluşturdu. Çekya Onur Konuğu Alanı’nda 75 yazarın katılımıyla edebiyatın farklı türlerine ilişkin etkinlikler düzenlendi.

Çek edebiyatının yanı sıra ülkenin kültürel yapısının tanıtıldığı alanda yapay zekâ ve interaktif teknolojiler de kullanıldı. Ziyaretçiler dijital uygulamalarla etkileşime girerken, canlı çizim yapan robot ve şiir temalı interaktif uygulamalar dikkat çekti.

Çekya’nın ulusal katılımında 40’tan fazla yayınevi yer alırken, yayınevleri kitaplarını tanıtmanın yanı sıra uluslararası telif görüşmeleri de gerçekleştirdi.

YAYINCILARIN ULUSLARARASI BULUŞMA NOKTASI OLDU

Frankfurt Kitap Fuarı’nın farklı salonlarında dünyanın dört bir yanından yayınevleri, edebiyat ajansları, dağıtım şirketleri, kültür kuruluşları ve medya temsilcileri yer aldı.

Özellikle Halle 3.0, bağımsız yayınevleri ve uluslararası edebiyat çevrelerinin yoğun olarak bulunduğu bölümlerden biri olarak öne çıktı. Salonda bağımsız yayıncılara ayrılan özel okuma ve etkinlik alanları da yer aldı.

Fuarda yayınevleri yalnızca kitaplarını tanıtmakla kalmadı; yazar buluşmaları, telif görüşmeleri, çeviri anlaşmaları ve uluslararası ortaklıklar üzerinden yayıncılık sektörünün geleceğini de tartıştı.

TÜRKİYE YAYINCILIĞI DA FRANKFURT’TAYDI

Fuarda Türkiye yayıncılığına ilişkin etkinlikler de düzenlendi.

“Publishing and Reading Habits in Türkiye” (Türkiye’de Yayıncılık ve Okuma Alışkanlıkları) başlıklı etkinlikte Türkiye’de yayıncılığın mevcut durumu, değişen okuma alışkanlıkları ve Türkiye ile Avrupa arasındaki edebi ilişkiler ele alındı.

KÜRT EDEBİYATI FRANKFURT’TA YER BULDU

Fuar programında Kürt edebiyatı ve Kürt tarihine ilişkin çalışmalar da yer buldu.

Yazar Hasan Hayri Ateş, Frankfurt Belediyesi Yabancılar Meclisi’nin davetiyle “Şer Zamanıydı” adlı romanını Frankfurt Kitap Fuarı’nda okurlarla buluşturdu.

Etkinliğin moderatörlüğünü Hüseyin Çatal üstlenirken, Darmstadt Literaturhaus Yönetim Kurulu Başkanı Rainer Vollmar, editör Jutta von Freyberg ile Frankfurt Rojava ile Dayanışma Derneği temsilcileri Gudrun Wörsdörfer ve Marianne Koester de etkinlikte yer aldı.

Ateş’in romanının Almancaya çevrilmesi ve Almanca okurlarla buluşturulmasına ilişkin çalışmalar da gündeme geldi.

Kürt siyasetçi ve yazar İdris Baluken de fuarda Kürt edebiyatı üzerine bir seminer verdi. Kürt yazar Musa Karbadağ ise Kürt edebiyatı etkinliklerine katıldı.

BALUKEN: SİYASETİ VE SANATI AYNI İTİRAZIN PARÇALARI OLARAK GÖRÜYORUM

Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmanın kendisi açısından önemine dikkat çeken Kürt siyasetçi ve yazar İdris Baluken, Kürt halkının dil, kimlik ve kültür alanında yaşadığı baskılara değindi.

Baluken, şöyle konuştu:

“Bugün dünyanın en büyük kitap fuarlarından biri olan Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiyeli Kürt bir yazar olarak bulunmayı çok önemsiyorum.

Burada dünyanın kültürel, sanatsal, edebi çalışmalarıyla ilgili güçlü bir nabız attığını söyleyebiliriz. Ben de özellikle dili, kimliği, kültürü yasaklanmış, kendi ana dilinde eğitimden yoksun kalmış, bu anlamda varlığı bile inkâr edilen bir halkın evladıyım. Ve bu halkın haklarını savunduğum için yedi yıla yakın ağırlaştırılmış tecrit koşullarında kaldım. Orada ortaya koyduğum edebi eserlerle şimdi diğer dünya halklarına, kültürel dünyanın önemli aktörlerinin ev sahipliği yaptığı bir organizasyona katılmayı önemli buluyorum.

Bu hem edebi ve kültürel açıdan kıymetlidir hem de halkımızın bugüne kadar yasaklanan haklarının bir şekilde farklı bir platform üzerinden görünür kılınmasına vesile olması açısından önemlidir.

Ben siyaseti ve sanatı verili olan düzensizliğe karşı aynı itirazın parçaları olarak görüyorum. Bazen siyasetin eylem gücü öne çıkar, bazen de sanatın yaratıcı gücüne ihtiyacımız olur. Biz haklı, meşru, vicdani ve insani bir davanın yürütücüleri olarak elimizdeki bütün olanaklarla halkımıza karşı yapılan bu yanlışı düzeltmenin gayreti içerisindeyiz.”

