GÖRÜNTÜLÜ

Zübeyir Aydar: Kürtler uluslararası platformlarda var olmalı

KCK Yürütme Kurulu Üyesi Zübeyir Aydar, Kürtlerin uluslararası temsili için ortak bir komite kurulması, imza kampanyası başlatılması ve tüm siyasi partilerin katılımıyla ulusal konferansın en kısa sürede gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu.

Kürtlerin Birleşmiş Milletler(BM) nezdinde temsili ve uluslararası statü talebiyle Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen konferansdevam ediyor. Konferansta Kürtlerin uluslararası alandaki temsili, diplomatik girişimler ve BM nezdindeki statü arayışına ilişkin değerlendirmelerle devam ediyor. Konferansa katılan siyasi parti temsilcileri ve şahsiyetler söz alarak görüşlerini dile getirdi.

KÜRTLERİN BM’DE TEMSİLİ İÇİN ELİMİZDEN GELEN DESTEĞİ VERECEĞİZ

İzlanda Eski Dışişleri Bakanı Ögmundur Jónasson yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İzlanda’dan, İzlanda’daki Kürtlerden ve Kürtlerin İzlanda’daki dostlarından selamlar getirdim. Ben de onlardan biriyim. Buraya, ortaya koyduğunuz bu çok önemli girişimi desteklemek için geldim. Kürtlerin Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsü elde etmesi için elimizden geldiğince destek vereceğiz. Bize çok öğretici bir sabah yaşattığınız için teşekkür etmek istiyorum. Kürdistan Bölgesi yönetiminin temsilcilerinin ve uzmanların yaptığı konuşmalar; Kürtlerin tarihsel bağlamı, jeopolitik durum ve Birleşmiş Milletler’in işleyişi hakkında benim için oldukça öğreticiydi. Bunun için teşekkür ederim. Şimdi çok önemli sözler söylemeyeceğim ama size bu haftanın başında yaşadığım bir şeyi anlatarak başlamak istiyorum. Gallup tarafından bir kamuoyu araştırmasına katılmam istendi. Önce sağlığımın nasıl olduğunu, memnun ve mutlu olup olmadığımı sordular. Mutluluk ölçeğinde oldukça yüksek bir puan aldım. Daha sonra belirli devletler hakkında ne düşündüğümü sordular. Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği hakkında nasıl hissettiğimi öğrenmek istediler. Gelecek hakkında sorular sorulduğunda ise bu pozitif insan, yani ben, eleştirel ve hatta kötümser bir hale geldi. Bunun nedeni elbette soruların nasıl sorulduğuydu. Eğer bana genel olarak Amerikalılar, Çinliler, Ruslar ve Avrupa Birliği'nde yaşayan insanlar hakkında ne düşündüğüm sorulsaydı, olumlu tarafta olurdum. Sorun devletlerdir, insanlar değil. Elbette bazı insanlar sorun olabilir ama genel olarak halklar değil. İnsanların refahı büyük ölçüde devletler tarafından belirleniyor ve burada devletler birbirinden farklılaşıyor. Kürtlerin bir devlet hakkı reddedildi. 60 milyondan fazla Kürt de şikayetlerini devlet gücünün uluslararası düzeydeki forumu olan Birleşmiş Milletler’de dile getirme hakkından mahrum bırakılıyor. Üstelik Birleşmiş Milletler’in kendisi de saldırı altında. Dünyanın hukuka dayalı düzeni sistematik biçimde zayıflatılıyor ve giderek daha büyük ölçüde, ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın 1961’de başkanlık görevinden ayrılırken uyardığı askeri-endüstriyel kompleksin etkisi altına giriyor. İşte burada Kürtlere ve onların neden Birleşmiş Milletler’de bir sese sahip olmalarının gerekli olduğuna inanıyorum.

