Almanya’da yaşayan Kürtlerin sayısının yaklaşık 1,5 milyon olduğu tahmin ediliyor. Mediendienst Integration tarafından 15 Ekim 2026’da yayımlanan “Almanya’daki Kürtler: İltica, Toplumsal Katılım ve Anti Kürt Irkçılığı Arasında” başlıklı uzmanlık raporu, Kürtlerin ülkedeki demografik konumunu, iltica süreçlerini, toplumsal katılımını ve ayrımcılık deneyimlerini ele alıyor.
Rapora temel oluşturan uzmanlık çalışması, Bochum Protestan Yüksekokulu’ndan (EvH Bochum) Prof. Dr. Çinur Ghaderi tarafından hazırlandı. Çalışma, Robert Bosch Stiftung tarafından desteklendi.
Araştırmanın Münih ayağında ise Kürtlerin yaşam koşulları ve ırkçılık deneyimleri ayrıntılı biçimde incelendi. Prof. Dr. Çinur Ghaderi, Monique Kaulertz ve Mary Lam tarafından hazırlanan çalışma, Münih Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Demokrasi Birimi’nin (Fachstelle für Demokratie) talebi üzerine yürütüldü.
210 KİŞİDEN 183’Ü AYRIMCILIK YAŞADIĞINI BELİRTTİ
2025 yılında yapılan ve Ocak 2026’da yayımlanan Münih araştırması, Kürtlerin kentte karşılaştığı ayrımcılığın boyutlarını ortaya koydu. Araştırma kapsamında 210 kişinin katıldığı nicel anketin yanı sıra 23 bireysel uzman görüşmesi ve dokuz odak grup çalışması yapıldı. Odak grup görüşmelerine yaklaşık 65 kişi katıldı.
Ankete katılan 210 kişiden 183’ü, son 12 ay içinde Münih’te en az bir kez ayrımcılığa maruz kaldığını belirtti. Bu oran, katılımcıların yüzde 86,7’sine karşılık geldi.
Katılımcıların yüzde 66,4’ü aşağılayıcı davranışlarla, yüzde 64,4’ü saygısız veya küçümseyici tutumlarla karşılaştığını belirtti. Katılımcıların yüzde 50’si dışlandığını, yüzde 44,2’si hakaret veya kötü sözlere maruz kaldığını, yüzde 11,8’i ise fiziksel saldırıya uğradığını ifade etti.
Ayrımcılık yaşadığını belirten katılımcıların yüzde 57,4’ü Kürt kimliğini, yüzde 56,8’i ise kökenini ayrımcılık nedeni olarak gösterdi. Araştırmada, Kürt kimliğine dayalı ayrımcılığın başka kimlik ve aidiyetlerle bağlantılı biçimlerde de ortaya çıkabildiğine dikkat çekildi.
Araştırma sonuçlarının yalnızca Münih’teki katılımcıların deneyimlerini yansıttığı vurgulanırken, elde edilen verilerin Almanya’daki Kürt nüfusunun tamamını temsil eden ülke çapında bir anket olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.
AYRIMCILIK YALNIZCA SOKAKTA YAŞANMIYOR
Araştırmaya göre Kürtler; kamusal alanlarda, eğitim sisteminde, işyerlerinde ve kamu kurumlarıyla ilişkilerinde farklı ayrımcılık biçimlerine maruz kalıyor. Bulgular, ayrımcılığın yalnızca açık hakaret ve fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını; küçümseyici davranışlar, dışlanma ve kurumsal engeller şeklinde de ortaya çıktığını gösteriyor.
Raporda, Kürtlerin siyasi ve sivil örgütlenmelerinin güvenlik odaklı yaklaşımlarla ele alınmasının toplumsal güvensizliği ve önyargıları besleyebildiğine dikkat çekiliyor. Güvencesiz oturum statüsüne sahip kişiler ile vatansız Kürtlerin ise hukuki belirsizlikler ve sosyal kaynaklara erişimde yaşadıkları engeller nedeniyle daha kırılgan bir konumda bulunduğu belirtiliyor.