‘DOĞADAKİ BÜTÜN CANLILARIN YAŞAM HAKKI VAR’

Fuarda “Oko” adlı romanını da değerlendiren Baluken, eserin 1910 yılında Hayırsızada’da yaşanan hayvan katliamını konu aldığını belirtti.

Baluken, şöyle devam etti:

“O anlamda bugünkü eserin konusu da bence çok önemli. ‘Oko’ adlı romanım, 1910 yılında Hayırsızada’da yapılan en büyük hayvan katliamına dönük güncellenmek istenen bir zihniyeti teşhir etmek ve ona karşı duyarlılık çağrısı yapan bir yerden yazılmış bir eser.

1910 yılında büyük hayvan katliamı yapıldıktan sonra sıra Ermeni halkına geldi, sonra Kürtlere geldi, gayrimüslimlere geldi. O nedenle güncelde de Türkiye’de sokak hayvanlarına yaşam hakkı tanımayan yasal düzenlemeleri aynı zamanda devletin ülkeye yaklaşımı, insanlara yaklaşımı, bireye yaklaşımı, topluma yaklaşımı açısından da ele alıp özdeşleştirmek gerekiyor.

Ben bu nedenle herkesin doğayı sadece insanoğluna ait ve dilediği gibi kullanılabilir bir meta olarak görme anlayışından vazgeçmelerini, ekolojik duyarlılık üzerinden doğaya saygıyı ve doğadaki bütün canlıların da insan kadar doğa üzerinde hakkı olduğunu anlamaya, bilince çıkarmaya davet ediyorum.”

KARBADAĞ: KÜRT EDEBİYATI ULUSLARARASI PLATFORMLARDA YETERİNCE GÖRÜNÜR DEĞİL

Frankfurt Kitap Fuarı’na katılan Kürt yazar Musa Karbadağ da sürgünde yaşamanın edebiyat üretimi üzerindeki etkilerine değindi.

Siyasi nedenlerle Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldığını belirten Karbadağ, sürgünün zorluklarına rağmen edebiyat çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Karbadağ, şöyle konuştu:

“Ben Musa Karbadağ. Uzun süredir, birçok Kürt’te olduğu gibi ben de sürgünde yaşıyorum. Politik çalışmalardan dolayı Türkiye’de aranmam çıktı; ondan dolayı yurt dışına çıkmak zorunda kaldım.

Tabii diasporanın kendine ilişkin çok derin sorunları var; mülteci olmanın dezavantajları… Ama ben mümkün mertebe bu dezavantajlara çok fazla takılmadan üretmeye çalıştım ve Frankfurt Kitap Fuarı’na davet edildim. ‘Su Karadan Güvenli Anne’, ‘Pêpûk’, yanı sıra ‘Cemse’ ve diğer çalışmalarım devam ediyor.

Söylemek istediğim şey şudur: Bir halkın, bir toplumun kurtuluşunu askeri ve siyasi olarak gerçekleştirebilirsiniz; ama onu güçlü bir geleceğe taşıyacak olan sanat ve edebiyattır. Dolayısıyla bu tür platformlar çok önemlidir, çok değerlidir. Bir kültürün, bir hafızanın evrensel ölçekte ortaklaşması ve taşınması açısından çok değerli bir platform.

Ama maalesef biz bu platformda çok görünür değiliz. Kürt edebiyatı, Kürt sanatı çok görünür değil. Belki genel algı şu olabilir: Fuarlar kitapların sergilendiği ticari alanlar olarak değerlendiriliyor olabilir. Ama bunun yanı sıra Latin Amerika’dan Çin’e, Asya’dan Ortadoğu’ya, Avrupa’ya kadar birçok kültürün kendi deneyimlerini ortaklaştırdığı, paylaştığı çok değerli bir platformdur.”

‘ÇEVİRİ, KÜLTÜREL HAFIZAYI BAŞKA TOPLUMLARA TAŞIR’

Kürt edebiyatının uluslararası alanda daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Karbadağ, çevirinin farklı kültürler arasında bağ kurmadaki önemine dikkat çekti.

Karbadağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Örneğin bunların sunduğu fırsatlar var; bu fırsatlardan bir tanesi çeviri fırsatıdır. Diyelim ki bir çevirinin gerçekleşmesi, Kürtçeden bir çevirinin gerçekleşmesi, bir başka ülkeye, bir başka topluma, bir başka hafızaya ortak olmasıdır; kendi tarihsel deneyim ve tecrübelerini oraya taşımasıdır.

Maalesef biz bu konuda bu tür platformlarda pek fazla görünür değiliz. Bunun sebepleri ve sonuçları var; bu tartışılabilir ama şu anki gerçekliğimiz maalesef bu.”