YNK: KÜRT HALKININ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM

Yekitiya Niştimanî ya Kurdistanê (YNK) adına konuşan Şêx Şemal, Kürtlerin uluslararası alanda ortak ve güçlü bir temsile ihtiyaç duyduğunu belirtti. Kürdistan’ın dört parçasını kapsayacak bir Kürt Ulusal Kongresinin önemine dikkat çeken Şemal, böyle bir kongrenin Kürtlerin toplumsal ve ulusal iradesini ortak bir zeminde ortaya koyması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkının meşru bir hak olduğunu belirten Şemal, bu hak için mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Kürtlerin kendi kimliği ve adıyla uluslararası alanda temsil edilmesinin önemine değinen Şemal, farklı ülkelerin sınırları içerisinde yaşayan Kürtlerin, dilini, kültürünü ve kimliğini koruyarak varlığını sürdüren bir halk olduğunu belirtti. Şemal, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada 60 milyondan daha fazla bir nüfus bulunduğuna dikkat çekerek, bu ortak toplumsal varlığın uluslararası alanda daha güçlü biçimde temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Kürtlerin uluslararası kurumlarda hem temsil edilmesi hem de bu kurumların çalışmalarına aktif biçimde katılması gerektiğini vurgulayan Şemal, Kürtlerin haklarının güvence altına alınması için mevcut uluslararası mekanizmaların daha etkin kullanılmasının önemine değindi. Kürtlerin ortak iradesini ve taleplerini uluslararası alana taşıyacak mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini belirten Şemal, bu çerçevede Kürt Ulusal Kongresi’nin önemli bir rol oynayabileceğini ifade etti.

UZUN VADELİ MÜCADELENİN BAŞLANGICI

Rojava adına konferansa katılan Dr. Abdulkerim Omar, Kürt halkı açısından konferansın tarihi bir gün olduğunu belirterek, toplantının uzun vadeli bir mücadelenin başlangıcı ve ilk adımı olduğunu söyledi.

Kürtlerin kendi sorunlarını uluslararası arenaya kendilerinin taşıması gerektiğini ifade eden Omar, Rojava Devrimi ve Kobanê sürecinin Kürt halkının dünyada tanınmasını ileri bir düzeye taşıdığını belirtti. Bu süreçte milyonlarca insanın Kürt halkının dostu haline geldiğini söyleyen Omar, konferansın böyle bir tarihsel süreçte düzenlenmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Kürtlerin dört parçası ve diasporanın konferans ve benzeri çalışmalarda bir bütün olarak temsil edilmesi gerektiğini belirten Omar, bütün büyük siyasi partilerin de bu çalışmalara katılması gerekliliğine işaret etti.  Omar, uluslararası hukuk alanında uzmanlardan oluşan bir heyetin kurulmasının önemine dikkat çekerek, Kürtlerin uluslararası statüsü ve temsiline ilişkin hukuki boyutların sürekli gündemde tutulması ve takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Diplomatik faaliyetlerin daha da yoğunlaştırılması ve dünya siyasetinde etkili olan kurumlar ve devletler nezdinde çalışmaların artırılması çağrısında bulundu.

Omar, yaşanan gelişmelerin korunması ve Kürtlerin uluslararası alandaki temsiliyetinin güçlendirilmesi için dört parça Kürdistan ve yurt dışındaki Kürtlerin ortak bir irade ve temsil anlayışıyla hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

KENDİ EKSİKLİKLERİMİZİ DE GÖRMELİYİZ

Süryanileri temsilen konferansa katılan Avrupa Süryani Birliği Temsilcisi Fehmi Vergili, Kürtlerin uluslararası alanda temsil edilmemesi konusunda öncelikle kendi sorumluluklarının da sorgulanması gerektiğini belirtti.  “Önce sorunu kendimize sormamız lazım” diyen Vergili, Kürtler, Ermeniler ve Êzidîler gibi halkların ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Dünyada kendi halklarını yeterince temsil eden mekanizmaların bulunmamasının önemli bir sorun olduğunu belirten Vergili, halkların kendi gelecekleri ve hakları konusunda uluslararası alanda daha güçlü bir temsil oluşturması gerektiğini kaydetti. Vergili, bugün yaşanan sorunların yalnızca başkalarından kaynaklandığını düşünmek yerine, kendi eksikliklerinin de görülmesi gerektiğini belirterek, ortak çalışma ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

KDP-İ: KÜRTLER ARASI BİRLİKTELİK GÜÇLENDİRİLMELİ

KDP İran adına konuşan Bahai Kakai, Kürtlerin dört parçası arasında ve diaspora içerisinde ortak bir yaklaşım geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Kürtlerin siyasi yapıları ve partileri arasındaki ayrılıkların aşılması gerektiğini belirten Vergili, bu birlikteliğin yurtdışında da bir modele dönüşebileceğini kaydetti.