Araştırmacılar, Kürt toplumunun yalnızca ayrımcılık deneyimleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguluyor. Raporda, Kürtlerin Münih’in kültürel, sosyal ve siyasi yaşamına katkı sunduğu, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve demokratik katılımı destekleyen çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor.
ALMANYA’DAKİ KÜRT NÜFUSU KESİN OLARAK BİLİNMİYOR
Mediendienst Integration’ın 22 Ekim 2026 tarihli verilerine göre, Almanya’da yaklaşık 1,5 milyon Kürt yaşıyor. Ancak ülkede Kürt kimliğine göre tutulan resmi bir nüfus istatistiği bulunmuyor.
Bunun başlıca nedenlerinden biri, Almanya’daki nüfus kayıtlarının etnik kimlik yerine vatandaşlık ve doğum ülkesi gibi ölçütlere dayanması. Kürtler Almanya’nın yanı sıra Türkiye, Suriye, Irak ve İran vatandaşlıklarına sahip olabiliyor; bazıları ise vatansız statüsünde bulunuyor.
Mediendienst Integration’ın Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nden (BAMF) aldığı verilere göre, 2010’dan Haziran 2026’ya kadar Kürtlerin yaptığı iltica başvurularının sayısı 656 bin 245’e ulaştı. Bu başvuruların 607 bin 896’sı ilk başvuru olarak kaydedildi. Aynı dönemde 378 bin 316 kişiye koruma statüsü verildi.
Ancak bu rakamlar, Almanya’da yaşayan Kürtlerin toplam nüfusunu doğrudan göstermiyor. Kürt nüfusuna ilişkin tahminler oluşturulurken iltica başvurularının yanı sıra diğer göç biçimleri, aile birleşimi, vatandaşlığa geçiş ve farklı ikamet statülerinin de dikkate alınması gerekiyor.
İLTİCA POLİTİKALARI VE GÜVENLİK SORUNLARI
Almanya genelinde hazırlanan uzmanlık raporu, Kürtlerin farklı ülkelerden Almanya’ya geliş süreçlerini ve iltica politikalarının sonuçlarını ele alıyor. Suriye ve Türkiye’den gelen Kürtlerin iltica başvuruları, koruma kararları ve geri gönderilme riskleri, raporun temel başlıkları arasında yer alıyor.
Çalışmada ayrıca Kürtlerin toplumsal ve siyasi katılımı, anti Kürt ırkçılığına ilişkin mevcut araştırmalar ve Kürt toplumunun karşılaştığı yapısal engeller değerlendiriliyor.
Münih’te yürütülen araştırmada ise Kürt kimliğinin güvenlik ve terörizm tartışmalarıyla ilişkilendirilmesinin bazı katılımcılarda şüpheyle karşılanma ve dışlanma hissine yol açtığı belirtiliyor. Araştırmaya göre bu durum, bazı Kürtlerin kendilerini ve kimliklerini sürekli açıklamak zorunda hissetmelerine de neden oluyor.
ARAŞTIRMACILARDAN BELEDİYELERE VE SİYASETE ÖNERİLER
Münih araştırması, ayrımcılıkla mücadele kapsamında yerel yönetimlere, kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik öneriler içeriyor. Araştırmacılar, Kürtlerin ihtiyaçlarını gözeten destek mekanizmalarının geliştirilmesini, kurumsal ayrımcılığın önlenmesini ve toplumsal katılımın güçlendirilmesini öneriyor.
Almanya’daki Kürt nüfusuna ilişkin genel tahminler ile Münih’teki ayrımcılık deneyimlerini inceleyen araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde, Kürtlerin toplumsal görünürlüğü, eşit haklara erişimi ve ayrımcılıkla mücadele ihtiyacı öne çıkıyor.
Kaynaklar: Münih Büyükşehir Belediyesi Demokrasi Birimi, Evangelische Hochschule Bochum, Mediendienst Integration, Robert Bosch Stiftung ve Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF)