Doğru bir yaşamın uygulayıcısı

Bawer Serhed, 30 Mayıs günü, Sergelê Direniş Alanı’nda görevi üzerindeyken, işgalci Türk ordusunun hava saldırısı sonucu şehit oldu. Doğru bir yaşam arayışı sonucunda ulaştığı özgürlük davasında kendini yaratarak tarihini kendi eliyle yazdı.

BAWER SERHED

Sırtında yaralı bir gerilla taşıyordu. Kan ter içinde tırmanıp kampa geldi. Tüm yoldaşları koştu. Herkes sırtındaki diğer yaralı yoldaşlarını almak için uğraşırken, o soğukkanlılıkla yoldaşını kimseye vermeden mangaya kadar götürdü. Yanındaki tüm yoldaşları hemen mangayı yaralı yoldaşları için hazır hale getirdiler. Sırtından yavaşça bırakırken yoldaşını, onunla beraber sırtında biriken her ter damlası kırmızıya boyanmış, terin her damlasından bir ağırlık, biraz kan kendini yere bırakıyordu.

Yaralı yoldaşının yanına oturup, etrafında toplanan yoldaşlarına baktı. Yaralı yoldaşı da sesini hiç çıkarmadan ona bakıyordu. Ya yaralı savaşçı yarasını unutmuştu ya da yarasının dermanı olan yoldaşlarıyla güvendedir diye rahattı belki de. O ise hemen yanındaki sağlık malzemelerinin içinden pamuk çıkarıp, yaralı yoldaşının bacaklarının üzerine koymuştu bile. Bu kadar soğukkanlı bir gerilla, bu kadar savaşın farkında bir savaşçıydı… Bu kadar yorulmaksızın her an her şeye hazırdı.

Onu sadece bir kere değil birçok kere bu şekilde görmüştüm. Yaşamın her anında farkında olarak, her anı dolu dolu geçirerek, sorularıyla, rengiyle, duruşuyla, arayışlarıyla ve onun özünü doğrulayan emekçi duruşuyla herkesin gözünü dolduruyordu. Gözlerinden parlayan ışık, umut dolu konuşması, pozitif bakış açısıyla herkesi kendine çekiyordu. Bir çekim merkezi haline gelmişti adeta. Yaptığı her işte o kadar hassas, o kadar titizdi ki kadın arkadaşları ona hep; “Valla sen bizden daha titizsin ha” dediklerinde, “Annem sağ olsun” der dururdu.

Türk bir anne ve Kürt bir babanın evladı olarak doğmuştu. Erzurum’dan Rize’ye kadar, Karadeniz’den Serhed bölgesine kadar uzanan, heybetine sığınan Tatos ilçesinin Dalsöğüt köyünde büyüdü. Halkının çektiği acılar, Kürdistan’da eğitim sisteminin ona öğretmeye çalıştığı sahte tarihin farkındalığı, onu arayışçı kılmıştı. Ve yaşamını anlama erdirmek için, yaşama daha fazla anlam katıp doğru bir yaşamın savunuculuğu için gerilla olmayı tercih etti. Kuşkusuz o, gerillanın dağların doruklarındaki çok zorlu koşullarda sürdürdüğü varlık mücadelesini biliyordu.

Gerillayı bildiği gibi, Türkiye’de Kürt halkına, gençlerine ve kadınlarına uygulanan asimilasyon politikalarına da yakından şahitlik ediyordu. Var olan mevcut yaşamı kabul etmeyip, kendi kültürünü ve halkını savunarak işgal ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele etmeyi seçmişti. Seçtiren, tercih ettiren iradeydi ve bu iradi duruş bilinçle oluşuyordu. Dağlarda birçok yerde mücadele etti savaşçı Bawer. Ve gerillanın özü olan emekçi, fedakâr, arayışçı ve cesur duruşunu, özünü hep korudu. Ve fedailerin ordusunda yer aldı.

Türk ordusu, Başûrê Kurdistan’ı işgal etmek için tek engel gördüğü gerillaya karşı operasyon gerçekleştiriyordu. Gerilla Bawer Serhed, işgalciliğin hüküm sürdürmek istediği birçok zorlu alana kendini öneriyordu. Birçok eyleme katıldı, birçok çatışmada kendini ve yoldaşlarını korudu. Savaşta kazandığı tecrübesini yoldaşlarıyla her an paylaşarak yaşamda askeri bir bilinç oluşturuyordu. PKK yaşamı içerisinde “bir lokma bir hırka” felsefesine sadık kalan, onu sadece benimseyen ve öğrenen olmayıp yaşamına da uyarlayan ve pratize eden Bawer, hem kendini hem de yoldaşlarını bu temelde eğitiyordu. Onun olduğu her yerde kolektif bir çalışma tarzı hâkimdi. Üstlendiği en ufak görevi bile dudaklarında tebessümle gerçekleştiriyordu. Yaşam içindeki korkusuz ve sorgulayıcı kişiliğiyle ve bir o kadar gizemli karakteriyle dikkat çekiyordu. Onun kadın yoldaşlarıyla olan ilişkisindeki saygı ve sevgi dolu yaklaşımı her pratikte göz önündeydi. Önder Apo’nun kadına biçtiği öncülük misyonunu en içten duygularıyla özümsemişti. Ve bu fikrin de uygulayıcısı olan duruşunu hep koruyordu.

27 Şubat’ta Önder Apo’nun yaptığı çağrıyı duyar duymaz bulunduğu ortamda; “Kazandı. Önder Apo ve halkımız, mücadelemiz kazandı” diyerek Önder Apo’nun baş müzakereciliğini yaptığı, sorumluluğunu üstlendiği sürece inancını dile getirmişti. Halkların kardeşliğine, yaşamın demokratik bir zeminde yeniden örülebileceğine olan inancını dile getirerek Önder Apo’ya olan bağlılığını ifadeye kavuşturmuştu. Ancak Türk devletinin zaman aşımına tabi tuttuğu ve kaplumbağa yürüyüşüyle sürdürdüğü süreç ortadaydı. Bu kaplumbağa yürüyüş tarzı sürecin var edecekleri için geçerli iken, Medya Savunma Alanları için aynı şey söylenemezdi. Türk ordusu içerisinde savaştan rant sağlayan bazı kliklerin direniş tünellerine sürekli saldırması, hava saldırısı gerçekleştirmesi, direnen gerillaya karşı kimyasal silah kullanmaya kadar varan yöntemleri hâlâ devam ediyordu. Obüs ve tank atışlarıyla gerilla alanlarının bombalanması hâlâ sürüyordu. Bir yandan demokrasiden bahseden devletin demokrasi söylemleri, Medya Savunma Alanlarında kayıplara karışıyordu.

Ve gerilla Bawer Serhed, 30 Mayıs günü, Sergelê Direniş Alanı’nda görevi üzerindeyken, işgalci Türk ordusunun hava saldırısı sonucu şehit oldu. Doğru bir yaşam arayışı sonucunda ulaştığı özgürlük davasında kendini yaratarak tarihini kendi eliyle yazdı. Çünkü o, herkesin kendi tarihini kendisinin yazacağına inanıyordu.