Yurtdışındaki Kürt toplumunun farklı siyasi parti ve gruplar üzerinden parçalı bir yapı içerisinde bulunmasının ortak çalışmaların önünde engel oluşturduğunu belirten Bahai, her parçadaki Kürt siyasi yapılarının kendi aralarındaki birlikteliği güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Kürt siyasi partileri arasında kurulacak daha güçlü bir ortaklaşmanın bütün Kürtleri kapsayan bir birlikteliğin önünü açabileceğini belirterek, bu sürecin toplumun ve diasporanın desteğiyle daha da güçlenebileceğini vurguladı. Kürtlerin ortak hareket etmesinin, uluslararası alanda yürütülecek çalışmalar açısından da önemli olduğunu belirten Bahai, dört parçadaki Kürtler ve diaspora arasında birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

EN KISA SÜREDE ULUSAL KONFERANSI GERÇEKLEŞTİRELİM

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, özgürlük mücadelesinin yalnızca ülke içinde değil, uluslararası arenada da yürütülmesi gerektiğini belirterek, konferansın amacının Kürtlerin bütün uluslararası platformlarda nasıl var olacağı sorusuna yanıt aramak olduğunu söyledi. Aydar, şu hususlara da dikkat çekti: “Ülkemizde de varız, bütün platformlarda var olacağız. Biz uluslararası kurumlara gidiyoruz, sadece bir misafir olarak giriyoruz, ancak bu kurumlarda üye değiliz. Bu bizim için yaradır, ağır bir yaradır halkımız için. Bugün bunu çözmek, bu kurumlarda var olmak için buradayız. Biz KCK olarak bütün gücümüzle bu süreci destekliyoruz. Kürtler temsili sağlanana kadar biz bu mücadeleyi yürüteceğiz. Türk, Arap, Fars bizi temsil edemez, onlar kendi milletlerini temsil edebilir. Biz bu devletlerin ortağı olmadık. Biz bunu Lozan’da yaşadık, 100 yıldır bunun acısını yaşıyoruz. Bugün burada bunu sonlandırmak için bu çalışmaya başlıyoruz. Bu mücadeleyi yürütecek bir komite öneriyorum. Bunun için bütün Kürtleri ortaklaştırmak için bir imza kampanyası öneriyorum. Biz kararlıyız, halkımızı, topraklarımızda özgürleştirmeyene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bütün partilere sesleniyoruz, bu mücadele ancak birlik ile sağlanır. Eğer biz birliğimizi sağlarsak, bu sonuçlanır. KCK adına bütün partilere sesleniyorum: En kısa sürede ulusal konferansımızı gerçekleştirip bu çalışmaları orada kararlaştırıp mücadeleyi tek elden yürütelim.”

STATÜ TALEBİ ÖNEMLİ BİR ADIM

Kürtlerin uluslararası statüsü ve Birleşmiş Milletler’de temsili konusuna değinen Süleymaniye Valisi Dr. Heval Ebubekir, devlet olma talebi ile mevcut uluslararası temsil biçimleri arasındaki farklara dikkat çekti. Kürtlerin bugüne kadar uluslararası alanda kendi adına yeterli bir statüye sahip olmadığını belirten Ebubekir, gözlemci statüsü talebinin bu açıdan önemli bir adım olduğunu söyledi.  Bunun çok daha ileri bir sürecin başlangıcı olabileceğini belirten Ebubekir, Kürtlerin bugün de uluslararası sistem içerisinde statü sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Lozan’dan bu yana yaşanan sürece dikkat Ebubekir, Kürtlerin kendi adına uluslararası alanda yer alması gerektiğini vurguladı.

GORAN adına ise Pêrî Ehmet de bir konuşma yaptı.

KÜRTLERİN BİRLİĞİ SAĞLANMALI

DEM Parti adına konuşan İmam Taşçıer, 60 milyondan fazla nüfusa sahip olmasına rağmen uluslararası alanda temsil edilmeyen başka bir halk olmadığını belirtti. Kürtlerin temel haklardan yoksun bırakıldığını ifade eden Taşçıer, Kürt halkının kadim bir tarih ve kültüre sahip olduğunu, Birinci Dünya Savaşı’na kadar kendi kendini yönettiğini söyledi.

Ortadoğu’da yaşanan değişimlerin Kürtler olmadan gerçekleşemeyeceğini belirten Taşçıer, Kürtlerin bölgedeki değişimlerin dinamik bir aktörü olduğunu ve Kürtlerin dışında gelişecek hiçbir değişimin kalıcı sonuç vermeyeceğini söyledi.

Taşçıer, konferansta sunulan teknik önerilerin değerli olduğunu ancak bunların hayata geçirilmesi için siyasi yapıların ve kurumların öncülük etmesi gerektiğini söyledi. Taşçıer, diplomasi ve uluslararası çalışmaların tek elden nasıl yürütülebileceği üzerinde durulması gerektiğini dile getirdi. Siyasetçilerin ve diplomatların bu çalışmalarda yer alması, Kürt kurumlarının ve siyasi yapıların da sürece destek vermesi gerektiğini belirten Taşçıer, Kürtlerin kendi içerisinde ortak bir diplomasi mekanizması oluşturmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Bunun en zorlu meselelerden biri olduğunu ifade eden Taşçıer, bu çalışmanın temel amacının Kürtlerin birliğini sağlamak olması gerektiğini vurguladı. “Kürtler açısından ne kadar zor olsa da bunun mümkün olacağını biliyoruz” diyen Taşçıer, “Bugün birliğimiz olsaydı, durumumuz bambaşka bir yerde olurdu” dedi.

KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ DURUŞ MERKEZE ALINMALI

DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz, TJA adına yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Son yüz yıla baktığımızda, Kürt halkının yaşadığı coğrafyada dikkate almamız gereken çok önemli bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Yüzyıllık bu parçalanmışlık sürecinde Kürtler, farklı devlet yapıları, farklı siyasi rejimler ve toplumsal sistemler altında yaşamak zorunda kaldılar. Ancak bu deneyim, beraberinde çok katmanlı bir toplumsal birikim de getirdi. Farklı sistemlerin içinde yaşanmış bu deneyimler, yeni fikirler, farklı bakış açıları ve zengin bir kültürel çeşitlilik ortaya çıkardı. İşte tam da bu nedenle bugün arzuladığımız birlik ve dayanışma, herkesi tek bir kalıba sokan yeknesak bir anlayışla değil, tam aksine bu farklılıkları ve zenginliği kucaklayan bir anlayış üzerine kurulmalıdır. Çeşitliliğimiz, ayrışma vesilesi değil, ortak geleceğimizin gücü ve zenginliğidir. Bu süreçte öne çıkan bir diğer hayati unsur ise Kürt kadınının duruşu ve siyasetteki rolüdür. Kürt kadını, sadece toplumsal mücadelenin bir parçası olmakla kalmamış, kendi özgün duruşu, siyasal iradesi ve öncülüğüyle toplumsal dönüşümün ana dinamosu haline gelmiştir. Kadınların bu duruşu ve siyaset biçimi göz ardı edilerek, onların öncülüğü ve iradesi dikkate alınmadan inşa edilen hiçbir birlik veya çözüm modeli kalıcı olamaz. Sonuç olarak, yüz yıllık birikimimizin sunduğu farklılıkları bir zenginlik olarak kabul eden ve kadının özgürlükçü duruşunu merkeze alan bir yaklaşım, bugün ihtiyacımız olan en güçlü zemindir.”