ATEŞ: DERSİM’İN HAFIZASINI ULUSLARARASI ALANA TAŞIMAK ÖNEMLİ

Frankfurt Belediyesi Yabancılar Meclisi’nin davetiyle fuara katılan yazar Hasan Hayri Ateş ise “Şer Zamanıydı” adlı romanı üzerinden Dersim’in tarihsel hafızasına dikkat çekti.

Frankfurt Kitap Fuarı’nın dünya edebiyatı açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Ateş, Kürt edebiyatının fuarın ana programında yer almasını önemsediklerini söyledi.

Ateş, şöyle konuştu:

“Bugün burada Frankfurt Kitap Fuarı’ndayız, Frankfurter Buchmesse. Frankfurter Buchmesse, Frankfurt Kitap Fuarı tabii çok önemli bir platform. Dünya edebiyat çevresinin, yayıncılarının, editörlerinin buluştuğu bir platform, oldukça önemli.

Tabii bu anlamda bizim de Frankfurt Belediyesi Yabancılar Meclisi davetlisi olarak bu programa katılıyor olmamız önemli. İşte ben katılıyorum, eski milletvekilimiz İdris Baluken ve Musa Karbadağ arkadaşımız katılıyor. Ve sanıyorum ilk kez Frankfurt Kitap Fuarı’nın ana kataloğunda yer alıyoruz. Tabii daha önce çok sayıda arkadaşımız yer almıştı bu çalışmalarda ama benim gördüğüm kadarıyla ana kataloğa çok fazla giren olmamış.

Tabii bu bizim açımızdan şahsi olmaktan ziyade Kürt edebiyatının, Kürt edebiyatına konu olmuş meselelerin Frankfurt Buchmesse’nin ana kataloğunda yer almış olması önemli. Sonuçta benim çalışmam soykırım, Dersim soykırımı çalışması. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz ki soykırım sadece bir halkın sorunu değil, tüm insanlığın sorunudur.

Elbette ki bu sorunların uluslararası platformlara taşınması, halkların yaşadıkları acıların görünür olması ve bu temelde acılara da bakma, ortak bir hafızanın, ortak bir direniş kültürünün, ortak bir beraber hareket etme anlayışının geliştirilmesi son derece önemli. Frankfurt Kitap Fuarı’nın bu anlamda buna vesile olmasını umuyor ve diliyorum.”

‘KÜRT YAZARLAR BU PLATFORMLARDA DAHA FAZLA YER ALMALI’

“Şer Zamanıydı” romanının Dersim’de yaşananları ve Ermenilerle birlikte yaşamın yok edilmesini ele aldığını belirten Ateş, kitabın Almancaya çevrilmesi için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Ateş, sözlerini şöyle tamamladı:

“‘Şer Zamanıydı’, Dersim soykırımı romanı ama aynı zamanda Ermenilerle birlikte yaşamın nasıl yerle yeksan olduğu, Ermenilerin yaşadığı soykırımın ardından Kürt Alevilerde, genel anlamda Kürtlerin soykırımı. Bunun bilinir olmasını istiyorum.

Almancaya çevrilmesi konusunda çalışmalarımız var. Umuyorum bundan da önemli bir sonuç alırız. Kitap Fuarı önemli ve inanıyorum ki, umuyorum ki bundan sonra çok daha fazla sayıda Kürt yazar konularıyla, hikâyeleriyle bu platformlarda yer alacaktır.”

KÜLTÜRDEN SİYASETE GENİŞ PROGRAM

Frankfurt Kitap Fuarı’nda bu yıl edebiyatın yanı sıra demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, dezenformasyon, yapay zekâ ve toplumsal değişim gibi başlıklar da ele alındı.

“Frankfurt Calling” programı kapsamında farklı mekânlarda çok sayıda etkinlik gerçekleştirilirken, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), ARTE, Institut français, PEN International, UNESCO bağlantılı kuruluşlar, Birleşmiş Milletler kuruluşları ve Wikimedia gibi uluslararası kurumlar da fuarın çeşitli programlarında yer aldı.

Fuarda edebiyat, akademi, siyaset, sinema ve kültür dünyasından çok sayıda tanınmış isim de okurlarla buluştu.

Jill Lepore, Colson Whitehead, Jenny Erpenbeck, Robert Habeck, Gisèle Pelicot, Mariana Mazzucato, Volker Schlöndorff ve Wolf Biermann fuarın öne çıkan konukları arasında yer aldı.

ARD, ZDF ve 3sat tarafından hazırlanan edebiyat programlarında ise Sven Regener, Susan Neiman, Cornelia Funke, Robert Habeck ve Gisèle Pelicot gibi isimler farklı etkinliklere katıldı.

KİTAPTAN SİNEMAYA

Fuarın önemli başlıklarından biri de kitap ile sinema arasındaki ilişki oldu.

9 Ekim’de düzenlenen Book-to-Screen Day kapsamında yayınevleri, edebiyat ajansları, yapımcılar ve senaristler bir araya gelerek kitapların film ve diziye uyarlanmasını, yeni projeleri ve uluslararası iş birliklerini değerlendirdi.