B’Tselem: İsrail, Batı Şeria’da Filistinlilerin yaşam koşullarını ortadan kaldırmayı hedefliyor

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem, kapsamlı raporda İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin toplumsal yaşamını sürdürebilmesi için gerekli koşulları sistematik biçimde ortadan kaldırmaya yönelik bir politika yürüttüğünü belirtti.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem, Batı Şeria’daki Filistinlilerin yaşam koşullarına ilişkin yeni bir rapor yayımladı.

"Ortadan kaldırma projesi" başlıklı 249 sayfalık raporda örgüt, İsrail hükümetinin uygulamalarının Filistinlilerin topraklarından ve yaşam alanlarından uzaklaştırılmasını hızlandıran kapsamlı ve koordineli bir mekanizmaya dönüştüğünü savundu.

Raporda; yerleşimci şiddeti, hareket kısıtlamaları, topraklara el konulması, yerleşimlerin genişletilmesi, ekonomik baskı ve Filistinlilerin siyasi ve toplumsal kurumlarının zayıflatılması gibi uygulamaların birlikte değerlendirildiği belirtildi. 

Raporda hedefin “şiddet ve sindirme, hareket kısıtlamaları, ekonomik boğulma, sosyal ve siyasi yıkım, etnik temizlik ve toprak fethi”ne dayandığı belirtiliyor. 

B’Tselem, özellikle 2022 sonunda mevcut İsrail hükümetinin göreve gelmesinden ve Ekim 2023’ten sonra bu politikaların hız kazandığını kaydetti.

Rapora göre Batı Şeria’daki yolların toprak yığınları ve kontrol noktalarıyla kapatılması, tarım arazilerine erişimin engellenmesi, yıkımlar ve yerleşimci saldırıları Filistinli toplulukların yaşamını giderek daha fazla zorlaştırıyor. Örgüt, bu uygulamaların sonucunda bazı Bedevi topluluklarının yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını ve sağlık ile eğitim gibi temel hizmetlere erişimin de ağır biçimde etkilendiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler verileri de Batı Şeria’da İsrail güçlerinin operasyonları, yerleşimci şiddeti, yıkımlar ve hareket kısıtlamalarının konut, geçim kaynakları ve temel hizmetlere erişimi olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

B’Tselem, yaşanan sürecin yalnızca münferit güvenlik uygulamalarından ibaret olmadığını, Filistinlilerin Batı Şeria’daki varlığını ve toplumsal yaşamını sürdürebilmesini giderek daha fazla tehdit eden sistematik bir politika niteliği taşıdığını ifade etti.